1. YAZARLAR

  2. Niyazi Kızılyürek

  3. Yakınlaşmalar Heba Edilirse Kıbrıs Uçuruma Yuvarlanır!
Niyazi Kızılyürek

Niyazi Kızılyürek

Yakınlaşmalar Heba Edilirse Kıbrıs Uçuruma Yuvarlanır!

A+A-

Sık sık müzakere müktesebatından ve müzakerelerin kaldığı yerden devam edilmesinden söz ediliyor. Fakat, tam olarak ne kast edildiği açık değildir. En azından kamuoyu bu konuda bilgi sahibi değildir.

Gerçek şudur ki, uzun yılların birikimi olarak kayıt altına alınan, Talat-Hristofyas döneminden Eroğlu-Anastasiadis ve Akıncı-Anastasiadis’e kadar geçen süre içinde elde edilen çok ciddi yakınlaşmalar var.

Şunu da belirtelim ki, Crans Montana’nın son gününe kadar saptanan yakınlaşmalara, 2019 yılında Berlin’nde Akıncı-Anastasiadis-Guterres arasında gerçekleşen görüşmede belirtilen noktalar da dahildir. 

Aşağıda, yakınlaşmalar-külliyesine dair derlediğim bilgileri kamuoyu ile paylamak istiyorum ve bir uyarıda bulunma istiyorum: Çözüm-İradesi ve Cezalandırıcı-Zaman arasında kıran kırana bir yarış yaşanıyor. Yarışı Cezalandırıcı-Zaman kazanırsa, Kıbrıs dipsiz bir uçuruma yuvarlanabilir.

Paylaştığım verilerden de anlaşılacağı gibi, Kıbrıs Sorunu bütün karmaşık doğasına rağmen hala BM Kararları çerçevesinde çözülebilir bir sorundur. Fakat, bu manada bir çözümün hayata geçirilmesi için “ivedilik duygusuyla” hareket etmek gerekiyor. Çünkü, çözümsüz geçen her gün BM Kararları çerçevesinde bir çözümü biraz daha imkansız kılmaktadır.

Açıkçası, tek gerçekçi çözüm olarak kabul edilen Federal Çözüm, Zaman ile ters orantılıdır. Zamanın son imkanları da tüketmesini engellemek, ancak çözüm iradesi sergilemekle mümkündür.

Yakınlaşmalardan da anlaşılacağı üzere, Kıbrıs Sorununda öncelikle stratejik bir anlaşmaya, daha sonra da kapsayıcı bir çözüme ulaşmak için yeteri kadar “malzeme” vardır. Bu “malzemeyle” yemek pişiremezsek aç kalmaya mahkumuz.

Ayrıca, şu da hatırda tutulmalıdır ki, çözümsüzlüğün uzaması halinde sahada yaşanacak gelişmeler yakınlaşmaları anlamsız kılabilir. Bu durumda her iki toplumun da büyük kayıplara uğrayacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Açıkçası, Çözüm-İradesinin Zaman ile yarıştığı bir konjonktürdeyiz ve Çözüm-İradesinin kazanması tarihsel ve yaşamsal bir gerekliliktir.

Kıbrıs Sorunu gibi karmaşık ve tarihsel bir sorunun çözümünü sadece iki liderden beklemememiz gerekiyor. Federal Çözüme inanan veya böyle bir çözümü ehveni şer olarak benimseyen bütün güçlerin, Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk, Sağcı, Solcu herkesin koordineli bir işbirliği içine girmesi şarttır. Ortak inisiyatiflerle zamanın akışını tersine çevirerek Çözüm-İradesinin üstün gelmesini sağlayamazsak, Kıbrıs’ın uçuruma yuvarlanmasından hepimiz sorumlu olacağız.    

A)Yakınlaşmalara Dair Mavroyannis’in Değerlendirmesi

Eski müzakereci Andreas Mavroyannis 22 Şubat 2026 tarihinde Kathimerini gazetesine verdiği mülakatta yakın geçmişten Crans Montana Konferansının son gününe kadar geçen süre içinde elde edilen yakınlaşmaları ve görüş ayrılıklarını kamuoyuna açıkladı. Açıklamanın ayrıntıları şöyledir: 

Dönüşümlü Başkanlık

5 Temmuz 2017 tarihinde Crans Montana’da Kıbrıs Rum tarafı  2’ye 1 oranında dönüşümlü başkanlık önerdi. Beş yıllık başkanlık 3 eşit döneme ayrıldı. Kıbrıslı Rum başkanla başlayacak ve 20 ay sürecek birinci dönemde Kıbrıslı Türk başkan yardımcı görev yapacak. Sonra Kıbrıslı Türk başkan yardımcısı başkanlığı devralacak ve 20 ay devam edecek, daha sonra yeniden Kıbrıslı Rum başkan devralacak.

Başkanlar çapraz ve ağırlıklı oyla seçilecek. Rum tarafı ayrıca, başkanların aynı listeden (ortak listeden) seçilmesini de önerdi ama Türk tarafı bunu kabul etmedi. Mavroyannis, “Biz anlayış gösterdik ve diğer beklentilerimizin kabul edilmesi şartıyla, dönüşümlü başkanlığı kabul ettik” diyor.

Kısacası, Kıbrıs Rum tarafı siyasi eşitliğin bir paçası olarak dönüşümlü başkanlığı yazılı olarak kabul etti. Fakat, askerler, garantiler, toprak ve mülkiyet konularındaki beklentilerinin karşılanması koşulunu ileri sürdü.

Crans Montana’da son yemeğe gelindiğinde siyasi eşitlik dosyası hemen hemen tamamlanmıştı. Sadece iki konu kalmıştı. Birincisi, Başkan ve Başkan Yardımcısının anlaşmazlığa düşmesi durumunda ne yapılacağıydı? Kıbrıs Rum tarafı bu durumda çıkmazları aşma mekanizmasının devreye girmesini istiyordu. Kıbrıs Türk tarafı ise anlaşmazlığın “veto” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyordu. Kıbrıs Rum tarafı bunu kabul etmiyordu.

Siyasi Eşitlik

Diğer anlaşmazlık konusu, bir olumlu oyun hangi konularda geçerli olacağıydı. BM Genel Sekreteri Kıbrıs Rum tarafını haklı görerek ortaya koyduğu altı maddelik belgede bir olumlu oyun her konuda söz konusu olamayacağını, Kıbrıslı Türklerin temel stratejik çıkarları söz konusu olduğunda geçerli olacağını söyledi.

2019 Kasım’ında Akıncı ve Anastasiadis, Guterres ile Berlin’de bir araya geldiklerinde bu iki konu üstünde yeniden duruldu ve Akıncı’nın uzlaşma eğilimi içinde olduğu görüldü. Böylece, siyasi eşitlik dosyası kapanabilecekti.

 

Garantiler ve Tek Yanlı Müdahale Hakkı

 

BM Genel Sekreteri garantilerin ve tek yanlı müdahale hakkının sonlandırılmasını önerdi  ve bunu,  çözümü uygulama ve izleme mekanizmasının kurulması şartına bağladı. Çavuşoğlu, Guterres’in tek yanlı müdahale hakkının uzun vadede sürdürülebilir olmadığını kabul ettiğini söyledi ama bunun çözümün uygulanmasından sonra on beş yıllık bir zaman dilimi içinde ele alınmasını savundu. Tek yanlı müdahale hakkının temeli olarak sona erdirilmesi konusunda bağlayıcı görüş bildirmedi.

 

Askerler Konusu

 

Guterres asker sayısının İttifak Anlaşmasında belirlenen sayıya indirilmesini önerdi (650 Türk, 950 Yunan) ve bu askerlerin nihai konumunun garantör ülkelerin başbakanları tarafından ele alınmasını savundu. Adadaki varlıklarının sonlandırılacağı mı, yoksa gözden mi geçirileceğine onlar karar verecekti.

Kıbrıs Rum tarafı bu askerlerin adadan ayrılana kadar geçecek süre içindeki statülerinin belirlenmesini ve kısa bir süreli olarak, Türkiye’nin de taraf olacağı AB’nin Orta Doğudaki operasyonlarına katılmaları ve operasyonlar sonuçlanınca adadan ayrılmalarını önerdi.

Türkiye ise çözümden sonra asker sayısının esaslı biçimde azaltılmasını kabul etti ama adada bulundurulacak Türk askerlerinin sürekli olarak kalmalarını savundu.

 

Diğer Konulardaki Yakınlaşmalar

 

Birleşik Kıbrıs BM’nin ve AB’nin üyesi kalmaya devam edecek ve tek uluslararası kimliği, tek egemenliği ve tek yurttaşlığı olacak.

Dönüşümlü başkanlık olacak ve başkanlar çapraz ve ağırlıklı oyla seçilecek.

Bakanlar Kurulunda 7 Kıbrıslı Rum ve 4 Kıbrıslı Türk görev yapacak.

Federal hükümetin yetkileri anayasada net biçimde belirlenecek ve geri kalan yetkiler oluşturucu devletlere bırakılacak.

Çıkmazları aşma mekanizması kurulacak ve bu mekanizmaya iki toplum eşit sayıda katılacak.

Yasama organı Meclis ve Senatodan oluşacak. Senatoda 40 üye olacak ve iki toplumdan eşit katılımla oluşacak (20-20). Mecliste toplam 48 Üye görev yapacak ve oluşturucu devletler Meclise orantısal olarak katılacak. Asgari oran %25 olacak.

Yargı organına (Yüksek Mahkemeye) eşit sayıda katılım olacak.

Nüfus yapısı 4:1 olarak belirlendi ve bu uygulamanın toplumların doğal demografik gelişimini etkilemeyeceği kabul edildi.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları ile AB üyesi Yunanistan’ın yurttaşlarının Kıbrıs nezdindeki hakları, örneğin ikamet etmeleri konusunda Kıbrıs Rum tarafı 4 Yunan, 1 Türk yurttaşı formülünü önerdi. Türk tarafı bu oranın 1:1 olmasını talep etti. BM Genel Sekreteri iki tarafın önerilerinin ortada buluşturulmasını önerdi ve Kıbrıs Rum tarafı bunu kabul etti.

AB konuları ve AB’de temsilin federal hükümetin yetkileri arasında yer aldığı kabul edildi. Kıbrıs’ın AB’nin dış politika ve savunma alanlarında alacağı kararları engellemeyeceği konusunda da anlaşmaya varıldı.

Kıbrıslı bakanların AB Konsey toplantılarına katılımları netleştirilmedi.

AB Müktesebatının uygulanması ve deregasyonlar konusunda görüş ayrılığı var. Kıbrıs Rum tarafı sadece geçici deregasyonların söz konusu olabileceğini önerirken, Türk tarafı kalıcı deregasyonlar üzerinde duruyor.

Dört AB özgürlüğü (malların, işçilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımı) kabul edildi.

Mülkiyette özel mülkiyete saygı duyulması kabul edildi. Mülkiyetin sahibine iade edilmesi mümkün olmadığı durumlarda farklı terapiler uygulanması konusunda anlaşmaya varıldı. (Mülk değişimi, tazminat, alternatif mülkiyet, kısmi iade gibi...) Etkilenmiş mülkiyetin ne anlama geldiği konusunda görüş birliği sağlandı.

Mülkiyet haklarının Mülkiyet Komitesinde ele alınması, tatmin edici bir sonuç alınmadığı durumlarda Mülkiyet Mahkemesine baş vurulması, burada da sorun çözülmezse AİHM’e baş vuru hakkı konusunda görüş birliği sağlandı.

Yerinden edilmiş olanların evlerine dönme hakkı prensip olarak kabul edildi. Bu hakka, AİHM’in tanımlamasına göre o evlerde belli bir yaşa kadar yaşayıp hatıraları olanlar da sahip olacak.

Diğer mülkiyet durumlarında ilk sözün mülk sahibinde mi, kullanıcının mı olacağı konusunda, ayrıca küçük toprak parçaları ve dini yerlerin toprağı konularında görüş ayrılığı var.

Bütün adada serbest dolaşım kabul edildi. Serbest yerleşim ve mülk edinme konularında Türk tarafı sınırlama koymak istiyor.

Toprak konusunda iki taraf da 2017’nin Ocak ayında ortaya harita koydu. Türk tarafı %29.2, Rum tarafı ise %28.2.

Crans Montana’da BM Genel Sekreteri Türk tarafından haritasını gözden geçirmeyi önerdi ve Omorfo’ya (Güzelyurt) işaret etti.

Ekonomi dosyasında tam bir görüş birliği sağlandı.

 

B)Kasım 2019 Berlin Buluşması

 

Akıncı-Anastasiadis ve Guterres arasında Berlin’de 25 Kasım 2019 tarihinde gerçekleşen toplantıda ele alınan konulara dair açıklama:

  1. “Bu sefer farklı olacak!” Bu saptamayla önümüzdeki müzakere sürecinin farklı olması gerektiğine vurgu yapılıyor.
  2. Aşamalı ve özlü görüşmelerin erken zamanda sonuç alıcı olması karara bağlandı.
  3. İvedilik duygusuyla hareket edilerek kapsamlı ve kalıcı bir çözüme öngörülebilir bir zaman dilimi içinde ulaşmak gerektiği belirtildi ve statükonun sürdürülebilir olmadığı vurgulandı.
  4. Liderler, iki bölgeli, iki toplumlu ve BM Güvelik Konseyi’nin kararlarında belirlendiği şekliyle ve 716 sayılı Kararı (1991) kapsayacak biçimde siyasi eşitliğe dayalı federasyona bağlılıklarını bildirirler. (716 sayılı Güvenlik Konseyi kararı federal hükümetin tüm organları ve kararlarında her iki toplumun etkin katılımını öngördüğünü hatırlatalım.)
  1. Liderler, 11 Şubat 2014 ortak açıklamasına, varılan görüş birlikteliklerine ve BM Genel      Sekreterinin 30 Haziran 2017 tarihinde ortaya koyduğu altı maddeye bağlılık beyan ederek, kapsamlı bir çözüme götürecek olan stratejik bir anlaşmaya varmayı taahhüt etti.
  2. Yukarıda belirtilen unsurların iki liderin ve üç garantör ülkenin Genel Sekreter ile bir araya geleceği 5+1 toplantısında açıklanmaları/teyit edilmeleri ve müzakerelerin başlama tarihinin açıklanması kabul edildi.   

 

 

C)Guterres Çerçevesi

 

Toprak Konusu

Kıbrıs Türk tarafının sunduğu haritanın Kıbrıs Rum tarafının belirli bölgelere ilişkin dile getirdiği kaygılara cevap verecek şekilde gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Burada açıkça Omorfo/Güzelyurt bölgesi kastediliyor.

Siyasi Eşitlik 

Çerçevede 2:1 oranında dönüşümlü başkanlık öngörülüyor. Federal kurumların karar üretmesinde toplumlar açısından hayati öneme sahip konularda bir olumlu oy ile basit çoğunluk ve açmazların çözümü ile ilgili bir mekanizmanın kurulması hedefleniyor. 

Bir not: Bu noktada bir parantez açarak şunu belirtelim ki, Bakanlar Kurulu’nda tüm konularla ilgili olarak bir olumlu oy koşulu konusunda ortak bir anlayışa varılmıştı. Ayrıca, çapraz ve ağırlıklı oy konusunda önceden yakınlaşma sağlanmıştı. Bu nedenle, BM Genel Sekreteri Eylül 2017'de Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporda (paragraf 21) Crans Montana’da “taraflar federal yürütme erki ve etkin katılım konusunda fiilen tam bir anlaşmaya vardılar” tespitinde bulunmuştu. Buradan da anlaşılıyor ki, siyasi eşitlik konusunda tam olmasa da çok ileri düzeyde yakınlaşma sağlanmıştır.

Mülkiyet 

Çerçevede iki farklı statüden söz ediliyor. Toprak düzenlemesi yapılacak bölgelerde, yani Kıbrıslı Rumlara verilecek bölgelerde tercih hakkı öncelikle mülk sahiplerinin (Kıbrıslı Rumların) olacak. Toprak düzenlemesinin olmayacağı bölgelerde ise öncelik hakkı kullanıcılara (Kıbrıslı Türklere) verilecek. 
Türkiye ve Yunanistan Yurttaşlarına Eşit Muamele Konusu 

Çerçevede turistler, öğrenciler ve mevsimlik işçiler için serbest dolaşım öngörülmektedir. Bunun dışında, adaya kalıcı olarak yerleşmek isteyen Yunanistan ve Türkiye vatandaşlarına Eşit Muamele (equivalent treatment) uygulanacaktır. Eşit Muamele sayısal eşitlik anlamına gelmiyor. Adada bulunacak Yunanistan ve Türkiye vatandaşlarının, 1960 Kuruluş Anlaşması'nın 4:1 oranına ilişkin hükmü kabul ediliyor.

Güvenlik ve Garantiler 

Çerçevede tek taraflı müdahale hakkının sürdürülebilir olmadığı net olarak ortaya konuluyor. Bu nedenle, Garanti Anlaşması kapsamındaki hususların yerini, çözümün uygulanması için başka mekanizmalar alabilir ve bu mekanizmalara garantör güçler de katılabilir. 
Bir Not: Crans Montana'da son akşam yemeğinde BM Genel Sekreteri çözümü uygulama mekanizmaları hakkında resmi olmayan bir belge sundu. Bu belgede, diğer hususların yanı sıra, garantör güçlerin herhangi bir yürütme veya editörlük rolleri olmaksızın Birleşmiş Milletler başkanlığındaki çözümü uygulama komitesinde iki toplumla birlikte yer alacakları belirtiliyor. Açıkçası, Çerçevede Garanti Anlaşmasının yerini çözümü uygulama mekanizmalarının alması hedefleniyor. 

Askeri Güçler Konusu

Bu konunun Garanti Anlaşmasından farklı olduğu ve konu hakkında en üst düzeyde (başbakanlar düzeyinde) anlaşmaya varılması gerektiği belirtiliyor. Kıbrıs’ta Yunan Alayı (950 asker) ve Türk Alayı (650 asker) dışında diğer askeri güçlerin adadan ayrılması konusunda yakınlaşma oldu. Yunan ve Türk Alaylarının ayrılmasının kesin bir tarihe mi bağlanacağı, yoksa saptanacak bir tarihte konunun gözden mi geçirileceği netlik kazanmadı.

Bir Not: Bu konuda anlaşma sağlansaydı stratejik anlaşmaya varılacak ve kapsamlı çözüme varılması kaçınılmaz olacaktı. Bu yüzden BM Genel Sekreteri raporunda şu tespitte bulunmaktadır: “Delegasyonların başkanları için verilen akşam yemeği sırasında potansiyel bir stratejik anlaşmanın parametreleri hakkında geniş bir ortak kanı olduğu yönündeki değerlendirmemi paylaştım (paragraf 25). “Taraflar güvenlik ve garantilerin yanı sıra, kapsamlı bir çözümün diğer tüm temel unsurlarında stratejik bir anlaşmaya varmaya yaklaşmışlardı.” (Paragraf 45).

Bu yazı toplam 642 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar