Kadının KKTC’de bundan sonraki pozisyonu: Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen!
Türkiye’de “Namus cinayeti” ve “Töre cinayeti” çok sık görülen cinayet türleridir…
-*-*-
“Ya benimsin ya da kara toprağın”…
“Ya benim olacaksın ya da öleceksin”…
-*-*-
Filmlerde – dizilerde bunun adeta “teşvik siyaseti” yapılan bir durumu vardır!
-*-*-
Aşk mıdır bu yoksa nefret mi?
-*-*-
Kişi, sevdiği insanı kaybetmeyi veya onun başkasını tercih etmesini kabul etmiyor, “sana sahip olamazsam seni öldürürüm” diyor!
Öldürüyor!
-*-*-
“Namus”, “şeref” ya da “aile itibarı”…
Gerekçeler de bunlar!
-*-*-
Nasıl bir kültür anlayışıdır?
Batılı gözle baktığınızda anlamak kolay değil!
-*-*-
Tabii ki bu kültürde, “öldürenler yüzde 100 erkek”, “öldürülenler de yüzde 90” kadındır!
-*-*-
Neden öldürülenlerin yüzde 90’ı kadın?
Çünkü, “namus, şeref” saçmalıkları, zaman zaman cinsel yönelim nedeniyle erkek kurban da seçebilmektedir!
-*-*-
Boşanma talebi, öldürme sebebi!
-*-*-
Başka biriyle cinsel ilişki yaşadığı iddiası, yine öldürme sebebi!
Cinsel yönelimi veya yaşam tarzı keza!
-*-*-
Peki Kıbrıs Türk toplumunda veya genelde tüm Kıbrıs’ta “namus cinayeti” var mı?
-*-*-
Son dönemlerde Elye köyünde buna benzer bir av tüfeği ile öldürme olayı yaşandığını biliyoruz!
-*-*-
Ancak tam da “namus cinayeti” demek, bilemem…
-*-*-
Neyse!
-*-*-
Türkiye’de ve daha Doğulu ülkelerde bir de “Töre cinayeti” var!
-*-*-
Türk dizileri sağ olsun, bunları da öğreniyoruz!
Hem de “gurur”la!
-*-*-
Allah’a çok şükür, bu türünü Kuzey Kıbrıs’ta henüz pek görmüyoruz ama yine de bilemedim!
-*-*-
Farklı kültürlerde, çok farklı yaşam şekilleri ve tabii ki çok da farklı “cinayet” sebepleri olabilir!
-*-*-
Saygı duyalım mı duymayalım mı?
-*-*-
İçinde şiddet olan bir kültüre saygı duyulmaz ama eğitimle, sosyal destekle bu kültürün ortadan kaldırılması başarılabilir!
-*-*-
Londra’da yaşadığım yıllardı…
-*-*-
Bir gün komşumuz İngiliz kadını bahçede ağlarken gördüm!
-*-*-
Sormazsam çatlarım!
Sordum!
“Neden ağlıyorsunuz? Umarım ciddi bir şey yoktur?” dedim…
-*-*-
Komşum kadın, 16 yaşındaki kızının hayatında hiç erkek arkadaşı olmadığını ve bunun kendilerini çok endişelendirdiğini söyledi!
-*-*-
“Neden endişe ediyorsunuz ki?” dedim!
-*-*-
Kadın, gayet rahat bir şekilde, “… Kız veya erkek biriyle mutlaka ilişkisi olmalı” dedi!
-*-*-
Elbette Doğulu kültürlere bayağı uzak bir bakış açısı!
-*-*-
Aynı günlerde İngiltere’de, kenarından bir şekilde ilgilendiğim bir de cinayet davası vardı!
-*-*-
Türkiyeli bir aile, 16 yaşlarındaki kızlarının, yanılmıyorsam Lübnan asıllı Hıristiyan bir gençle arkadaşlık etmesini kabullenememişilerdi!
-*-*-
Ve aile meclisi oturup, 16 yaşındaki kızın öldürülmesine karar verdi!
-*-*-
Kızı bir apartmanın penceresinden aşağıya attılar!
-*-*-
Tipik namus cinayeti!
-*-*-
Ve polisin uzun uğraşları neticesinde, intihar süsü verilen olayın bir cinayet olduğu ortaya çıkmış; ailenin en genç erkek üyesi cinayeti üstlenmişti!
-*-*-
KKTC’de veya Kuzey Kıbrıs’ta “sahiplenme, namus, töre, alışkanlık, gelenek veya kültür” sebebiyle katledilen kadınlarla ilgili önce “koruma maksatlı” son derece güçlü yasalar yapılması lazım…
-*-*-
Ama tak başına yasa veya yasalarla bu tür cinayetlerin önüne geçebilecek miyiz?
-*-*-
Farklı kültürden gelenler veya buranın yerlisi olanlar; hiç fark etmez; KKTC’deki erkek egemenliği, “kadını eşit gören – görebilen” bir yapıda değildir!
-*-*-
En iyi ihtimalle, kadının “sözü” ev dışında sıfır seviyesindedir!
-*-*-
Hatta acıdır ama birçok kesimde Nazım Hikmet’in dediği gibi, kadın, “soframızda öküzümüzden sonra gelen”dir!
-*-*-
Diyorum ki; bu cinayetleri ne yazık ki yasayla önlemek çok kolay olmayacak!
Kaldı ki yasa yapıcılar, Türkiye “yapamazsınız” derse, yapmayacak ki o da ayrı bir “namus” meselesi!
-*-*-
Ve mevcut gidişat açıkça gösteriyor ki, kadın cinayetinde artan sayılara da ya alışacağız; ya da alışacağız!
-*-*-
Şöyle de yazmak lazım; Nazım Hikmet demişti ya, “soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen…” diye!
-*-*-
Kuzey Kıbrıs şu anda kadınlar öküzden sonra gelmiyor olabilir ama gidişat o yöndedir!
Çok üzgünüm!
-*-*-
Gel ve bu konuyu şimdi “Avrupa Birliği”ne bağlama!
Gel ve bu konuda Tufan Erhürman’a mesaj verme!
Gel ve Kıbrıs’ta siyasi çözümün şart olduğunu aksi takdirde Kuzey’deki gidişatın iyiye değil, karanlığa doğru olduğunu yazma!
Daha karanlık Türkiye’ye doğru:
LGBTİ+ hakları insan haklarıdır…
Bildiğim kadarıyla Türkiye’de eşcinsel olmak veya eşcinsel ilişki yaşamak, yetişkinler arasında ve rızaya dayalı olduğu sürece kesinlikle suç değildir…
-*-*-
Türk Ceza Kanunu'nda eşcinselliği suç olarak tanımlayan bir yoktur…
-*-*-
Bu konuda 2025'te TBMM'ye bir kanun teklifi sunuldu. Bu teklifte, aynı cinsler arasındaki evliliğin suç sayılması ve bazı yayınlara ilişkin yasaklar gibi düzenlemeler önerildi. Ancak TBMM kayıtlarında teklifin komisyonda olduğu, yani mevcut hukuk haline gelmediği biliniyor…
-*-*-
Peki Türk polisi neden ve nasıl oldu da geçtiğimiz Pazar günü eşcinsel barlarına ve LGBTQ aktivistlerinin evlerine baskın düzenleyerek en az 60 kişiyi gözaltına aldı?
-*-*-
Tayyip Erdoğan’a göre eşcinsellik "sapık bir hareket"…
-*-*-
Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Polis ve jandarma güçlerimizle iş birliği içinde yürütülen 'Ailem Güvende' operasyonları kapsamında, toplam 15 ilde 162 şüpheli, 9 örgüt ve 13 şirket hakkında yasal işlem başlatıldı" dedi.
-*-*-
Gürlek, baskınların Erdoğan'ın ilan ettiği "Aile On Yılı"nın bir parçası olduğunu ve amacının "çocuklarımızı, aile kurumunu ve toplumsal düzeni korumak" olduğunu söyledi.
-*-*-
Evet, Türkiye'de eşcinsel ilişkiler suç değil ancak homofobi ciddi şekilde yaygındır.
-*-*-
Peki şimdi ne olacak?
-*-*-
Avrupa’da homofobik faşizm yükselişte…
Kim bilir belki Erdoğan bunu bir fırsat olarak görüyordur…
-*-*-
Ama Türkiye’deki bu tavır, bu ülke ile AB’nin arasını kesinlikle daha da açar…
-*-*-
AFP’nin haberine göre, İspanyol sosyalist siyasetçi Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Avrupa Birliği Parlamentosu'nun Türkiye özel raportörü Nacho Sanchez Amor, tutuklamaları Türkiye'deki "baskının şok edici bir şekilde tırmanması" olarak kınadı.
-*-*-
Nacho Sanchez Amor, X'te yayınladığı açıkalamasında, "Bu ahlaki gündemin dayatılması, temel hakların ve Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerinin açık bir ihlalidir ve ülkeyi karanlık bir yola sürüklemektedir" dedi.
-*-*-
LGBTİ+ hakları insan haklarıdır…
Bir bir daha iki…

Güneş, Kıbrıs’ın her sahilinde, her zaman çok güzel doğar… Alsancak…






