Serhat İncirli

Serhat İncirli

Déjà vu!

A+A-

Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, geçtiğimiz Cuma günü yaptığı açıklamada Kıbrıs’ın “Yunan dış politikasının en önemli unsuru” olduğunu söyledi.

-*-*-

Doğrudur!

Aynı şey sanırım Kıbrıslıların öteki anası Türkiye için de geçerli!

-*-*-

Ülkesinin parlamentosuna hitap eden Gerapetritis, adanın “ulusal dış politikamızın acil ve başlıca önceliğini oluşturduğunu” ve “asla terk edilmeyeceğini” ifade etti.

-*-*-

“Bu dönemde, Crans-Montana’dan sonra durgun kalan Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik gayriresmî görüşmeler yeniden başlatıldı ve şimdiden sonuçlar verdi,” dedi!!!

-*-*-

“Gayriresmî görüşmeler yeniden başlatıldı”!!!

“Sonuçlar da alındı”!!!

Bizim mi haberimiz yok?

-*-*-

Neyse; sözünü ettiği sonuçlar arasında, geçen yıl Ekim ayında “… birleşme yanlısı aday Tufan Erhürman’ın Kıbrıslı Türk lider olarak seçilmesinin” de yer aldığını kaydeden Gerapetritis, o dönemde Erhürman’ın seçilmesinin “adanın yeniden birleşmesi için yeni bir umut ve beklenti sayfası açtığını” söylemişti…

-*-*-

Bu haberi Rum basınından aldım…

Çok az yorumladım!

-*-*-

“Déjà vu!”

Déjà vu, Türk dilinde de kullanılan bir ifadedir…

-*-*-

Ne demektir?

Déjà vu, Fransızca bir terimdir ve anlamı “daha önce görülmüş / yaşanmış” demektir.

-*-*-

Bir kişinin, ilk kez yaşadığı bir anı ya da durumu sanki daha önce aynen yaşamış gibi hissetmesi durumunu ifade eder. Örneğin bir yere ilk defa gittiğiniz hâlde, orayı ve o anda olacakları önceden biliyormuş gibi hissetmeniz déjà vu’ya örnektir.

-*-*-

Bazı kaynaklara göre Déjà vu “psikolojik bir olgu”dur ve genelde kısa süreli olur (birkaç saniye)…

-*-*-

Neden oluştuğu tam olarak bilinmez…

-*-*-

Bilgisayar hatası gibi diyebiliriz!

-*-*-

Bazı kaynaklara göre, “… beynin bilgi işleme sırasında kısa süreli bir senkronizasyon hatası”dır!

Yani o an, yaşanan, görülen, sanki hafızada eski bir anıymış gibi algılanır!

-*-*-

Yorgunluk, stres veya dikkat dağınıklığının Déjà vu’ya sebep olabileceği de kaydedilir…

-*-*-

Ve hepsinden önemlisi, çoğu insan hayatında en az bir kez déjà vu yaşar ve genellikle normal kabul edilir.

-*-*-

Ancak çok sık ve yoğun yaşanıyorsa, nadiren nörolojik durumlarla ilişkilendirilebilir…

-*-*-

Nörolojik durum nedir?

Abi çok kısa anlatayım, Dr. Sıla Usar İncirli’nin uzmanlık alanıdır, fazla girmeyeyim ama “Alzheimer ve diğer demans türleri” dahil; sinir sistemi ile ilgili “durum”lardır!

-*-*-

Dr. Sıla Usar İncirli kimdir?

Tabii ki bu soruyu sormak da son derece “nörolojik” bir durum olabilir ama yazıyla bağlayacağım ve o yüzden sormak zorundayım!

-*-*-

CTP’nin genel başkanıdır…

-*-*-

CTP’nin bir önceki genel başkanı da Tufan Erhürman’dır!

-*-*-

Tufan Erhürman, en yukarıda bahsettiğimiz gibi, Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis’e göre “Kıbrıs’ta birleşme yanlısı bir kişidir”…

-*-*-

Ve Tufan Erhürman’ın seçilmesi de tabii ki büyük bir umuttur!

-*-*-

Peki Déjà vu?

Ne alaka?

-*-*-

Erhürman Cumhurbaşkanı seçildiği için bu ülkede her yüz seçmenden 65’i çok mutlu olmuştur!

Ben dahil!

-*-*-

Ve belki de bu yüzde 65’lik seçmenin yüzde 90’ı “Kıbrıs sorununun çözümü artık daha kolay, hatta federal çözüm kesindir” demiştir!

-*-*-

Déjà vu’ya gel Serhat!

-*-*-

Anlatayım!

-*-*-

Rauf Raif Denktaş’ı, çözümsüzlüğün adresi, uzlaşmazlığın ta kendisi olarak görüyordum!

-*-*-

Ve belki de siyasi yaşantımda, sadece Kıbrıs’ta değil, tüm Dünya’da en güvendiğim, en saygı duyduğum, en doğru, en düzgün kişi Mehmet Ali Talat, Denktaş’ın yerine Cumhurbaşkanı veya Toplum Lideri seçilmişti…

-*-*-

Ve ben o günlerde Londra’daydım!

“Senin yüzünden göç ettim Denktaş, gidişin dönüşüm olacak!” sloganının ikinci kısmını (gidişin dönüşüm olacak) ilk düşünen bendim… İlk kısmını, yani “Senin yüzünden göç ettim”i düşünen ve öneren sevgili Artun Gökşan kardeşimdi!

-*-*-

Ve seçim sonuçlarının açıklandığı akşam, saatlerce; evet saatlerce ağlamıştım!

Mutluluktan!

-*-*-

Bu iş bitti artık!

Yaşasın barış!

Yaşasın federal çözüm!

Artık, “Kıbrıs’ta barış engellenemez”di!

-*-*-

Derken, “hayaller” ve “gerçekler” önümüze gelmeye başladığı anda; gerçeklerin çok ağır bastığını görmeye başladım!

-*-*-

O günlerde Avrupa – Afrika’da yazılar yazıyordum!

Londra Mektubu diye…

Ve arşivler ortadadır; “Mehmet Ali Talat’a, Türkiye’de beyin nakli yapıldığını ve Denktaş gibi düşünmesinin sağlandığını” dahi “kara mizah” çerçevesinde yazmışlığım vardır!

-*-*-

CTP’liler arasında bu yazılara çok kızanlar hatta Londra’ya kadar gelip, orada çalıştığım – CTP yanlısı – kardeşlerimin yönetimindeki gazeteden “atılmamı” isteyenler bile olmuştu!

-*-*-

Hala “Déjà vu”ya gelmedin Serhat!

-*-*-

Hayır geldim!

İçindeyim!

-*-*-

Sorun, Talat ya da Erhürman gibi gerçekten bu toplumun çok güzel – en güzel evlatlarının lider olmaları, seçilmeleri değildir!

-*-*-

Sorun sistemdir!

-*-*-

Bu sisteme “isyan” etmek de Talat, Erhürman ya da CTP’nin “kültüründe” ezilmiş bir “nörolojik” durumdur!

-*-*-

“Gerçekler” acıdır’!

Acı gerçek Ankara’dır!

Acı gerçek Atina’dır!

Acı gerçek Londra’dır!

Acı gerçek Brüksel’dir!

Hatta en acı gerçek Donald Trump’tır!

-*-*-

Erhürman’ı ya da CTP’yi “yeniden birleşmenin adresi” olarak görmek elbette bir haktır…

Talat’ı da görmüştük!

Ve şu anda gördüğümüz – yaşadığımız bir “Déjà vu”dur!

Çünkü KKTC, “zavallı bir sömürge uydurması”nadan başka bir şey değildir!

-*-*-

Efendim, Erhürman ve CTP’liler silahlanıp, Türkiye’ye – Yunanistan’a tüm analara veya babalara karşı savaş mı açsın?

Bunu söylemek veya beklemek de çok ciddi bir nörolojik sıkıntı hatta doğrudan “sıfır beyin” pozisyonudur!


5825cuj0lp6k-talat-erhurman-ziyaret.jpg

İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman...

Bu yazı toplam 608 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar