Tasarruf tavsiyeleri
Maaşlarınızı yarı yarıya azaltın…
Asgari ücretin en az dört katı maaş alacaksınız, merak etmeyin…
-*-*-
Parti işlerinizi ve özel gezmelerinizi devletin değil kendi aracınızla yapın; yapmayan istifa etsin!
Benzin de cepten; devletten değil!
-*-*-
Tüm makamların korumaları azaltılsın; Erdoğanvari koruma sayısı abartılıdır; çoğunluğu personel eksiği olan polise geri gönderilsin…
-*-*-
Külliye tarihi bir israftır! Geçici olarak da olsa kullanmayın, kapatın…
-*-*-
Bütün yemeler, içmeler, misafir ağırlamalar, 20 Temmuz ve 15 Kasım törenleri, bayramlaşma merasimleri ve boş gezmeler iptal!
-*-*-
Hiçbir iş yapamayan dış temsilcilikleri derhal kapatın… Gerekirse, oralarda vatandaşımız olur da hizmet isterse, TC Büyükelçilikleri ile anlaşın, hizmet onlardan sağlansın!
-*-*-
KıbTek’e akaryakıt için şaibesiz ihaleye çıkmaya başlayın…
-*-*-
Sırf rüşvet aldığınız insanlar kazansın diye içine ettiğiniz ihaleleri derhal düzene koyun, temizleyin…
-*-*-
Bütün bunları yapın; dönün sonra tüm maaşlardan “en yüksekten başlayıp en düşük bareme kadar inecek oranlarla kesinti talep edin”; reddeden sendikacı da çalışan da şerefsizdir!
-*-*-
Hodri Cümbez!
-*-*-
Not: Bu savaş bitmeyecek; bitse bile normalleşme süresini KKTC’nin kaldırabilmesi mümkün değildir… Ve en önemlisi bu krizi “avantaja çevirmenin” akıllı yöntemlerini arayın…
-*-*-
Sakın bu yöntemleri ararken, son zamanlarda hep yaptığınız gibi Chat GPT’ye örneğin “tasarruf tedbirleri nelerdir?” diye sorup, saçma sapan beş altı madde açıkladığınız gibi değil!
Herkes için!
Bir söz diyor ki; “... Gizli depresyon çok yorucudur... Çalışıyorsun, şaka yapıyorsun, ailenle ilgileniyorsun ama zihinsel olarak çökmüşsün... İçinde bir boşluk hissi var ve bunu hiç kimse bilmiyor...”
-*-*-
Ümit Yaşar Oğuzcan ne diyor?
O da diyor ki; “Kırılıp dökülmeden yola devam kalbim, / Ömür dediğin kısa, vazgeçme gitsin. / Bu dünya kimseye kalmaz unutma. / Gönlünce sev, gönlünce yaşa gitsin...”
-*-*-
Ve bir diğer söze denk geliyorum:
“... Hiç belli etmiyorum ama bu sefer sağlam tükendim. Daha zor senelerim oldu ama hiç bu kadar yaşama sevincini kaybettiğim bir yıl olmamıştı...”
-*-*-
Tabii ki “bu hayatta geçmişi geri alma şansım olsaydı; bazı yolları yürümez, bazı selamları vermez, bazı insanları da hiç tanımak istemezdim...”
-*-*-
Ama en kötüsü ne biliyor musunuz?
Şu söze bir bakın:
“Ne zor değil mi bu hayatta her şeyden soğuyup, her şey yolundaymış gibi yaşamak...”
Hayat bilgisi!
Elbette herkes, evladı veya evlatları ile gurur duymak ister…
Ben iki çocuğumla da duyarım…
-*-*-
İkisi de yurt dışında yaşıyor…
25 – 30 arası yaştalar…
-*-*-
Oğlum Güney Kore’de…
Ve eğitimci…
-*-*-
Hemen her gün, bazen günde iki kez sohbet ederiz…
-*-*-
Uzaklığı pek hiğssetmiyoruz…
Özlüyor muyum?
Elbette!
Ama mutluysalar, çok mutluyum hatta “aman ha, en azından şimdilik, döneyim da KKTC’ye geleyim” demeyin…
-*-*-
Onlardan çok şey öğreniyorum…
Her gün…
-*-*-
İkisine de çok küçük yaştan çalışmanın çok önemli olduğunu öğretmeye çalıştım…
Disiplinli çalışmanın daha da önemli olduğunu anlatmaya çalıştım…
Ve hep iki örnek verdim; “Komünist eğitim” ve “Askeri eğitim”…
Çünkü bu iki eğitimin bana çalışma yaşantımda büyük rahatlık sağladığını ve ayıptır söylemesi başarı getirdiğini yaşayarak gördüm.
-*-*-
Hiçbir işime – ne olursa olsun geç gitmedim; birkaç tane “kaçırmış olduğum randevum” olmuş olabilir o da disiplin hendikapıydı, kesinlikle defalarca özür dilemişimdir!
-*-*-
Neyse!
Savaş, aklımızı aldı ve gerçekten çok ciddi sıkıntılarla karşılaşma olasılığımız yüksek!
-*-*-
Ama çevremizde savaş var diye örneğin üretimi, sağlığı, eğitimi veya genelde gündelik yaşantımızı bir kenara bırakacağız anlamı çıkmamalı!
-*-*-
Dedim ya oğlum eğitimci…
Geçen gün bana, “Güney Kore’de eğitim; akademik başarı, spor ve servistir” dedi!
-*-*-
Akademik başarı ve sporu anladım!
Ama “servis” kısmını anlayamadım!
-*-*-
Oğlan dedi ki; “… öğrencilere spor yapmak ve sağlıklı olmak gerektiği anlatılır ve bu konuda teşvik edilirler… Ve tabii ki derslerinde çok başarılı olmaları için yani akademik başarı adına ne yapmaları gerektiği öğretilir… Ama her çocuğa, okulu, çevreyi, kaldıkları yerleri, kendi, ülkeyi temizlemek; örneğin engelli bireylere yardımcı olmak gibi ‘insani’ hizmetleri de yerine getirmeleri öğretilir…”
-*-*-
Dedim ki, “Sevgili KKTC Hükümeti; Sayın Nazım Çavuşoğlu; devlet okullarımızda akademik başarı zaten yerlerde sürünüyor (istisnalar olabilir); spor öldürüldü da bu hizmet – servis meselesi bana çok ilginç geldi; eskiden hayat bilgisi olarak bir çeşidi bizde de vardı ve bence faydalıydı… Ne dersiniz?”
-*-*-
Çok şey mi istedim?
Doğru, kurultay endişesi var, erken seçim sıkıntısı var, bir daha seçilememe korkusu da cabası!
Siz de haklısınız!

Son günlerin en önemli iki konusu bence “tasarruf” ve “eğitime önem” olmalı…







