Enflasyon artmaya devam ederken, alınan yetersiz tasarruf tedbirleri...
Ülkemizde şubat ayında da enflasyonun yükselişi devam etti. Bu bağlamda, Şubat ayı enflasyonu, yüzde 2.76 olarak açıklandı. Yıllık enflasyon ise, (Geçen Şubat’ dan bu Şubat’a) yüzde 40.22’ ye ulaştı. 2 aylık enflasyon da yüzde 4.79 olarak gerçekleşti.
Tüketici Fiyatları Genel Endeksi’ne göre, ana harcama grupları itibariyle bir önceki aya göre en yüksek artış yüzde 6 ile “Gıda ve Alkolsüz İçecekler” ana grubunda yaşandı. Ülkede yaşanan pahalılık, dar gelirlilerin gıda harcamalarına bile yetmemektedir.
Şubat ayı enflasyonun da özellikle, belediye su faturaları yüzde 34, cep telefonu görüşme ücreti yüzde 33, ekmek yüzde 17, hellim yüzde 16, UHT süt yüzde 15, gaz yüzde 8, kuzu eti yüzde 8,5, sigara yüzde 10 olmak üzere artışlar gerçekleşti.
Türkiye’de ise, Şubat ayı enflasyon oranı yüzde 2.96, yıllık enflasyon oranı ise, yüzde 31.53 olarak hesaplandı.
Son yıllarda , enflasyon oranlarının yüksek seyretmesinin nedenlerinden biri de, Hükümet ‘in piyasa denetimlerini düzenli olarak gerçekleştirmemesi ve fırsatçılara yaptırım uygulanmadığı içindir.
Mart ayı başında akaryakıta yapılan 6 TL‘lik okkalı zam, enflasyon endeksinde tüm aya etki edecektir. Ayrıca, akaryakıtın endeks içerisindeki ağırlığının dışında, özellikle taşımacılık, tarım, sanayi ve diğer sektörler ile elektrikte yapılacak zamları da tetikleyecektir. Piyasadaki zamların zincirleme etkisiyle gıda ürünleri daha da pahalanacaktır. Dünyada da gıda fiyatları artma eğilimindedir.
Akaryakıt fiyatlarına önümüzdeki günlerde bir kez daha zam yapılması yeni bir zam furyasına yol açacaktır. Bu bağlamda, Hükümet, Pahalılığı azaltmak için, özellikle akaryakıt zamlarını pompa fiyatına yansıtılmadan, fiyat istikrar fonu tarafından karşılamalıdır.
Son yaşanan akaryakıt zamlarının ve olası elektrik zammının da yaratacağı tüm mal ve hizmetlerdeki zincirleme fiyat artışları, geçen senenin ilk 6 aylık enflasyonunun geçilmesine, hayat pahalılığı ödeneğini artırarak, bütçe açıklarının daha da artmasına neden olabilecektir.
Hayat pahalılığından dolayı, Asgari ücret de artacağı için, personel maliyetleri de yükselecek ve piyasadaki pahalılık da katmerlenecektir. Temennim, Savaşın erken zamanda bitip de petrol fiyatlarının inmesi ve döviz kurlarının dengeli bir seyir izlemesidir.
Maaş, emekli maaşları ve asgari ücrete yapılan artışlar, pahalılık nedeniyle kısa sürede erimekte, çalışanların satın alma gücü düşmekte, borçları artmakta ve günden güne fakirleşmektedirler.
Hükümet ise, halkın en büyük düşmanı enflasyon ve pahalılığı önlemek için, ihtiyaç duyulan tedbirleri almamakta, Halkın, gerçek sorunlarına odaklanmamaktadır.
Öte yandan, Hükümet, geçtiğimiz günlerde, bölgemizde yaşanan savaşın ülkemize etkisini en aza indirmek ve muhtemel ekonomik dalgalanmalardan korumak gerekçesiyle 1. Tasarruf ve Ekonomik Tedbirler Paketi’ni hayata geçirme kararı aldı. Keşke bu tedbirlerin çok daha fazlası daha önce alınsaydı.
Buna göre;
1)Resmi tören, resepsiyon, temsil, ağırlama ve organizasyon giderlerinde %50 tasarruf yapılacaktır.
2)Hanehalkı yardım kalemlerinde %50 tasarrufa gidilecektir.
3)Devlet hizmet araçlarının kullanımı sınırlandırılacak, akaryakıt giderleri %50’yi aşmayacak şekilde kontrol altına alınacaktır.
4)Ek mesai ödeneklerinde %20 tasarruf yapılacak, zorunlu olmadıkça ek mesai uygulanmayacaktır.
5)Zorunlu münhaller dışında yeni kamu istihdamları geçici olarak durdurulacaktır.
6)Üst kademe yöneticiler ve siyasi memurlar için harcırah ödemeleri durdurulacaktır.Bizde, kamu yönetiminde siyasi memur diye bir kadro yoktur.
7)Bakanlık bütçelerinde yer alan bazı mahalli projeler geçici olarak ertelenecek, yalnızca zorunlu projeler sürdürülecektir.
Alınan bazı önlemlerle ilgili tespitler ve değerlendirmeler yapmak istiyorum. Şöyle ki;
Örneğin, 2026 bütçesi hazırlanırken, pek çok kalem, yüzde 35 -40 bandında artırılırken, 1. Maddedeki giderler, enflasyon beklentisinin çok üzerinde ( yüzde 100)artırılmıştı. Şimdi ise yüzde 50 tasarrufa gidiliyor.
2. maddedeki hanehalkına yardım kaleminde yüzde 50 tasarruf yapılacak deniyor. Bu kalem toplumun en yoksul, yardıma muhtaç fertlerine yapılan yardımdır. Amacı dışında kullanılmıyorsa, ülkede bu kadar pahalılık yaşanırken, bu kalemde azaltma yapılması doğru değildir.
Ek mesai ödeneklerinde yüzde 20 tasarruf yapılacağı söyleniyor. Ek mesailer esas olarak, hastanelerde, sivil havacılıkta, polis teşkilatında ve Maliye Bakanlığının bazı dairelerinde yoğun olarak uygulanmaktadır. Bu alanlarda vardiya sistemine geçmeden, tasarruf yapılması pek mümkün görülmemektedir.
Zorunlu münhaller dışında, Yeni kamu istihdamları yapılmayacak denmektedir. son 4 yıldır kamuya, sınavsız, münhalsiz geçici ve sözleşmeli binlerce personel, siyasi yakınlık gözetilerek alınmıştır. Geç kalınmış bir karardır. Umarım, ihtiyaç olan ve kadrolu olarak Kamu Hizmeti komisyonu tarafından alınacak olan personellerin istihdamı durdurulmaz.
Resmi Hizmet araçları da maksadı dışında kullanılmamalıdır. Amacı dışında mı kullanılıyor da, yüzde 50 tasarruf yapılacak?
Naçizane görüşüm, bu tür tedbirlerin daha fazlası, bölgemizde savaş çıkmasına gerek kalmadan, çok daha önceden açıklanmış olmalıydı. Ayni zamanda, bu tedbirlerin yetersiz olduğunu ve gelirleri artırmaya yönelik, herhangi bir tedbir alınmadığını da düşünüyorum.







