1. YAZARLAR

  2. Niyazi Kızılyürek

  3. Kıbrıs’tan “Kaçış”, Kıbrıs’a Kaçış (3)
Niyazi Kızılyürek

Niyazi Kızılyürek

Kıbrıs’tan “Kaçış”, Kıbrıs’a Kaçış (3)

A+A-

Kıbrıs’ı yeniden düşünmek acil bir ihtiyaç ve kaçınılmaz bir gereklilik haline geldi. Türk ve Helen milliyetçiliklerinin Kıbrıs’ını değil. Devleti ve coğrafyasıyla, bütün etnik grupları ve sakinleriyle Kıbrıs’ın bütününü çoğulcu bir yapı içinde tahayyül etmek ve buna göre eylemek, önümüzde duran en büyük ama en anlamlı meydan okumadır.

Bunun siyasetteki adı, ortak devlet ve çoğulcu demokrasidir.

Yeni Kıbrıs devleti etnik gruplar arasında bir denge sağlamanın ötesine geçecek bir cumhuriyetçi ethos ile kurulmalı.

Tek taraflı tahakkümün ve ayrılıkçılığın önünü kesecek birlikte yönetim anlayışına dayalı olarak kurulacak Kıbrıs devleti, yurttaşlık haklarına ve özgürlüklere saygılı olmalı.

Ortak bir kamusal alan yaratmanın temelleri atılmalı.

Ortak kamusal alan olmadan ortak bir devletten söz edemeyiz.

Devletin ideolojik aygıtları iki-dilli bir iletişim sistemine dayanmalı ve yurttaşların katılımı sağlanmalı.

Çoğulcu ve demokratik Kıbrıs devletinde siyasal yaşamın sınırları etnik renklerle değil, siyasal ve ideolojik ortaklaşmalarla belirlenmeli. Siyasi partiler bütün etnik gruplardan yurttaşların katılımıyla ideolojik zeminde kurulmalı.

İlk başlarda nüfus dengesizliğinden kaynaklanacak olası sorunlar ağırlıklı oy sistemiyle giderilmeli.

“Biz” kavramıyla etnik gruplardan birinin tanımlandığı anakronik anlayış giderek yerini çoğulcu “Biz” anlayışına bırakmalı.

Böylesi bir tarihsel oluşum, hayatın bütün alanlarında esaslı dönüşümleri gerektirmektedir.

Bunun birincil koşulu da, milliyetçi ideolojiden arınmak ve Kıbrıs’ı milliyetçilik-ötesi bir yerden tahayyül etmektir.

Bu söylediklerimden etnik kimliklerin inkarı anlaşılmamalıdır.

Fakat “Milli Olanı”, bütün yurttaşları kapsayan “Civic” bir anlayışla tanımlamak ve etnik olanı milli olandan ayırmak gerekmektedir.

Kıbrıslı yurttaşların ortak devleti, akraba devletler Türkiye ve Yunanistan ile dayanışma ve işbirliği içinde olmalıdır. Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler, Yunanistan ve Türkiye ile ortak bir dilsel-kültürel alanı paylaşıyor ve paylaşmaya da devam edeceklerdir ama yurttaşlık bilinci Kıbrıs-merkezli olmalıdır.

İçinden geçtiğimiz koşullarda burada ileri sürdüğüm görüşlerin kulağa ütopik geldiğinin farkındayım.

Ancak bu türden görüşleri hayata geçirmek için uğraşmak, günümüzde yaptığımız gibi distopya içinde yaşamaktan çok daha anlamlıdır.

Ayrıca şu da bir gerçektir ki, yukarıda betimlediğim Kıbrıs’a bir günde ve bir çözümle değil, bir süreç içinde ulaşabiliriz.

Hayatın bütün alanlarında iki-toplumlu ağlar örerek aşağıdan yukarıya doğru bir yol izlemeliyiz.

Kıbrıs’ın AB üyesi bir ülke olması, böylesi bir aşağıdan kaynaşma modeli için çok iyi fırsatlar sunmaktadır.

Enerjiden çevreye, sağlıktan spora kadar pek çok alanda birliktelikler kurarak çeşitli AB projelerini hayata geçirebiliriz.

Bunun için istekli olmak, irade sergilemek ve siyasi aktörleri bu yönde teşvik etmek gerekecektir.

Halihazırda bu yönde çalışan iki-toplumlu oluşumların varlığı umut vericidir...

Bu yazı toplam 1076 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar