1. YAZARLAR

  2. Derya Beyatlı

  3. İçimizdeki kapılar
Derya Beyatlı

Derya Beyatlı

İçimizdeki kapılar

A+A-

Riskin tehlikeli olduğunu düşünüyorsanız, sıradanlığı deneyin. Ölümcüldür.

Paulo Coelho

Kapılar var hayatımızda. Bir dolu kapı. Hepsi iç içe geçmiş. Birinden bir diğerine geçtiğimiz kapılar...

Bir tanesini açarak başlıyoruz hayata. O ilk kapıyı biz seçmiyoruz görünürde. Geçmiş hayatlara inananlarımız onu da bizim seçtiğimizi savunacaklardır. Katılırım.

Dünyayı bir okul olarak görürseniz, her hayat bir ders. Bu dersi en iyi şekilde alacağımız koşulları kendimiz belirliyoruz aslında. Seçimler bu anlamda henüz dünyaya gelmeden başlıyor.

İlk yıllarımızda yaptığımız seçimleri tamamen içgüdüsel olarak yapıyoruz, yüreğimizden geldiği gibi, içimizden geçtiği gibi.

Sevdiğimiz, sevmediğimiz herşeyi biliyoruz. İstemiyoruz sevmediklerimizi, sevdiklerimize ulaşana kadar ayağımızı yere vurmayı ne de güzel biliyoruz, yaşamımızın en başında.

Bir çocuğu izlemek ne çok şey öğretir bize, hayata dair, doğallığa dair, bize dair. Bir kez öğrenmek için seyredin bebeğinizi, ona öğretmek yerine. Bizim onlardan öğrenecek o kadar çok unuttuğumuz şey var ki...

Büyüyoruz sonra, akıl, mantık giriyor işin içine. Her istediğimizin olamayacağı anlatılıyor bize. Uslu çocuk olmak, ısrarcı olmamak öğretiliyor, söz dinlemek.

Denklemler kurmayı öğreniyoruz ardından, çok bilinmeyenli. Satrancı keşfediyoruz, stratejiler geliştiriyoruz. Bir sonraki adımım ne olmalı, rakibim ne yapar acaba, riskim kaç, beklenen değer ne çıkar, işime gelir mi?

Hayat rakiplerden ibaret artık, mücadeleden.

Nasıl başarılı olurum, çok para kazanmak için hangi mesleği seçmeli, kolay iş bular mıyım acaba, memlekette bunun piyasası var mıdır sorularının karşılığı oluyor belki yaşama dair en önemli seçimimiz.

Ve kapıların sayısı birden azalıyor.

Matematik ve Fizik’in, Sanatın, Sporun, Edebiyatın hep önünde gittiği bir dünyaya başlıyoruz böylece. Mantık duygudan daha önemli, doğru tek, aklın yolu bir. Sol beyni kullanmayı öğrenenler daha ‘başarılı’ bu dünyada.

Tanıştığınız kişiye adınızın hemen ardına mesleğinizi söylemek zorunda olduğunuz, yaptığınız işe göre değer bulduğunuz, isminizin önüne gelen bir takım kısaltmalar oranında saygı gördüğünüz bir dünya bu.

Rekabetin acımasız, ekmeğin aslanın ağzında olduğu bir dünya. En sık duyduğunuz cümle bu yıllarda, hayaller karın doyurmuyor oluyorsa, zor bir hayatınız olacak demektir bundan böyle.

Karşınızda şimdi beliren iki kocaman kapı tüm yaşamınızı belirleyecek kapılar. Zaman zaman yeniden çıkacak karşınıza Mantık ve Yürek kapıları. Her seçiminizde diğer kapı biraz daha silinip uzaklaşacak ama hiç kaybolmayacak, belki açarsınız diye bekleyecek sabırla. Belki seçersiniz mutluluğun ardında olduğu kapıyı.

Hayatınız seçtiğiniz kapılarla, yaptığınız seçimlerle şekillenecek böylece. Hep mantıklı olmanız beklenecek, hep ‘doğru’ olanı seçmeniz, duygusal davranmamanız. Hiç kaybetmemeniz, hep kazananlardan olmanız. 

Bir normal tanımı konulacak önünüze. ‘Normal’ insanların yaptıkları anlatılacak uzun uzun. Olmasını istediklerinizin, olması gerekenlerin ardına düştüğü zamanlar olacak yaşamınızda, kırılacaksınız.

Toplum içinde yaşıyorsunuz, topluma uygun kararlar vermeli, hayatlar seçmelisiniz diyecekler size. Hatta sizin adınıza seçilecek önceden tanımlanmış Kadın veya Erkek rolleri.

Farklı bir şeyler mi var kafanızda? Eyvahlar olsun, bu ne cüret?  

Henüz anaokulunda başlıyor bir örnek üniformalar bizi bir örnek hayatlara hazırlamaya. Farklı olmak kötü, farklı olmak zor, farklı olmak bedel ödemek anlamına geliyor her yaşta, hayatımızın her döneminde.

Bedel ödemeyi göze alabildiğiniz derecede yaklaşacaksınız hayallerinize, kafanız çemberin dışında kalıyorsa sizin. Kolay değil çemberin dışına çıkmak, toplum var, baskı var, öğretilmişlikler, doğrular, yanlışlar ve günahlar. 

Ya çıkmamak?  O daha mı kolay sanki? Yüreğinin uzağına düşmek, kendine yabancı kalmak, ben aslında böyle mutluyum oyununu oynamak? Ya da talihe küfretmek daha mı kolay?

Bahaneler üretmek aralıksız, mantığının sesini sonuna kadar açıp, yüreğinkini bastırmaya çalışmak güvenli mi geliyor size? Çemberin içinde kısılıp şiirlerle şarkılarla kendinizi avutmak daha mı az riskli dersiniz?

Kapılar bekliyor karşınızda, hangisini seçeceksiniz, doğruyu ne gösterecek size?

Marc Levy korkudan daha güçlü tek duygu sevgidir diyor, umuttan dahi güçlü!


30 Mart 2014
Marsilya

Bu yazı toplam 2312 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar