1. YAZARLAR

  2. Hasan Yıkıcı

  3. ​​​​​​​Loki, Zaman Muhafızları ve Varyantlar
Hasan Yıkıcı

Hasan Yıkıcı

​​​​​​​Loki, Zaman Muhafızları ve Varyantlar

A+A-

Son zamanlarda yeni eğlencem “Loki” dizisi. Disney’in dijital içerik platformu Disney+ tarafından çekilen dizi, aslen İskandinav mitolojisine ait olan fakat Marvel evreninde yeni bir karaktere bürünen Loki’nin hikayesini işliyor.

Hiper teknolojik ve post apokaliptik bir evrende geçen dizide, bugün tartışılan hologram teknolojileri, karma gerçeklikten tutun da din, zamanda atlamalar, özgür irade gibi birçok konuya değiniliyor. Dizide beni en çok meraklandıran nokta ise zaman mefhumunun hiper teknolojik bir iktidar aygıtı tarafından kontrol edilmesi ve zaman üzerinde mutlak bir iktidar-kontrol sağlanması. Distopik anlatılardaki, hafıza, bilgi, geçmiş veya veri üzerindeki hakimiyetin, Loki dizisinde zaman üzerinden işlendiğini görüyoruz.

Zaman üzerinde denetimin sağlanması ise teknoloji ve ‘zaman muhafızları’ denilen askeri bir gücün varlığıyla gerçekleştiriliyor.

Dizinin daha ilk bölümünde tüm egemen iktidarın, önceden belirlenen ve üzerinde hakimiyet kurulan ‘çizgisel zaman’dan sapmaları engellemeye yönelik bir dizi yasal ve ölümcül cezaya başvurulduğu gösterilmekte. Öyle ki ‘çizgisel zamandan’ sapanlar iktidar tarafından ‘varyant’ olarak damgalanmaktadır.

Varyantlar, çizgisel zamandan saptıkları taktirde ‘zaman muhafızları’ tarafından yakalanıp düzmece mahkemelere çıkartılıyorlar. Hiper-teknolojik uygulamalar tarafından sürekli takip edilen ve çizgisel zamandan sapmaları kaydeden teknik gelişim karşısında, ‘varyantın’ neredeyse savunmasız olduğu bir sistemde, iktidarın zamanı bireyler üzerinde bir tahakküm evreni olarak genişlemektedir. Tahmin edilebileceği gibi totaliter bir rejimde özgür iradeden de söz edilemeyecektir.

***

‘Çizgisel zaman’ meselesine geçmeden varyant tanımlaması üzerinde kısaca duralım. Varyant kelimesinin Latince kökeni -variare- değiştirmek, farklı kılmak, çeşitlendirmek; fransızca köken olarak ise -variante- bir şeyin normalden sapan biçimi veya -varier- yani değişmek, değiştirmek anlamlarına gelmekte.

Varyant kelimesinin sözlük anlamı ise “bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktada aynı yolla yeniden birleşen ikinci derecedeki yol” veya “bir metnin ya da yapıtın biçim ve içerik yönünden birtakım ayrılıklar taşıyan nüshalarından her biri” olarak açıklanmakta. 

Demek ki, bir varyantın olabilmesi için öncelikli olarak bir normun, yani normlar ve normalleştirmeler bağlamının olması lazım. İşte dizideki ‘çizgisel zaman’ mefhumu bu norm ve normalleştirme bağlamını sembolize etmekte. Tüm zaman totaliter rejimin arzuladığı ve organize ettiği gibi ileriye doğru akmalıdır. Zamandan, yani normdan sapmalar kabul edilemezdir!  

Kötülük tanrısı olan Loki, Marvel evreninin diğer kahramanlarından kaçarken zamanda yolculuk yapar. Bu yolculukta ‘çizgisel zamanı’dan sapar ve ‘zaman muhafızları’ tarafından kısa sürede yakalanır. Artık kötülük tanrısı Loki aynı zamanda bir varyanttır. Diziyle ilgili daha fazla spoiler vermeden “çizgisel zaman”, “varyant” ve “zaman muhafızları” üzerine düşünürken bağlamımızı değişelim ve yaşadığımız dünyaya gelelim.

***

Gelecekten Gelen Şiir kitabında Srećko Horvat, Fransız devriminin ilk günlerinde devrimcilerin birbirinden habersiz bir şekilde birçok farklı noktadan saat kulelerine ateş ettiklerini yazar ve ekler “Geleceğe girmek için bugünün saatlerine ateş etmemiz lazım.”*

Bugünün saatleri ile dizideki ‘çizgisel zaman’ arasında niteliksel bakımdan bir fark yok aslında. Geleneksel modernist ve ilerlemeci anlatı zamanın çizgisel bir düzlemde hareket ettiğini, tarihin ve zamanın sürekli ileriye, gelişime ve büyük hedefe doğru aktığını ortaya koyar. Öyle ki bu ilerleme ve gelişimi yolundan saptıracak faktörler geçici veya ‘istisnai’ varyantlardır. İlerlemenin önündeki engeller ile mücadele edilmeli, bu süreci aksatan unsurları ortadan kaldırmalı veya etkisini azaltmalı.

Dolayısıyla dizideki ‘çizgisel zaman’ tasarımı ile modernist/ilerlemeci ideolojinin zaman anlatısı bire bir uyuşmaktadır. Modernist/ilerlemeci ve ‘çizgisel zaman’ beraberinde birçok yıkım, savaş, totalitarizm ve felaket getirmiştir. Hâlâ da öyle! Dizide de ‘çizgisel zaman’ mefhumu dünyanın sonundan sonra yaşamın gelişip ilerleyebilmesi için yaşayanların üzerinde tekno-totaliter bir ‘yasa’ olarak işlemektedir.  

Egemen, aynı zamanda,  zaman üzerinde hakimiyet kuran, kendi zamanını dayatan bir güçtür. Zaman muhafızları bundan dolayı vardır. Yaşamın içerisinde de farkına vardığımız veya varmadığımız çeşit çeşit normalleştirme süreçleri vardır. Bunlardan sapıldığı noktada ‘zaman muhafızları’ devreye girer.

Fransız devriminde devrimcilerin rastgele saat kulelerine ateş etmeleri, rastlantı değildir. Çünkü iktidarın zamanına meydan okuyanlar, geleceğe ancak kendi zamanlarını yaratarak ulaşabileceklerinin farkındadırlar.

***

İktidarın ‘çizgilsel zamanı’ndan sapanlar aslında normun dışına sapanlardır. Günümüz dünyasında da böyle bir varyasyona ihtiyacımız var. Kolektif bir varyant hareketine, küresel bir özgürleşme varyasyonuna! Aksi durum bizi normun, bir yasa olarak zamanın ve egemen anlatıların kısır döngüleri içerisinde sıkıştıracaktır. Özgür iradeden gün geçtikçe yoksunlaşan, ‘çizgisel zamanın’ tahakkümünü normalleştirmiş ve şeyleşmiş varlıklar olarak yaşama devam edeceğiz!

***

Diziye dönecek olursak…

Kahramanımız Loki, kendi kurtuluşuna karşılık olarak sürekli olarak zamanda sapmalar yaratan bir varyantı arayıp bulmakla görevlendirilir. Fakat aradığı varyant, yine kendisidir. Zaman yolculukları içerisinde sürekli yer değiştiren kendisinin bir başka paraleldeki varlığı.

Loki, zamanı çizgisel bağlamda tutmaya çalışan iktidar ile işbirliği yapar. Bunu kendi kurtuluşu için mi, yoksa aradığı Loki ile işbirliği yapıp düzeni yıkmak için mi yapıyor, belli değildir. Fakat Loki’nin yine Loki ile karşı karşıya geldiği sahnede iki parlak metafor kullanılmıştır.

Bunlardan ilki, varyant olarak aranan Loki’nin geçmişte dünyanın başına gelen felaketlerin içine saklanmış olmasıdır. Çünkü sistem felaketlerin içine gizlenmiş olan varyantları bulamaz. Yani sistemin zayıf ve açık noktası olarak felaket! Buradaki felaket anlatısını aynı zamanda üzerinde egemenlik kurulamayacak tarihin kırılma noktaları olarak da okuyabiliriz. Örneğin bir felaket olarak devrim! Benjamin’in tarih meleği de böylesine bir anda kanatlarını açar…

İkinci bir metafor ise Loki’nin varyant Loki ile karşılaşmasında ortaya çıkar. Loki, İskandinav mitolojisinde kılıktan kılağa girebilen ve ‘kötülük’ yapan bir tanrı olarak tasvir edilir. Dizide de iktidar ile işbirliği yapan Loki ile varyant Loki’nin karşılaşmasında, varyantın sürekli farklı kılıklarda ve karakterlerde iktidarın temsilcisi Loki ile karşı karşıya gelişi sahnelenir. Buradaki metafor ise ilkinden çok daha açıktır. İktidara karşı mücadele farklı farklı şekillerde ve karakterlere bürünebilir!

***

Burada çıkarılacak iki sonuç. Felaket anları tarihin sürekliliğinin ve ilerleme mitinin parçalandığı anlardır. Bu aynı zamanda iktidarların artık egemen olamadığı, dağıldığı süreçlerdir de. Varyant olan Loki’nin felaket anlarının içine saklanması, aynı zamanda tarihin sürekliliğine ve ilerleme mitine bir meydan okuma. İlerlemenin mantığı kaçınılmaz olarak felaketleri de içinde barındırır. Fakat felaketlerin içinde barınan ütopyalar da mümkündür.

Varyant olan Loki’nin kılıktan kılığa girmesi ise çizgisel zaman mitinin çeşitlenen ve dönüşen direniş motifleri karşısındaki acizliğini göstermektedir. 

Dizinin nasıl ilerleyeceği, klasik bir Hollywood serüvenine mi dönüşeceği belli değil. Muhtemelen de öyle olacaktır. Fakat dizinin tüm anlatısı tek bir soru üzerine şekilleniyor. Kadim bir felsefe sorusu, özgür irade var mı, nedir, nasıl deneyimlenir? Belki de içinde yaşadığımız kısır döngüler, sömürgeleştirilmiş zamanımızı ve normları sorgulamaya başlayarak bu soruyu kendimize tekrar tekrar sormamız lazım.
 


*Gelecekten Gelen Şiir - Srećko Horvat - Kolektif Kitap, Syf. 173

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 782 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar