1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Avrupa Parlamentosu’nda ortak anıt yaptırılacaksa, hem 1963, hem 1974’te kayıp edilen Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlar anısına olmalı…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

Avrupa Parlamentosu’nda ortak anıt yaptırılacaksa, hem 1963, hem 1974’te kayıp edilen Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlar anısına olmalı…”

A+A-

AKEL’in Avrupa Parlamentosu Milletvekili Yeorgios Yeorgiu’nun daveti üzerine Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda yapılan iki toplumlu toplantıda, “Kayıplar için ortak anıt”ı gündeme getirdik ve böylesi bir anıtın hem 1963, hem 1974’te kayıp edilen Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlar anısına olması gerektiğini belirttik.

Geçtiğimiz hafta içerisinde (23-26 Mart 2026) AKEL’in Avrupa Parlamentosu Milletvekili Yeorgios Yeorgiu'nun davetlisi olarak, bir grup Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum'la birlikte Brüksel'de, Avrupa Parlamentosu'nda yapılan toplantıya katıldık... Burada düzenlenen toplantıya İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve 1963-1974 olayları Mağdurları'nın ortak örgütü BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ'den Anna Hristoforu, Dudu Kılınç Cumaoğulları ve Hristina Pavlu Solomi Patça ile birlikte katıldık.  Anna'nın babası 74'te Yalusa'dan (Yeni Erenköy) bazı Kıbrıslıtürkler tarafından kahveden alınıp öldürüldü ve "kayıp" edildi, gömü yerini hala bulamadık. Dudu'nun sevgili babası 74'te Baf'ta EOKA-B'ci Kıbrıslırumlar tarafından öldürüldü, dayısı ise 1963 sonrası 'kayıp' edildi, gömü yerini hala bulamadık. Hristina'nın babası ve abisi 74'te Galatya'da bazı Kıbrıslıtürkler tarafından öldürülerek Galatya gölünde öldürülen başkalarıyla birlikte bir toplu mezara gömüldüydü. Çok değerli bir okurumuz ve ailesinin yardımlarıyla Galatya'daki her iki toplu mezarın yerini bulduyduk ve Kayıplar Komitesi kazılarında bu toplu mezarlardaki toplam 17 Kıbrıslırum'dan geride kalanlar bulunduydu, aralarında Hristina'nın babası ve abisi de vardı...

AKEL Avrupa Parlamentosu Milletvekili Yeorgios Yeorgiu’nun davetine toplam 35 Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum’dan oluşan bir grup katıldı ve davet üzerine bu grupta biz de yer aldık.

 

NELER SÖYLEDİK…

AKEL’den Avrupa Milletvekili Yeorgiu'yla 25 Mart 2026 Çarşamba günü Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda yapılan toplantıda, Avrupa Parlamentosu’nun işleyişi hakkında bilgiler verilirken, çeşitli konular da ayrıntılı biçimde tartışıldı. Biz de bir süre önce büyük tartışma yaratan “Avrupa Parlamentosu’nda 1974 kayıpları için anıt yaptırılması” konusunu gündeme getirerek eleştiri, görüş ve önerilerimizi sunduk.

Toplantıda biz de söz aldık ve özetle şunları vurguladık:

***  BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ olarak davetinize çok teşekkür ediyoruz. Avrupa Parlamentosu Milletvekillerinden Hacıpandela'nın yalnızca 74 kaybı Kıbrıslırumlar için Avrupa Parlamentosu'nda bir anıt yaptırılması önerisine sizin de şu veya bu nedenle olumlu oy vermiş olmanız bizi üzdü, buna tepkimizi ilettik. Sonrasında bir açıklama yapıp izahatta bulundunuz.

***  Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs'ın kayıpları için bir anıt yaptırılacaksa, bu yalnızca 74 kaybı Kıbrıslırumlar için değil, hem 1963, hem de 1974 kaybı Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar için olmalıdır. Anıtın yalnızca 1974'ten söz edilerek yaptırılmak istenmesi yanlıştır çünkü Kıbrıs sorunu 74'te başlamadı, 1950'lerde, yani bundan 70 küsur sene önce, İngiliz sömürge yönetiminin "böl ve yönet' politikasıyla başlayıp 63'te ve 74'te ileriye götürüldü Kıbrıs sorunu. Bunu kaydetmek önemlidir.

***  BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ örgütü olarak sizden isteğimiz 1963-1974 yılları arasında "kayıp" edilmiş olan Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar için yaptırılacak anıt konusunu tartışmak üzere burada, Avrupa Parlamentosu'nda önümüzdeki dönemde Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kayıp yakınlarıyla ortak bir toplantı düzenlemenizdir. Böylece bu konu ayrıntılı biçimde tartışılabilir...

 

ANNA HRİSTOFORU’NUN SÖYLEDİKLERİ…

Toplantıda söz alan “Birlikte Başarabiliriz” örgütünden, kayıp yakını Anna Hristoforu da, “Kayıplar” konusunun Avrupa Parlamentosu’nda sürekli gündemde tutulması gerektiğini belirterek, bu konuda Yeorgios Yeorgiu’nun çabalarını sürdürmesini istedi. 1974’te babası Yalusa’dan “kayıp” edilen Anna Hristoforu, Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kayıp yakınlarının acılarının aynı olduğunu, her iki toplumun da bu konuda büyük acı çektiğini söyledi ve barış ve adanın yeniden birleştirilmesi için, öncelikle kayıplar sorununun çözümlenmesi gerektiğini kaydetti.

 

TECAVÜZLER KONUSU…

AKEL Avrupa Parlamentosu Milletvekili Yeorgios Yeorgiu ise “kayıplar” konusunda yapmakta olduğumuz çalışmalar nedeniyle bize teşekkür ederek kendilerinin “kayıplar” konusuna ta başından beri destek vermiş olduklarını hatırlattı ve “Böylesi bir anıtın elbette hem Kıbrıslıtürk kayıplar, hem de Kıbrıslırum kayıplar anısına olması gerektiğini” belirtti. Yeorgiu, AKEL’in, Kayıp Şahıslar Komitesi’ne Avrupa Parlamentosu’ndan bütçe ayrılması konusunu en başında gündeme getiren ve bunu kabul ettiren siyasi parti olduğunu ifade etti. Yeorgiu, geçtiğimiz günlerde yapılan bir toplantıda ise savaş ve çatışmalar esnasında Kıbrıs’ta kadınlara tecavüzler gündeme geldiğinde, bu konunun yalnızca Kıbrıslırum kadınları değil, aynı zamanda Kıbrıslıtürk kadınları da ilgilendirdiğini, savaşta tecavüzler konusunun her iki toplumu da kapsayıcı biçimde ele alınması gerektiğini vurguladıklarını söyledi ve “Tecavüz, tecavüzdür, milliyeti yoktur, aynı acıdır… Tıpkı kayıpların acısının aynı olması gibi” diye konuştu.

sayfanin-ustune-saga-s-17-avrupa-parlamentosundaki-toplantida-kayiplar-icin-ortak-aniti-gundeme-getirdik.jpg

Avrupa Parlamentosu'ndaki toplantıda kayıplar için ortak anıtı gündeme getirdik...

sayfanin-ustune-sola-s-17-kibrisliturkler-ve-kibrislirumlar-avrupa-parlamentosunda.jpg
Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar, Avrupa Parlamentosu'nda...


İngiliz Yüksek Komiserliği’nden Kayıplar Komitesi’ne bağış…

Kıbrıs’taki İngiliz Yüksek Komiserliği, Kayıplar Komitesi’ne 15 bin sterlin tutarında bir bağışta bulundu.

İngiliz Yüksek Komiserliği’nden yapılan ve sosyal medya sayfalarında da paylaşılan açıklamaya göre, 2004 yılından bu yana İngiltere, Kayıplar Komitesi’ne 322 bin Sterlin tutarında bağışta bulundu. Açıklamada bu bağışların kimliklendirmeler konusunda DNA analizleri ve araç gereç alımında yaşamsal olduğu belirtilerek “Bu çalışmalar kazılarda bulunan insan kalıntılarının kimliklendirilmesi ve ailelerine verilebilmesi için zorunludur, böylelikle uzun süredir bekleyen yanıtlara kavuşabilir aileler ve bir noktada konu sonuca ulaşabilir. Kayıplar Komitesi önemli ilerlemeler kaydetmiş, 1,700 kişiden geride kalanları kazılarda bulup çıkarmış ve şu ana kadar da 1,200 civarında kayıp şahsı kimliklendirmiştir” denildi.

İngiliz Yüksek Komiserliği’nin açıklamasında “Yeniden uzlaşma, güven ve adada kalıcı bir çözüm çabalarına bağlı kalmaya ve bunları desteklemeye devam edeceğiz” denildi.


***  GİDENLERİN ARDINDAN…

“Recep Ali Gürler, Baf Kurtuluş Lisesi’nin gür sesli, başarılı öğrencisiydi…”

Ulus IRKAD

Kusura bakmayın ben ona Baf’ta “Recep Abi” olarak sesleniyordum, bu yazımda da öyle sesleneceğim.

Recep Abi bizden çok önce 1960’lı yılların başlarında Baf Kurtuluş Lisesi’nden mezun olmuştu. Babası Baf manavlarından Ali Dayı’ydı. Ali Dayı hatırladığım kadarıyla 1967 yılında sebze alıp geri dönmek için manav arkadaşlarından Mehmet Ziba Dayı’yla birlikte Baf kantonundan çıkmış ve her iklsi de geri dönmemişlerdi. Naaşlarının hala daha bulunamadığını sanıyorum. Yani hala “kayıp”tırlar…

Recep Abi’nin bende bir şekilde bazı fotoğrafları vardır. Milli günlerde en küçük yaşından beri öğretmenlerinden görev alarak günün anlam ve önemiyle ilgili olarak konuşmaktaydı. Babamın onun öğretmenlerinden olduğunu hatırlıyorum. Belli ki o zamanlarda da sesi gürdü, zaten ben de onu avukat olduktan sonra Baf’ta başladığı avukatlık görevinde bu görevini icra ettiğini hatırlamaktayım. Sesi gürdü ve mikrofonik bir sesi vardı. Erenköy’e çıkan öğrencilerdendi. Görevini tamamlayıp geri dönünce okulunu tamamlamış ve 1970’li yılların başlarında Baf’ta avuklatlık görevine başlamıştı. O yıllarda Baf Kurtuluş Lisesi öğrencilerinden ve de başarılı polis komutanı kadınlarımızdan Pervin Gürler Hanım’la evlenmişti.

15 Temmuz 1974 tarihinde Makarios’a darbe olunca ben ve akranlarım da göreve çağrılmıştık. Mevziye gitmeden önce bana askeri silah ve teçhizatlarımı veren ve de bana demirbaş malzemeyi imzalatan oydu. Üçüncü Bölük’ten Baf Ebubekir Caimii’ne onun tarafından gönderilmiştim.

Recep Abi 1976 seçimlerinde UBP’den milletvekili çıkmış, bildiğim kadarıyla İskan ve Turizm Bakanlıklarında bulunmuştu.

Daha sonraları hakimlik yaptığını da biliyorum.

1974 sonrası karşılaşamadık ama ölmeden birkaç kez yeğenlerinin düğünlerinde karşılaşıp sohbet edip Baf’taki acı-tatlı günleri konuşmuştuk.

Geçenlerde gelen ölüm haberi, her Baflı gibi beni de üzdü. O bizim Baf’tan gür sesli, önemli ulusal günlerde mikrofon önünde günün anlam ve önemini vurgulayan, önemli bir hukuk adamı olan abimizdi.

Tüm ailesine başsağlığı dilerim. Hep aydınlıklarda kalsın…

Bu yazı toplam 464 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar