1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Covid-19 ve Biz…
Kutlay Erk

Kutlay Erk

SİYASET MEYDANI

Covid-19 ve Biz…

A+A-

Kuzey Kıbrıs’ta da görülen yeni tip korona virüs Covid-19, BM’nin Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” yani küresel salgın olarak nitelendirdi; dünya şimdi bu bulaşıcı ve özellikle de üçüncü baharını yaşayanlar için öldürücü nitelikteki virüs ile boğuşmakta…

Bu virüse karşı önlem almakta geciken ülkelerde insani hasar artınca sert önlemler alınmaya başlanmış. Bizde durum ne?! Olayın başlangıcından itibaren önlemler konuşulmakta idi, görülen ilk vaka ile birlikte de ciddi önlemler uygulamaya girdi. Ancak, vaka sayısı da şimdilik az olsa bile, artmaktadır. Okullar tatil edildi. Etkinlikler, toplantılar ve çok sayıda insanın bir araya geleceği herhangi bir çalışma iptal edildi. Ülkeye giriş-çıkışlar konusunda da hükümet uygulamalı kararlar alındı.

Yurttaşlarda ise panik var… Özellikle sosyal medyadaki paylaşımlar yurttaşların alış-verişe saldırısını yarattı; ne öneriliyorsa almaya ve stoklamaya çalışıyorlar… Felaket tellalığı yapan da var, aklı başında öneriler yapan da… Abartanlar da var, “Bize bir şey olmaz” havasında olanlar da… Endişe ve korku yayılıyor… Önceleri, sokaklarda ağız maskesi ile dolaşanlar artmışken, şimdilerde sokaklar boşalıyor. Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu’na başkanlık etti, bir dizi önlemler açıklandı ama iki sınır kapısının tek taraflı olarak kapatılması kararı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Cumhurbaşkanı Akıncı, Başbakan Tatar ve Başbakan Yardımcısı Özersay arasında polemik konusu oldu… Sırası mı, yeri mi?! Değil aslında; hakla konuşulması gereken o kadar konu varken, onlar halka bunu konuşuyor. Yazık ki ne yazık?!

Halka yönelik koruyucu sağlık önlemleri yerinde; uygulamasında ise ihmal ve kusurlar var. Karantinaya alınan Port View Hotel’de yaşananlar bu ihmal ve kusurların en bariz örneği olarak Havadis Gazetesi’nin ön sayfasından verildi. Bu konudan hükümet sorumlu ama asıl sorumlu bürokrasidir; herhalde bakanlar kurulu üyeleri verdiği genel kararların, örneğin genel temizlik ve dezenfekte çalışmalarının uygulanmasını kendisi yapacak değildir… Sezar’ın hakkı Sezar’a… Belli ki bürokrasi oturmuş, Bakanlar Kurulu’nun genel önlemler kararlarını işi yapma talimatı gibi algılamamış ve “Söylesinler de yapayım” tavrında bekler olmuş… Karantina altındakiler de sürünsün…

Okullar kapatıldı; koruyucu sağlık önlemleri açısından doğru ama eğitimin ne olacağı açısından eksiklikler var. Türkiye’de de okullar kapatıldı ama internet ortamında eğitimin devamı için önlem almışlar. Elâzığ depremzedesi öğrenciler için uygulamaya konulan uzaktan öğrenme sistemi “Eğitim-Bilişim Ağı” (EBA) geliştirilerek, zorunlu tatil süresinde ders ortamı evlere taşınıyor. Uygulama tüm sınıflar düzeyinde olacak ve öğrenciler kendi öğretmen ve sınıf gruplarıyla iletişim kurmaya devam edecek. Okullar yeniden açıldığında ve yüz-yüze dersler başladığında da telafi programları uygulanacak ve öğrencilerin öğrenim programlarının aksaması ortadan kaldırılacakmış. EBA uygulamasında olası aksamalara karşı senaryolar da hazırlanmış; yani felaket döneminde eğitimde yaşanabilecek kayıplar asgariye indirilmiş olacak. EBA’nın bu uygulaması belki felaketlerin getirdiği zorunluk ama geleceğin öğrenim sistematiği açısından da bir ön uygulama olacak; teknolojinin ilerlemesi, geleceğin öğrenim faaliyetinin şimdinin klasik okul formatından çıkacağının ipuçlarını vermektedir.

Kuzey Kıbrıs’ın öğrencileri ne olacak?! Zorunlu tatil ile kaybedilen eğitim zamanı nasıl telafi edilecek; üniversitelere hazırlanan öğrencilerin durumu ne olacak? EBA yok da başka bir önlem var mı? Sıkıştırılmış müfredatla eğitim veya yaz tatilini kısaltma gibi düşünceler olabilir ama okulların zorunlu tatil süresi şimdi açıklanan tarihte bitecek ise geçerli olabilir; daha da uzatılırsa ne olacak? Hükümet öğrenimin sürekliliği için de önlemleri şimdiden senaryolar şeklinde hazırlamalıdır. 

Genel ekonomi ve pazar faaliyetlerine gelince, durum pek de iç açıcı değil. Öncü sektörler olan turizm ve yüksek öğrenim iyicene darbe almış durumda, pazar faaliyetleri gerilemiş, Rum müşteriler yitirilmiş, eğlence sektörü nedeyse zorunlu tatilde… Kalabalık işyerlerinde çalışmayı devam ettirmekte işveren ve çalışan sıkıntılı; çalışsalar sağlık tehdidi var, çalışmasalar gelir derdi var… Ve bu arada, durum ne olursa olsun, bankalardan kullanılan kredilerin faizleri de kesintisiz, gün-be-gün ve tık-tık işlemekte… Özel sektör işverenleri çalışanlarını geçici bir süre için zorunlu nedenle durdursa ve çalışanlara “Bu felaket geçene kadar şimdilik işsizlik ödeneği ile idare edin bakalım” dese, Sosyal Sigortalar bu işsizlik ödeneklerini ödeyebilecek mali kaynağa sahip mi? Hükümetin bu konuda bir önlemi var mı? Ya kayıt dışı çalışanlar ne olacak?

Bu hükümetin muhalifi olmak başka bir şey, doğruyu söylemek ise dürüstlük… Yabancı para birimlerine karşı TL yeniden değer kaybediyor, yurttaşın satın alma gücü gene azalıyor, pazar faaliyetleri geriliyor. Önceki hükümet dönemindeki krizde, Rum müşterilerin katılımı ile pazar faaliyetleri yükselişe geçmiş, devletin gelirleri de artmıştı. Şimdi bu da yok ve TC’den maddi kaynak transferi de “Yaz tahtaya – bak haftaya” hikayesi… Yani şimdiki hükümet Dörtlü Koalisyon’un yaşadığından daha derin bir mali kriz yaşayacak… “Akıllı gider yönetimi – akılcı gelir yönetimi” konusunda önceki hükümet kadar başarılı da olmadığı için bu günlerin krizinin ekonomide dibe sarmal yaratacağı endişesi var; keşke haksız olsa, yanlış çıksa…

Covid-19 küresel bir felaket, Kuzey Kıbrıs da bundan nasibini alıyor. Hükümet, muhalefet ve ilgili tüm sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapabilirse, onların de aklını, katkısını, deneyimlerini kullanabilirse virüse karşı yaşamın her yolunda mücadele daha başarılı olabilecek, toplumsal bir mücadele sinerji ile yürütülecek. “Ben bilirim, ben yaparım” tarzı ve seçimler için avantaj yakalama hırsı ile hareket edilirse, genel sağlık, ekonomi ve eğitim dibe yolculuğunda hız kazanacak.     

Bu yazı toplam 1604 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar