Üç yıl oldu… Kumdan otel inşa edenlerin keyifleri yerinde!
Tam üç yıl önce, 6 Şubat 2023’te Türkiye ve Suriye’yi derinden sarsan, modern dönemin en yıkıcı depremlerinden biri veya aslında ikisi yaşandı…
-*-*-
Sabah saat 04:17 civarında Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi merkezli 7.7 – 7.8 büyüklüğünde çok güçlü bir deprem meydana geldi.
-*-*-
Ardından, yaklaşık 10 saat sonra, merkez üssü yine aynı bölge yakınlarında, Kahramanmaraş/Elbistan bölgesinde 7.6 – 7.7 büyüklüğünde ikinci büyük sarsıntı oldu.
-*-*-
Türkiye’de Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adana, Malatya gibi pek çok ilde büyük zarar yaşandı… Suriye’de Halep, Hama, İdlib gibi bölgelerde de ciddi yıkım yaşandı.
-*-*-
Depremi, Kıbrıs’ın tam ortasındaki Lefkoşa’da bile hissettik!
-*-*-
Resmî verilere göre Türkiye’de en az 53 bin 500 kişi öldü…
-*-*-
Türk medyasında pek konuşulmadı, yazılmadı ama Suriye’de de on binlerce kişi öldü ve yaralandı… Türkiye’de “ölü sayısı” ile ilgili rakamlar daha resmi! Suriye’de hala rakam falan açıklayabilen yok!
-*-*-
Tüm Güneydoğu Anadolu’da binlerce bina yıkıldı veya kullanılamaz hale geldi. Milyonlarca insan evsiz kaldı, altyapı (su, elektrik, sağlık hizmetleri) büyük darbe aldı.
-*-*-
Depremde hayatlarını yitirenler arasında bulunan Yeşilırmaklı Bahar Hüsam ve eşi Ulaş Hüsam, yeğenlerimdi… Rahmetlik Bahar ile iki kız kardeşin torunlarıyız… Torunlarıydık!
-*-*-
Ve tabii ki Şampiyon Meleklerimiz…
-*-*-
Gazimağusa Türk Maarif Koleji kız ve erkek voleybol takımlarından oluşan 39 kişilik kafilenin kaldığı yedi katlı otel de depremde çöktü… Kafiledeki dört kişi kendi imkanları ile kurtuldu…
-*-*-
O günlerde de yazmıştım; kumdan apartmanlar yapanların çocuklarımızı kurtarmak adına yaptıkları tek şey veya aslında belki de yapabilecekleri tek şey, muhteşem sela okuyan hocalarını mikrofon başına göndermek olacaktı!
-*-*-
O yara hiç kapanmadı!
Aileler, 3 yıldan beridir “kumdan apartmanı” yapan, “otele çeviren”, “otele çevrilmesine izin veren”lerle ilgili hukuk kavgasını sürdürüyor…
-*-*-
Kumdan apartmanları yapan, izin veren ve bundan para kazananların “sıfır ceza aldığı” hatta açıkça korunduğu bir ülkede ya da devlette, acılı ailelerin hala adalet arıyor olması bence boşunadır…
-*-*-
Ama onlar mücadelelerinde kararlıdır…
-*-*-
Azıcık empati yaptığınız zaman da bu kavgayı yürütmekte ne kadar haklı oldukları apaçıktır!
-*-*-
Üç yıl geçti!
Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, acıları hala ilk günkü gibi olan geride kalanlara sabır diliyorum… Keşke elimden daha fazlası gelebilse…

Ersinleşmek!
Kıbrıslı Rum müzakereci Menelaos Menelau, yakın tarihte onaylanan UNFICYP (Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü) raporunun Kıbrıs sorununun uzlaşılmış çözüm temelini doğruladığını belirtti…
-*-*-
TC ve KKTC Dışişleri bakanlıklarının “kaka” ilan ettiği rapordan söz ediyor!
-*-*-
TC ve KKTC dışişleri bakanlıkları bu rapora neden “kaka” demişti?
-*-*-
Çünkü, bu rapor onaylanırken, KKTC’nin rızası alınmamış!
Ya da “Kıbrıs Türk tarafının rızası”!
-*-*-
Rıza alındıydı – alınmadıydı meselesini elbette tartışabiliriz!
Zaman zaman ben de, “doğrudur, neden toplum olarak bize de sormuyorlar?” diyebilirim!
-*-*-
Ama TC ve KKTC dışişleri bakanlıkları “toplum” olarak değil, “devlet olarak” rızalarının alınması gerektiği inancındadır!
-*-*-
BM, Kıbrıs’ta iki devlet kabul etmiyor!
Tıpkı Suriye’deki gibi veya tıpkı Türkiye’deki gibi!
-*-*-
Ve hepsinden önemlisi, BM, Menelau’nun da dediği gibi, “üzerinde uzlaşılmış çözüm temeli”nden başka temel de kesinlikle konuşmuyor!
-*-*-
Yani kısacası, TC dışişleri, TC Cumhurbaşkanı ya da KKTC Dışişleri öyle dediydi diye, BM’de “Kıbrıs’ta iki ayrı bağımsız devlet”i kabul edecek ne üye devlet var, ne karar, ne de öyle bir eğilim!
-*-*-
Ve herkes çok net bir şekilde farkındadır ki, örneğin son günlerde Suriye’nin toprak bütünlüğüne haftada en az 3 kez vurgu yapan Türk yetkililer; “o başka bu başka” diyerek veya “Sui Generis” (kendine has kuralları olan) iddiasıyla “Kıbrıs’ın toprak bütünlüğüne halel getiremez!
-*-*-
Üstelik, bu bütünlüğün de “garantörü”yken!
-*-*-
Haliyle önümüzdeki dönemde, ilahlar, Kıbrıs sorununu o veya bu nedenle yeniden gündeme alacaksa; masada konuşulacak olan federal çözüm olacak!
-*-*-
İki liderin “ön şart”, ya da “ön şartımsı” çıkışları mı?
-*-*-
Elbette önemlidir ama iddiam şudur; TC ve KKTC dışişlerinin şu anda savunurmuş gibi yaptıkları “iki ayrı bağımsız devletli çözüm” ya da “eşit egemen iki ayrı devlet”li çözüm “arzuları” da; ön şart veya ön şartımsı maddeler de; “diplomatik kıvırmalar”dan başka bir şey değildir!
-*-*-
Haaa Menelau’nun belirttiği “… Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü raporunda da yer alan “Kıbrıs sorununun uzlaşılmış çözüm temeli” ne miydi?
Federal çözüm tabii ki!
Bilemem anlatabildim mi?
-*-*-
Kısacası artık “hayal” kurmaktan vazgeçin!
-*-*-
Ve olaya bir de şu açıdan bakın; Ersin Tatar adlı bir garibanı, beş seneliğine Kıbrıs türk toplumu Lideri olarak seçtirdiler… Bir beş sene daha seçtirmek için çok ciddi çaba harcadılar çünkü bu saçma ve çözüm düşmanı siyasetin devam etmesi gerekiyordu!
Olmadı!
-*-*-
Kıbrıs Türk Toplumu’nun iradesi karşısında ciddi hezimete uğradılar!
-*-*-
Şu anda ilahlar henüz Kıbrıs’a “çözüm” odaklı bakış atmış değil!
İlahlar harekete geçene kadar, Türk veya KKTC dışişlerinin duruşu Ersin Tatar ile yürütülen “ayrı devletçi” yani “çözüm karşıtı” veya “çözümün temeline asla uymayan, kesinlikle kabul edilemeyeceği gayet iyi bilinen duruştu”!
-*-*-
Görebildiğim kadarı ile aynı duruşu sürdürmesi adına, Kıbrıs Türk Toplumu’nun yeni liderine olağanüstü bir baskı yapılmaktadır! Veya olağanüstü bir “kendilerine çekme operasyonları” yürütülmektedir!
-*-*-
Elbette bunu söylemek haddim değil ama; “bu oyuna gelme Tufan Hocam”!
“Sakın Ersinleşme!”







