Epstein Savaşı!
Ne söylersek söyleyelim, ne yazarsak yazalım, Amerika’nın İran’a neden saldırdığını tam veya net bir şekilde açıklayabilmiş olmayız!
-*-*-
Amerikan New York Times gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırmaya ikna olmasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun etkili olduğunu iddia etti!
-*-*-
İsrail’in İran ile derdi olabilir ama Amerika’nın olmamalı!
-*-*-
İsrail Yönetimi, kendisine karşı en büyük tehdit olan Hamas ve Hizbullah’ı en başta İran’ın desteklediğine inanıyor…
-*-*-
Bölgenin efendisi benim, İran değil!
Nükleer silah olacaksa sadece bende olur, İran’da olmaz!
İsrail yönetimi bu inançtadır!
-*-*-
Ve Amerika aslında İsrail; İsrail de Amerika’nın ta kendisidir!
-*-*-
Neden ya da nasıl?
Elbette çok spekülatif bir değerlendirme olarak algılanabilir ama Amerika’yı İsrail Lobisi yönetir!
-*-*-
Aynı lobinin baskısıyla da Amerikan vergi mükellefleri, İsrail ordusunun masraflarını öder!
Resmi rakamlara göre İsrail’in yıllık askeri harcamalarının beşte birini Amerika karşılar!
Ancak savaş dönemlerinde - ki İsrail sürekli savaş dönemi içerisindedir – bu oran beşte üçün üzerindedir!
-*-*-
Daha önce de aynı iddiayı yazmıştım; İsrail – Amerikan ortak yapımı saldırıda hedef sadece İran’ın nükleer gücü veya İran’daki rejim değildir!
-*-*-
Bu saldırıda (spekülatif bir yorum olacak ama) ana hedef İslam Dini’dir!
-*-*-
Evet “net gerçek” yok!
Haliyle, spekülasyon yapıp komplo teorileri üretmek zorunda kalıyor gibiyim ama İsrail ve Amerika; Sünni Müslümanları da kesinlikle İran’a karşı savaşın içine çekmeye çalışıyor!
-*-*-
Suudi Arabistan ile İran’ın jeopolitik rekabeti eğer “mezhep ayrılığı” ile birleştirilip savaşa dönüşürse; İsrail’in ve tabii ki Amerika’nın işi daha kolay olacak!
-*-*-
Bazı istatistiklere göre, Dünya Müslümanlarının yaklaşık yüzde 85–90’ı Sünni, yüzde 10–15’i Şii’dir…
-*-*-
Sünni – Şii kavgası veya farklılığı nasıl başladı? 632 yılında İslam Dini Peygamberi Hz. Muhammed yaşamını yitirdi…
-*-*-
Ardından, “Peki şimdi bizi kim yönetmeli?” tartışması çıktı!
Yani “Halife” kim olacaktı?
-*-*-
Sünniler, liderin (halife) toplum tarafından seçilebileceğini savundu…
İlk halife olarak Ebu Bekir’i kabul etti.
-*-*-
Şiiler, liderliğin peygamberin ailesinden gelmesi gerektiğini savundu ve Ali’nin peygamber tarafından işaret edildiğin ileri sürdü…
-*-*-
Ve iki büyük mezhep o ayrılıktan bugüne çok ciddi inanç farkları olmaksızın geldi…
-*-*-
Irak, Suriye gibi ülkelerde çok daha ciddi çatışmalar yaşandı…
Türkiye’de de ciddi “ayrımcılık” olduğu gayet iyi biliniyor…
-*-*-
Yemen’de zaten İran yanlısı Şii Husiler ile Suudi Arabistan yanlısı Sünni’ler bir birini doğramaya devam ediyor!
-*-*-
Peki ne olacak?
-*-*-
Allah korusun; umarım komplo teorim sadece bu sayfada yer tutan “boş” veya “boşuna” bir yazıdan ibarettir!
Ama değilse; Körfez ülkelerindeki – ABD yalakası Sünni şeyhler – krallar – prensler; hiç utanmadan ve çekinmeden İran’a karşı savaşa girerse; ortalık çok daha fazla karışacak!
-*-*-
Hali hazırda petrol – doğal gaz krizi başlamış durumda!
Çok daha fazla artacak!
-*-*-
Haaaa “Haçlı Orduları” savaşa dahil olur mu?
-*-*-
Yani mesela AB üyeleri ve İngiltere’den söz ediyorum!
-*-*-
Onları savaşa çekmek çok kolay!
-*-*-
Başkentlerinde iki bomba patlat; patlatanın İran yanlısı Hizbullah üyesi olduğunu duyur, tamamdır!
Mossad da CIA de bu konuların “piri”dir!
-*-*-
Bir de şunu unutmamak lazım!
Kıbrıs çok önemli!
-*-*-
İran, gerekçesi ne isterse olsun Kıbrıs’taki Amerikan hedefleri iddiasıyla Ada’ya; Ağrotur ve Dikelya sınırları dışında kalan yüzde 97’lik alana bir veya iki dron daha düşürür veya düşürtürse; Avrupa Birliği’ni yönetenlere, “Bu bize yapılan bir saldırıdır” şeklinde “haydi savaşa gidiyoruz, jetler havalansın” şansı verebilir!
-*-*-
Kısacası sevgili kardeşlerim; “son komplo teorimi yazayım - Epstein meselesinde Trump’ın çok kirli çamaşırları tam ortaya dökülecekken başlatılan bu saçma savaş; on binlerce insanın canına; milyonlarca insanın ekmeğine mal olacak gibi görünüyor!
-*-*-
Bence bu savaşın adı Epstein Savaşı’ndan başka bir şey olamaz!
Ve “İnşallah”; akıllı Müslümanlar, ahlaksız Amerika ve İsrail’in oyununa gelip bir birlerini vurmaz!
Amin!
Cehalet da bir yere kadar!
Adam sosyal medya hesabından sayfalar dolusu yorum yazıyor…
“İşte görün, İngilizlere üsleri hediye eden Hristodulidis, tüm Ada’yı hedef yaptı!”
-*-*-
Cehalet da bir yere kadar be gavollem!
-*-*-
Üsleri, Hristodulidis mi hediye etti?
Yoksa o üslerin sahibi olan İngiltere, tüm Ada’yı hepimize mi hediye etti!
-*-*-
Hediye dediniz de aklıma geldi!
İngiliz Ada’nın sadece yüzde 3’ünü kendi için ayırıp, yüzde 97’sini bize hediye etmezden 80 sene kadar önce, dedeniz Abdülhamit, Ada’yı İngiliz’e hediye etmişti; unutmayın!
-*-*-
Haaa bir de “üst” değil, “üs”!
-*-*-
Üst; ayrı bir şey!
Mesela “Üst – el”; KKTC’yi yöneten “en yukarıdaki kişi” olarak kabul edilebileceği gibi; başbakanımızın da soyadıdır!
-*-*-
KKTC’yi yöneten en yukarıdaki kişi kimdir?
Bence kesinlikle Tayyip Beydir!
-*-*-
Sıkıntım yoktur!
Sorunum hiç bulunmamaktadır!
Hatta Allah üstümüzden eksik etmesin!
-*-*-
Bu arada belirtmekte fayda var; Üst – el ya da alt eller; bir an önce, olası akaryakıt krizini, olası elektrik krizini ve kesin olan ekonomik iflası düşünmeye başlasalar iyi olur!
-*-*-
Son bir yorum; Yunanistan Kıbrıs’a iki veya dört savaş uçağı gönderdi diye “federal çözüm imkansız” yorumunu yapanlara da şunu söylemek istiyorum; Türk savaş jetlerinin KKTC’de konuşlandığı havaalanınız var demek ki “federal çözüm kesindir, kaçınılmazdır!”…
-*-*-
Düz mantıkla düşünün!
Değilse, Ramazan ayındayız, oruç sinirinizi bozmuş olmasın, doktora görünün!

Lefkoşa’da Saçaklı Ev’de geçtiğimiz Pazartesi akşamı muhteşem bir sergi açılışına katıldık… İzciliğin Kıbrıs’taki tarihsel yolculuğunu anlatan “Celal İzcibayar-İzciliğin İzi” adlı sergi gerçekten muhteşem… Avrupa İzci Örgütü üyesi Serhat Bayar tarafından hazırlanan, izciliğin Kıbrıs’taki tarihsel yolculuğunu ziyaretçilere iki ayrı bölüm olarak sunan sergi yarına kadar gezilebilir.
Serginin ilk bölümünde, Kıbrıs’ta 1920-1974 yılları arasında gerçekleştirilen izcilik faaliyetlerini belgeleyen 70 fotoğraf yer alıyor. İkinci bölümde ise “Bir yeminin ardından izcilikte geçen 80 yıl” temasıyla, Kraliçe II. Elizabeth tarafından İmparatorluk Onur Payesi sahibi, 80 yıllık izci ve Uluslararası İzci Komiseri Celal İzcibayar’ın (Fotoğrafta) izcilik hayatını yansıtan kişisel eşyaları sergileniyor…(Fotoğraf: Erol Uysal - TAK)







