1. YAZARLAR

  2. Ödül Muhtaroğlu

  3. İsias kararı, hayal kırıklığı ve derin üzüntü yarattı. Ama, mücadeleye devam...
Ödül Muhtaroğlu

Ödül Muhtaroğlu

İsias kararı, hayal kırıklığı ve derin üzüntü yarattı. Ama, mücadeleye devam...

A+A-

Adıyaman’daki İsias Otel davası kararı, gerek yıkımın boyutu gerekse olayın ihmaller zincirinden kaynaklanması nedeniyle ülkemizde derin bir üzüntü ve adalet duygusunda sarsıntı yarattı.

İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan kamu görevlilerinin, geçen gün  açıklanan karar neticesinde serbest kalmaları, KKTC’de hayal kırıklığı yarattı.

Mahkeme, sanıkları bilinçli taksirden mahkûm etti, ancak tutuklama kararı vermedi. Beklenti, olası kasttan bir ceza verilmesiydi. Suç var ama ceza yok algısı, ülkemizde genel bir kanaata dönüştü.

Anladığımız kadarı ile, kamu görevlileri için, otelin inşaat izni yetkisi bir kişide toplanmadığı için, Ruhsat, Denetim ve Onay yetkileri farklı dönemlere ve kişilere yayıldı. Bu da “herkes biraz sorumlu ama kimse tam sorumlu değil” sonucunu doğurdu.

İsias kararında Mahkeme, kamu görevlilerini “etik ve vicdani” olarak sorumlu görse bile, verilecek ceza açısından ağır sorumluluk ve kusur  bağlantısı kuramadı. Neticede, adalet duygusu zedelendi.

İsias kararında kamu görevlileri, vicdanen sorumlu ama hukuken neredeyse sorumsuz kaldı. Sorumluluk ve kusur kamu görevlileri arasında dağıtıldı. Sonuçta, adalet henüz yerini bulmadı.

İsias davası kararı, adalet beklentisinin yüksek olduğu bir süreçte, mağdur ailelerin adaletin tam olarak tecelli etmediği yönündeki algısını güçlendirmiş ve toplumsal güven duygusunu eksiltmiştir.

İsias davası, aynı zamanda adalet, hesap verebilirlik ve kamu güveni açısından bir sınav niteliği taşımaktadır. Sadece bir yargı süreci değildir.

İsias, KKTC açısından sadece depremde yıkılan bir otel davası değildir. Kaybedilen çocukların, yıkılan ailelerin ve bir daha böyle bir olay olmasın diye yürütülen mücadelenin bir sembolüdür.

Karar sonucunda verilen cezalar vicdanları tatmin etmedi. Cezaların hafifletildiği hissi oluştu ve davanın emsal olması beklentisi erozyona uğradı.

Halkın içinde, bu kadar açık ihmal varken bile adalet tam karşılık bulmadı duygusu hakim oldu. Bu da doğal olarak öfke ve umutsuzluk getirdi.

Bu davaya ülkemizin bakış açısı, Türkiye kamuoyundan daha farklıdır. Çünkü, İsias da kaybettiğimiz canlar,  bir ülkenin geleceği olan çocuklardı. O yüzden karar, hukuki olmaktan çok toplumsal ve  ahlaki bir sınav gibi algılanmaktadır.

Yaşadığımız bu hayal kırıklığı, adalet talebimizin bittiği anlamına gelmiyor. Aksine: içimizdeki ‘’unutturmayacağız’’ refleksi güçlendi ve Toplumsal hafıza daha da keskinleşti. Bu dava, halkın vicdanında açık kalan bir dosya niteliğindedir ve henüz kapanmamıştır.

Bundan sonraki aşamada, Hukuki mücadeleyi sürdürmek şarttır. İstinaf ve temyiz yolları sonuna kadar zorlanmalı, davanın kapanmasına izin verilmemelidir.

Bu dava bir sonuç değil, ders olmalıdır. Yapı denetimi, Kamu sorumluluğu ve İhmale karşı ağır yaptırımlar konularında somut düzenlemeler yapılmalıdır.

Bu bağlamda, toplumsal baskıyı canlı tutmak ve İsias davasını unutturmamak gerekmektedir. Yapılacak anma etkinlikleri, açıklamalar, medya ve sivil toplum üzerinden konunun gündemde kalması, hem bu dava, hem de benzer davalar için caydırıcı güç yaratacaktır.

Bu mücadele, hem yitirdiğimiz şampiyon melekler ve diğer kayıplar için, hem de bir daha böyle olayların yaşanmaması için sürdürülmelidir.

Sonuç olarak, Mahkeme süreçleri henüz tamamlanmamıştır. Bundan sonraki hukuk süreçleri yakından takip edilecektir. Adalet arayışı, halkımızın gönülden desteği ile, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve şampiyon meleklerimizin aileleriyle  birlikte, dayanışma içinde devam edecektir.

Bu yazı toplam 415 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar