Mutsuz vatandaş ve mutsuz toplum kısır döngüsü günden güne büyüyor
Binlerce vatandaşımızın sokaklara döküldüğü bu günlerde, sorunları çözemeyen ve devamlı yeni sorunlar yaratan bir Hükümet ile karşı karşıyayız. Farklı sorunlar karşısında, halka rağmen adımlar atılmaya çalışılmaktadır.
İnsanlarımızın en büyük derdi pahalılık olduğu halde, Hükümet, hayatın ucuzlaması ve fakirleşmenin artmaması için yeterli tedbirler almamaktadır.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, hayat pahalılığı ödeneğini çalışanlara ve emeklilere eksik ödemek için yasa geçirmeye çalışmaktadır. Neyse ki, Meclis içinde muhalefet’ in, dışında da sendikaların, sivil toplum örgütlerinin ve halkın direnişi ile eylemleri sayesinde henüz bunu başaramamıştır.
Bu yasa geçerse, çalışanların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin maaşlarında kayıplar yaşanacaktır. Satın alma gücünün düşmesi, talebi daraltacak, tüketimi azaltacaktır. Gelecek olan zamların etkisiyle, ülkemiz daha da pahalılaşacak ve tüketimin Güney’ e kayması hızlanacaktır.
Zaten, maaşlar, emekli maaşları ve asgari ücret, pahalılık nedeniyle kısa sürede erimekte, çalışanların satın alma gücü düşmekte, borçları artmaktadır. Birde buna, eşel mobil sisteminin çalışmamasını eklediğimiz zaman, yoksullaşma daha da artacaktır.
Açlık sınırının 40 bin TL’ ye yaklaşması, Yoksulluk sınırının ise 214 bin TL’ yi geçmesi de, ülkemizde geçim derdinin boyutunu net olarak göstermektedir. Bu olumsuz ekonomik tablo ışığında, Hükümet’ in hayat pahalılığını dondurma niyetinden vazgeçmesi ve erken seçim kararı alması, herkes için en hayırlısı olacaktır.
Ülkemizdeki ekonomik ve toplumsal sorunların varlığını ve halkın içinde bulunduğu moral bozukluğunu bizde uzun zamandır dile getiriyoruz. Bizim de işaret ettiğimiz bütün bu tespitleri, bilimsel araştırmalar ve anketlerde teyit etmektedir.
Bu bağlamda, Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi (CMIRS), tarafından gerçekleştirilen araştırma (anket) çalışmasının, Mart 2026 sonuçları açıklandı. Bu sonuçlar da, bizim gündeme getirdiğimiz sorunları teyit etmekte, halkımıza tercüman olmaktadır.
Bahse konu araştırmaya göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ı ülkede işlerin yanlış yönde gittiğini ifade etti. Bu algı, 2017 yılından bu yana yüksek seyrediyor.
Katılımcılara göre, ülkenin en önemli sorunları, Ekonomik sorunlar, Kıbrıs sorunu, yolsuzluk, yeteneksiz veya beceriksiz siyasi liderler, Sağlık sistemi, Artan fiyatlar ve Altyapı eksiklikleri olarak belirlendi.
Katılımcıların yüzde 63’ü, iki yıl içinde kendi ekonomik durumunun daha kötü olacağını, yaklaşık yüzde 70’i de ülke ekonomisinin iki yıl içinde daha kötü olacağını düşünüyor.
Araştırmaya göre, katılımcıların yaklaşık Yüzde 54’ ü mutfak giderlerini karşılayamama konusunda kaygılı iken, yaklaşık yüzde 69’u hayat standardını koruyamama endişesi taşıyor.
Ayrıca, yüzde 73’ü taksitlerini ödeyememe korkusu yaşarken, yüzde 74’ü sağlık harcamalarını karşılayamama konusunda kaygı duyuyor.
Araştırmada, toplumun en çok güvendiği kurumlar sırasıyla yargı, cumhurbaşkanlığı ve polis oldu. Buna karşılık, en az güven duyulan kurumlar ise, hükümet, meclis ve siyasi partiler olarak sıralandı.
Toplumun mutluluk düzeyi ise, 10 üzerinden 5.95 olarak ölçüldü. Sosyal güven puanı ise, 10 üzerinden 3.49 oldu. Bu oranlar bize, halkın kurumlara ve birbirlerine karşı güvensizlik yaşadığını gösteriyor.
Öte yandan, Katılımcıların yaklaşık yüzde 88’i ülkede adaletsizliğin, partizanlığın ve yolsuzluğun yaygın olduğunu belirtirken, yüzde 81’i ise rüşvetin yaygın olduğu görüşünü dile getirdi.
Ayrıca, bu araştırmanın sonuçlarına göre, bugün seçim yapılsa, CTP büyük farkla birinci parti olarak görülmektedir.
Bütün bu veriler bize, ülkemizde toplumsal memnuniyetsizliğin devam ettiğini, halkın mutsuz, umutsuz ve endişeli olduğunu gösteriyor.
Adaletsizlik duygusunun ve ekonomik kaygıların çok yüksek olduğu ülkelerde, hükümetlerin kendi taraftarlarına ekonomik çıkar sağladığı da, çok sık görülmektedir. Ayrıca, ekonomik sorunlar, yolsuzluk ve adaletsizlik olan ülkelerde, toplumsal çürümeye de oldukça fazla rastlanmaktadır.
Yolsuzluklar cezasız kaldıkça, Vatandaşlar, sorunların düzeleceğine dair bir umut ışığı görmüyor ve Hükümet’ e olan güven de düşmeye devam ediyor.
Örneğin, kamu yönetiminde yapılan, sınavsız, münhalsiz, liyakata dayanmayan, partizanca istihdamlar, hem adalet duygusunu zedelemekte, hem de kurumların verimliliğini ve kurumsal hafızasını da zayıflatmaktadır.
Hükümet yetkilileri, ülkemizde yaşanan ve araştırmaların da teyit ettiği sorunları çözmek için, sorunlara odaklanmamakta ve liyakatlı kişileri yönetici olarak seçmemektedir. Bundan dolayı, sorunlar yumağı çığ gibi büyümekte ve kaosa dönüşmektedir. Son yaşadığımız olaylar da, bunun en somut örneğidir.
Sonuç olarak, ülkemizde ciddi bir Hükümet sorunu olduğu aşikardır. halkın tümüne eşit, adil ve şeffaf bir şekilde hizmet verecek, liyakat sahibi kadrolardan oluşan bir hükümet’ e gereksinim vardır. Bunun çaresi de erken seçimdir…






