1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Bn Cuellar’ın Yazacağı Rapora Şimdiden Verip Veriştirenlere
Kutlay Erk

Kutlay Erk

SİYASET MEYDANI

Bn Cuellar’ın Yazacağı Rapora Şimdiden Verip Veriştirenlere

A+A-

BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Bn Cuellar üçüncü turunu da tamamlayıp hafta başı adadan ayrıldı. Kendileri şimdi raporunu yazıp BM Genel Sekreterine (BMGS) verecek.

Cumhurbaşkanı (CB) Tatar ve yoldaşları telaşlarda… Bn Cuellar raporunda Kıbrıs Türk tarafını suçlayacak endişeleri var; hem bir de doğruları yazmayacakmış…

Demek ki marifet değilmiş zamanında BMGS’nin resmi temsilci atamasını kabul etmemek ve kişisel temsilci atamasına sebebiyet vermek…. Tarafların onayı ile resmen atanmış olsa idi Bn Cuellar, diplomasi gereği, kendisinin atanmasına onay veren tarafların liderlerine hazırladığı raporun taslağını sunacak, onlardan görüş ve katkı isteyecekti. BMGS’nin kişisel temsilcisi olduğu için raporunu hazırlayıp doğrudan BMGS’ye verecek; kime göre, neyi doğru – neyi yanlış yazdığı gibi konulara da muhatap olmayacak. Dolayısıyla, endişelenenler, suçlananlar olacaklar gibi bir kaygıdalar…

Bizim taraftan, sağ liderlerin ekibinde görev tapmış bir emekli diplomatın yaptığı bir eleştiriye göre Bn Cuellar raporunda “Kıbrıs halkı” yazmış, hatalı imiş… Katılırım! Eleştiriyi yapanın hatalı bulma nedenini bilmem ama benim nedenim sosyalist teori kaynaklıdır. Kendi geleceğini tayin hakkı halklarındır; bunun ilk uygulamasını da 31.12.1917’de Lenin Finlandiya halkının kendi kaderini tayin etme hakkını Rusya’dan ayrılmak üzere kullanmasını kabul ederek uygulamıştır. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar da Kıbrıs’ta geleceklerini tayin etmek üzere Nisan 2004’te BM nezaretinde yaptıkları referandumlarda BM Belgesi’ni (Annan Planı) ayrı ayrı oylamıştır ve BM de sonuçlarını ayrı ayrı geçerli kabul etmiştir. Yani Kıbrıslı Türkler ve Rumlar iki ayrı halk olarak kendi kaderlerini tayin etme hakkını ayrı ayrı kullanmıştır. Kıbrıslı Türkler BM’nin önerdiği şekli ile federal yapıda birleşmeyi kabul etmekten yana, Kıbrıslı Rumlar da birleşmeyi reddetmekten yana kullanmışlardır. İki halkın kararlarını ayrı ayrı BM de teyit ve tescil etmiştir. Kıbrıs’ta iki ayrı halk değil de tek halk olsa idi, adanın geleceğini tayin etmek üzere adanın tüm yurttaşlarının toplam oyunun nasıl dağıldığına bakılacaktı. Dolayısıyla, adada iki ayrı halk vardır; sosyalizm bilimi de, BM’nin referandum uygulaması da bunu doğrular. Bir hususu da kısaca belirtemem gerekiyor. Kıbrıs Rum komünist partisi AKEL adada tek halk olduğu tezini savunur; bunun nedeni de tek halk – tek işçi sınıfı – tek sosyalist/komünist parti stratejisidir. Yani Kıbrıslı Türk sosyalist partiler AKEL’in “kuyruğunda maşrabba”… Doğrusu, iki halkın işçi sınıflarının kendilerinin sosyalist/komünist partileri olması ve o partilerin de bir konfederasyon çatısında ortaklaşmasıdır. Bu konuyu sosyalist ideolojinin daha derin ve bilimsel açılımları ile tartışmak başka bir köşe yazısı konusu olsun ve dönelim bu köşe yazımızın konusuna…

CB Tatar diyor ki, ne gereği varmış ki de Bn Cuellar bir sürü sivil toplum örgütü ile de görüşmüş; kendisi ile görüştüğü yetmeliymiş, kendisi de Kıbrıs sorununu Türkiye ile birlikte yürütüyormuş. Ayrıca CB Tatar kendini eleştiren Kıbrıs Türk muhalefetine de çatarak niye Ankara’yı eleştirmiyorlarmış diye hedef de gösterdi… Bir deyiş var, “Şecaat arz ederken merd-i Kıbti sirkatini söyler” derler… Bu deyiş 18. Yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp Paşa’ya aittir… Bugünkü Türkçeye doğrudan çevirisi Kıbti beyi, yiğitliğini anlatırken hırsızlığını örnek verirmiş… Eskilerde kalan bir deyiş, CB Tatar’ın sözleri ile hafızaya düştü… Kendisi Kıbrıslı Türklerin lideri ama BM’nin Kıbrıs sorunu üzerinde çalışma yapacak bir diplomatı Kıbrıs Türk halkını temsil eden sivil toplum örgütleri ile görüşmemeliymiş; kendisi de Kıbrıs sorununu nasıl halledeceğini Türkiye ile konuşuyormuş zaten…Tevekkeli değil de Bn Cuellar “Kıbrıs sorununun çözümünde liderler halklarının ne istediğini dikkate alsın” dedi 

CB Tatar görüşme masasına oturmak için 3D istemiş… İlginçtir, 3D mühendislikte ve mimarlıkta “üç boyut” yerine kullanılan bir kısaltmadır. CB Tatar’ın 3D’si farklı “Doğrudan temas, ticaret ve uçuş” imiş. Daha önceleri masaya oturmak için KKTC’nin tanınmasını istiyordu, sonralarına eşit uluslararası statü ve egemen eşitlik dedi, şimdilerde de 3D… Bn Cuellar tekrar gelirse ne isteyecek belli değil ama belki önce 2D, sonra da 1D der…

CB Tatar’ın ve çevresindekileri bir diğer eleştirisi de Bn Cuellar görev sınırlarını aşmış; hatta haddini de aşmış… Bn Cuellar BMGS tarafından atanmış bir diplomat, mandasını o vermiş, yetkileri onun tarafından belirlenmiş. Eğer siz BMGS’nin resmi temsilci atamasını kabul etmiş olsa idiniz, icazeti de yetkisi de sizden de sorulacaktı…Marifetti resmi atamayı kabul etmemek, değil mi?! Bayağı da bir övünmüştünüz resmi değil de kişisel atama yapılması gibi bir başarınızla, değil mi? Şimdi de pirincin taşını ayıklayamıyorsunuz…

Çözüm sürecinin başlamasına engel çıkarmaktan mütevellit yoğun toplumsal tepki ile karşılaşan CB Tatar, kendinin gelecek CB seçimlerinde aday olabilme itibarını kurtarmak için medya kanalları üzerinden kendini savunmaya çalışmaktadır; yarattığı sonucun halktaki tepkisinden çok kötü şekilde etkilemiş… O kadar ki “Bana ne kızarsınız, Türkiye ile yaptım, Ankara’ya niye söz söylemiyorsunuz” diyerek Ankara hükümetini de “sattı”… Tutun ki öyledir ve Ankara dedi CB Tatar da yaptı; o zaman CB Tatar niye Kıbrıslı Türk lider diye bir makamı işgal ediyor… Çekilsin; bıraksın da Ankara doğrudan yapsın, Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs sorununun çözümünü doğrudan Ankara ile görüşsün… Kıbrıslı Rumların 1974’den beri ısrarla istediği gibi, Kıbrıslı Türkler ve Tatar öncesi 4 CB’nin istemediği gibi…

Peki, bundan sonra ne olacak?! Bn Cuellar’dan aldığı raporu kullanarak BMGS BM Güvenlik Konseyi’ne mutat altı aylık raporunu sunacak; BM Barış gücünün süresinin uzatılmasını isteyecek ve çözüm süreci görüşmelerinin başlayabileceğine dair güçlü umudunu vurgulayıp, bu nedenle de Bn Cuellar’ın kişisel temsilcisi olması statüsünü kısa bir süre daha uzatacağını bildirecek. BMGS’nin güvendiği dağ da “Elini taşın altına koyacağını” sürekli tekrarlayan ve siyasette ustalık döneminde ilginç manevralar ve pragmatik dönüşümler yapan TC CB Erdoğan olacak. Bugünlerde Bn Cuellar’a verip veriştirenler de adaya yeniden gelecek olan Bn Cuellar’a “Hoş geldiniz muhterem efendim” diye reverans yapacaklar… Çözüm güçleri?! Yarın 19 Mayıs, “Dağ Başını Duman Almış” anımsanacak her tarafta; Kıbrıs Türk Çözüm Güçleri bu marşı diline pelesenk etsin…     

Bu yazı toplam 773 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar