1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. Şiir iyileştirir
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Şiir iyileştirir

A+A-

Kimi insanların şiirle bağ kuramadığını görmek ürkütüyor beni. Dilin gündelik hayat içindeki işlevsel kullanımının ötesine gidemiyorlar sanki. Soyut düşünceyle, imgeler, metaforlar, alegorilerle bağ kuramıyorlar. Saçma ve anlaşılmaz gelebiliyor şiir onlara. Sözcük dağarcıkları epey kısıtlı, geri plandaki felsefeyi, mitolojik göndermeleri anlayamıyorlar. Ritim, melodi ve çağrışımlarla cezp olmak çok kolay diğer yandan da. Bir gün birisi bana bir şiir için hiçbir şey anlamadım ama çok güzel demişti. Sözcük kombinasyonlarının yarattığı atmosferden etkilenmişti belki de. Modern şiirle bağ kurmak için bir miktar entelektüel birikim gerekiyor. Sözlü kültür yaygınlaşmak için ezbere gerek duyuyordu. En iyi ezber ise ölçülü, kafiyeli bir ritim ile mümkündü. Şiir özellikle ezberde taşınan bir türdü. Yazılı kültür bu gereksinimi yok etti. Edebi metinlere farklı özgürlük alanları açıldı. Somut şiir her zaman daha çok okur bulabiliyor kendine ama. İyi yazılmış, şiirsel bir zekayla örülmüş olması kaydıyla tabii. Çok okur pek de matah değil diğer yandan. Yaygın beğeni genelde daha vasat olana yöneliyor. Bazen okur anlayamadığı bir nedenle büyülenebiliyor ama. Kafasındaki ve kalbindekinin birkaç dize ile özetlendiğini görebiliyor.

Son günler yeni şiir dosyam ile uğraştığımdan yazımı yazmak için karmakarışık bir kafayla oturdum klavye başına. Düz cümleler kurmaya uyumlandırmaya çalıştım kendimi. Zihnimdeki imge akışından kurtulmak için çabaladım bir süre. Hatıralar tünelinden çıkıp gerçek hayata dönmeye çalıştım.

Bu yazıyı aylar sonra geldiğim İstanbul’dan yazıyorum. Aslında tam da gündelik hayat sorunlarının ortasında bulmuş durumdayım kendimi. Bürokratik işler, tamirciler, türlü saçmalıklar, aksilikler zinciri filan. Neyse, boş verelim bunları. Her şey yoluna giriyor bir biçimde. Arada şiire kaçmak da iyi geliyor.  Aksilikler zinciri ilk aksilikten gelen stresin yarattığı beyin sisiyle ilgiliymiş ama arka arkaya bazı aletlerin bozulmasının filan bununla ilgisi yok sanırım. Sükunetle yaklaşılmadığı için abartılabiliyor belki de bunlar.

Gündelik meselelerin canımı sıktığı dönemlerde dünyanın halini düşünüp kızarım kendime. İnsanlarla nelerle uğraşıyor şımarıklık yapma derim. Her canlı kendi ritminde, kendi evreninde diğer yandan da. Kimileri dünyanın derdini de kalbinde taşıyor ama. İflah olmaz bir empat olarak büyük şehirler hem cezbeder hem de yorar beni. Bir güne sığdırılan sayısız yüz, söz, imge, dert filan ile yorgun düşer zihnim. Modern şiir de büyük şehirle, karmaşık yaşam örgüleriyle ilintilidir ama. Farklı ritimlerin buluşması, düzensiz, rastlantısal akışlarla ilintilidir. Onca yoğunluk içinde bellek bir biçimde eleme yapmak zorundadır. Bir konumdan bir başka konuma, bir durumdan bir başka duruma geçiş demektir büyük şehir. Hepsini kaydedemez bellek. Anılar toplamının nisyana doğru akışı rahatlatabilir ancak insanı.

Bir Kıbrıslı olarak Türkiye ile sorunlu bir ilişkim olmuştur hep. Hem çok yakından tanıdığım hem de yabancısı olduğum bir kültürle ilgilidir belki de bu. Gerilimli bir sevgi, inkâr ve kabul arasında giden bir ruh hali, eğreti bir aidiyetin memnuniyetle kabulü ile marjinal bir nefes aralığı isteği devinir durur içimde.

Sayısız acı hatıra ile nasıl başa çıkabilir insan diye düşündüm az önce. Zihnin gerilerine iterek tabii. Peki o gizli bellek odaları mıdır yüz çizgilerine, bakışların derinine yerleşen? Bunca zihinsel yüklenme ne ölçüde sağlıklı? Benim için bunu boşaltma, formüle edip sabitleme alanı belki de şiir. Dosyalanmış, tasnif edilmiş yoğun zaman dilimleri gizli sanki bazı şiirlerde. Günümüzün şiire her zamankinden daha fazla gereksinimi var bana kalırsa.

Dediğim gibi şiir dosyam üzerine çalışıyorum. Kim bilir ne zaman buluşacak okurla? Yayınevi hikayelerini filan düşünmek bile istemiyorum.

Bu yazıyı bitirdikten sonra sokaklara karışacağım yine. Küçük mutluluklar da gizli oralarda, keşfe hazır olanlar için. Seçici bir bellekle olumlu bir anlatı da kurmak mümkün her zaman. Hayat akıyor ve bazı nehirler daha coşkun ve hızlı diğerlerinden. İstanbul da böyle bir nehir. Kim bilir yaşanan bu gün belki de gelecekteki bir şiirin tohumunu ekmektedir içime. Yazı biter ve Neşe şehre karışır. Haftaya yeniden buluşmak üzere.

Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar