Sosyal ihtiyaçtan siyasi projeye
Mağusa’nın yoksul sokaklarında, geçim derdindeki bir ailenin sofrasına oturalım. O sofradaki anne ve babanın hayali nedir? Çocuklarının bir "ilahiyatçı" olması mı, yoksa bir "kolej" eğitimiyle sınıf atlaması mı?
Gerçek şu ki; bugünün yarışmacı, özel derse endeksli ve sınav odaklı eğitim düzeninde, o çocukların nitelikli bir koleje erişim şansı neredeyse mucizelere kalmış durumda.
Bunu hep birlikte yeniden düşünelim ve öyle devam edelim.
***
Bir ülkenin ihtiyaçları, yaşam değerleri ve öncelikleri önemlidir. Hele de kendi geleceği hakkında karar verebilme gücü... Bunlar yalnızca siyasal tartışmaların başlıkları değildir; bir toplumun varlık meselesidir. Bazen hukukun bile ötesinde bir anlam taşır.
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki kendi hayatımızla ilgili yaşamsal kararların önemli bir bölümünü biz veremiyoruz.
Bir tür irade felci yaşıyoruz.
Etrafımızı saran bu yoğun kirlenme, yozlaşma ve vasatlaşma dalgası tesadüf değil; bu, bir yönetim biçimi. Kötülük, yandaşlık ve hak yeme üzerine kurulu bu "irtikâp düzeni" içerisinde savruluyoruz.
Liyakatin kaybolduğu, eşitliğin anlamını yitirdiği, hukukun ise çoğu zaman görmezden gelindiği bir iklimde yaşıyoruz.
***
Bazen gerçekten hukuk da yetmiyor. Mağusa’daki ilahiyat koleji tartışması bunun çarpıcı örneklerinden biri.
Anayasa Mahkemesi, Mağusa'ya ilahiyat koleji kurulmasına yönelik Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokolün Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi. Ama mesele yalnızca hukuk mu? Bu ülkenin en önemli ve öncelikli eğitim ihtiyacı bu mu gerçekten?
Daha açık soralım...
Bu bir ihtiyaç mı, yoksa sınırları başka bir coğrafyada çizilmiş bir mühendislik projesi mi?
Herkes aslında bu soruların yanıtını biliyor ama çoğu zaman yüksek sesle söylemekten kaçınıyor.
***
Bir de nüfus gerçeği var tabii...
Yine dönelim en başa...
Mağusa’da yaşayan, özellikle de yoksul aileler, çocukları için iyi bir okul hayali kuruyor. Hem de devlet okulu... Çünkü özel okula ödeyecek paraları yok. Öyle bir imkânları olsa çocuklarını zaten özele gönderecekler.
Biz hep "ilahiyat" başlığına yoğunlaşıyoruz ya... Muhtemelen bu ailelerin asıl derdi "kolej."
Eğitime dair bir ihtiyaç, ilahiyat üzerinden yönlendiriliyor aslında. Böylece sosyal bir ihtiyaç, siyasi bir projeye dönüşüyor.
Bu ülkenin bu kadar çok ilahiyatçıya ihtiyacı var mı?
Ama başka ihtiyaçlarımız var, hem de çok açık.
Çok daha fazla zanaatkâra...
Bir turizm kolejine...
Bilim ve teknoloji merkezlerine...
Sanat okullarına...
Yani geleceği kuracak alanlara ihtiyacımız var. Ama dedim ya; ne yazık ki başkaları karar veriyor.
Son beş yılda kararı burada alınmamış onlarca proje yürürlüğe girdi. Önceliğimiz olmayan, geleceği kurmayan, burada hayal edilmeyen projeler...
Toplumun ortak aklından çıkmamış projeler yüzünden zaten yaşadığımız yer giderek bize benzemiyor.






