1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. Masumiyetin büyüsünü aramak
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Masumiyetin büyüsünü aramak

A+A-

Kusursuz gibi görünen çok tatlı bir anıyı bozan bir ayrıntı olur ya; ben ona takılıp kalırım çoğu zaman. Tertemiz örtü üzerindeki leke gibidir bu ve hemen gözü alır. Genelde kendimi suçlardım çok güzel bir zamanı bozan küçük sakarlıklarım için, sonraları ise bunları bilinçaltımdaki bir nedenle yaptığımı düşünmeye başladım. Mükemmelin rahatsız ediciliğinden kaçmak istiyordum sanki. Belki çok taktir edilmeyi, çok sevilmeyi hak etmediğimi, abartılmaması gereken gerçek ve derinden yaralı biri olduğumu göstermek için yapıyordum bunları. Birisi beni övgüye boğduğunda ama şöyle kusurlarım da var demeye yöneliyordum hemen.

Abartılı övgü ürkütür aslında insanı. Tutkulu, takıntılı aşk gibidir bazen bu; her an kendini nefrete çevirmeye hazırdır. İdolleri devirmeye küçük bir rüzgâr yeter çoğu zaman. Çok güçlü görünürsün dışardan ama içindeki kırılgan çocuğun farkındasındır sen. Bir de insan gerçek kendi olarak sevilmek ister hep. Kırılganlıkları, zaafları, insan olan yanlarıyla.

Geçmişi yeniden anlamlandırmaya çalışırken içim paramparça oluyor. Ne kadar sahte, sevgisiz ortamlarda bulunmuşum ve sürdürmüşüm bunu diye düşünüyorum. Başkalarını da yeterince anlamaya çalışmamışım sanki, onların solipsistik tavırları karşısında kendi savunma alanıma çekilmiş, kendimi korumayı en büyük dert edinmişim. Kırıldıkça garip bir manipülasyona tabi olmuş, beni kıranlardan hızla uzaklaşmak yerine, ya bunu yok sayıp yıkıcılığından kaçmaya ya da orada durup inatla sandıkları kişi olmadığımı ispatlamaya yönelmişim.

Kendimi hırpalayıp duruyorum kişisel tarihimin bazı dönemlerinde niye farklı davranmadım diye ama besbelli bugünkü kendimi baz alarak yapıyorum bunu. Koşullar öyleymiş ben de öyle yapmışım diyemiyorum yine de, kendi sorumluluğumu görüyorum ve içimi acıtıyor bu.

Geçmişten gölgesini bugüne düşüren öylesine nefretlik anlar var ki anımsandıkları anda vücut kimyamı bozuveriyorlar.

Bunda yalnız değilim insan böyle bir şey diye düşünmek iyi geliyor bana. Bir romanda bir filmde benzer bir ayrıntıya rastlamak iyileştiriyor.

Her şeyi büyük bir yalınlık içinde tanımlayan, iç dengesi ve huzurunu bulmuş insanlara bir yandan hayranlıkla bakıyor bir yandan da iç zenginliklerini, deneyim ve algı çeşitliliklerini sorgulamaya başlıyorum. Dünya delirtici bir yer aslında, belki de taktir etmek lazım bu ip cambazlığını. Alemin bütün sırlarını çözmüş gibi huzur içinde dolanan, özgüvenle yeni başarılara yürüyüp pek çok hazdan nasibini alanlar biraz da ürkütücü geliyor bana.

Her şeyden şikâyet eden ağlak isyancılar var bir yanda da. Sinik bir ritim içinde karşı çıkmayı bir kimlik haline getirip kelimelerin şehvetine kapılmış halde taşı gediğine koymaya çalışarak herkes yanlış biz doğruyuzun kurtarılmış bölgesine sığınanlar.

Sorun şu ki değişimin dinamizmi hiçbir kimlik ya da politik duruşun sabitlenmesine izin vermiyor. O yüzden kendinden emin olmayan, caka satmayan, kendi görüşünü de sorgulayan hızla başkalaşan zamanın ruhunu yakalayabiliyor bir miktar.

Çevrenizde size alkış tutanların yarın tam tersi bir duruşu da alkışlayabileceğine hazır olunuz. Her söz, her davranış seyirlik alanda artık. Başarılı manipülatörlerin kazandığı bir dünya söz konusu olan.

Kendi efsanesini yaratmaya, kendini bir başarı hikayesi ile sunmaya çalışıyor pek çok insan. Bir film yönetmeninin, bir reklamcının başarısı gerekiyor bunun için. Seyre hazır bir kişilik oluşturmak ve göz almak bütün mesela.  Kısa videolar halinde gözümüzün önünden akıp giden hayata dahil olmak bir biçimde.

Hangi zirvelerde olursak olalım sonuçta yalnızız ve bizi sevecenlikle kuşatacak sahici ilişkiler en büyük zenginliğimiz. Gerçekte neysek ve ne değilsek ondan dolayı sevildiğimizi bilmek önemli olan. Bu dünya için, insanın iyiliği için yaptıklarımız hayata izimizi düşürecek olan.

Görülecek öyle çok şehir, okunacak öyle çok kitap, seyredilecek öyle çok film ve deneyimlenecek öyle çok duygu var ki bunlara doğru yelken açmak kendimizi yeniden inşa etmek mümkün her zaman. Çağın oyalayıcı şatafatına kapılmak yerine masumiyetin bize iyi gelecek büyüsünü aramak en iyisi.

Bu yazı toplam 463 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar