1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Hükümete ve Lefkelilere mesaj!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Hükümete ve Lefkelilere mesaj!

A+A-

Birleşik Krallık’ta yani İngiltere’de devletin ya da her kurum veya şirketin olmazsa olmaz uygulamalarının en başında, “Sağlık ve Güvenlik Mevzuatı” gelir…

-*-*-

Nedir bu?
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası (Health and Safety at Work etc. Act 1974 – HSWA) çerçevesinde düzenlenen ve “herkesin” sağlığı ile güvenliği korumayı hedefleyen bir mevzuat, uygulamadır… 

-*-*-

CTP Genel Başkanı Dr. Sıla Usar İncirli’nin dünkü Meclis konuşmasını dinledim…
Bir yıl eğitim aldığım Lefke Gazi Lisesi ile ilgili anlattıkları, elbette daha önceden bildiklerimizdi…

-*-*-

Aklıma İngiltere geliverdi!
İngiltere’de bir okulun, şu andaki Lefke Gazi Lisesi gibi olması halinde, ilgili bakanın değil hala siyaset yapması, o ülkede sokağa çıkması dahi mümkün değildir!

-*-*-

Konteyner sınıflarda çocukları eğitim almaya zorlamaya “eğitim” denmeyeceği gibi; kanalizasyon sorunlu, sağlık ve güvenlik koşullarından uzak tuvalet şartları bulunan bir yere “okul” denemez!

-*-*-

Lefke Gazi Lisesi’nde ve benzer durumdaki birçok okulda, “devlet” yoktur!
Hükümet hiç yoktur!

-*-*-

Mesela aslında çok basittir!
Yapamadınız!
Yapamıyorsunuz!
Yüzünüze gözünüze bulaştırdınız!

-*-*-

Eğitimdeki en büyük başarınız “sahte diplomalı örgüt başkanlarınız…”
İstifa edin!
Bunu becerin en azından!

-*-*-

Haaa Lefkelilere de küçük bir sitemim var; bu hükümeti o güzelim kasabamıza sokarsanız, hele hele ilk seçimde onlara tek bir oy bile verirseniz sizlere de yazıklar olsun!

613043595-1407292230751293-2171629295814268320-n.jpg


Hristodulidis rüşvet aldı mı? Vallahi bizim
hiç umurumuzda değil, çok doğal bir şey!

Güney Kıbrıs’ta bir süreden beri, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’i hedef alan bir video ortalıkta dolaşıyor… 

-*-*-

Rum arkadaşlarımdan biri sordu; “bu konu sizin tarafta da heyecan yarattı mı?”
“Sizde çok mu heyecan yarattı?” kontra soruyla karşılık verdim!
“Bizde Nikos gidebilir…” dedi!

-*-*-

Daha sonra, “gardaş kimsenin zerre umurunda olmadı bu mesele çünkü bahse konu rüşvet iddiaları bizde günlük yaşamın alelade bir parçası” dedim!

-*-*-

“Nasıl yani?” diye tekrar bir soru sordu…

-*-*-

Anlattım!

-*-*-

Abi bizde seçimler hep “nereden geldiği kesinlikle resmi olarak açıklanmayan paralarla dönüyor”!

-*-*-

Mesela en son ve bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerimiz!

-*-*-

Her iki seçimde özellikle bir adaya yapılan maddi desteğin kesinlikle haddi ve hesabı belli değildir!
Kimin yaptığı da!

-*-*-

Bahse konu adayın kazandığı seçimde harcandığı iddia edilen para ve kaybettiği seçimde harcandığı iddia edilen paranın “kaynağı” kesinlikle belli değildir!
Ve bu durum, KKTC’de kimsenin zerre kadar umurunda bile olmamaktadır!

-*-*-

Ve bırakın – geçin bu kaynağı ve miktarı belli olmayan paraları; bizdeki seçimlerde Türkiye siyaseti ve haliyle siyasi mafyası da etkin bir şekilde yer almaktadır!
Hem parayla hem çeşitli karanlık kişilerle!
Ve bu durum da normal karşılanmakta, propagandası bile yapılabilmektedir!

-*-*-

Neyse!
Güney’de Hristodulidis’in eşi Filippa Karsera, başkanlığını yürüttüğü, ihtiyaçlı öğrencilere finansal destek sağlama amacı güden “Bağımsız Sosyal Destek Fonundan” istifa etti…

-*-*-

Ardından, Karsera’nın kız kardeşinin kocası ve aynı zamanda Hristodulidis’in hem bacanağı hem de başkanlık ofisi müdürü Haralambos Haralambus da görevinden ayrıldığını açıkladı. 

-*-*-

Her ikisinin isim, Hristodulidis’e “yasadışı maddi destek sağlamak” olarak özetleyebileceğimiz “görüşmelerin” merkezindeydi…

-*-*-

Şimdi, bazı kişiler, “Hristodulidis de gider” diyor…
Pek ihtimal vermiyorum ama olursa da şaşırmam!

-*-*-

Yarın AB’den baskı gelirse, kesinlikle orada oturmaya devam edemez ve bu da Kıbrıs tarihinde bir ilk olur!

-*-*-

Peki bizde?
Bizde sahte diplomalı vekil mecliste…
Sahte diplomalı başkan mahkemede; endamı yerinde…

-*-*-

Rüşvet dedikoduları ayyukta!
Müsteşarlar yargılanıyor!
MİK Başkanı yargılanıyor!

-*-*-

Hayatı boyunca hesap verme ihtiyacı duymayan – son iki seçimde kazanması için harcanan “kaynağı belirsiz” parayla KKTC bütçesinin tüm açıklarının neredeyse tamamının kapatılmasının dahi mümkün olabileceği yeminli muhasip ve de ekonomist eski cumhurbaşkanımız siyasette yeniden aktif olma peşinde!

-*-*-

Başbakanımız mı?
E yok, son müteahhit fırçalama gösterisine bayıldım!
Gül gül öldüm!
Harika rol kesti vallahi!
Başbakanımız artist!


Vasiyet!

Güney Kıbrıs’ta birkaç yıl içerisinde krematroyum hizmete girecek!
Politis gazetesindeki bir habere göre, krematoryum inşaatın için gerekli izinlerin alınmasının üzerinden 10 yıl geçti ama inşaatı hala başlamadı!

-*-*-

İnşaat yakında başlayacak… 
Politis gazetesindeki haberde, krematoryumu inşa edecek şirketin inşaata başlamak üzere olduğu ve bitiş tarihini 2027 yılı olarak açıkladığı ifade edildi.

-*-*-

Her Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı, öldükten sonra yakılabilecek!

-*-*-

Londra’da bir Kıbrıslı Türk kadının krematoryumdaki cenaze törenine katılmıştım… 

-*-*-

İngiltere’de ve Dünya’nın elbette başka ülkelerinde de ölüleri gömecek yer bulmak sıkıntı olmaya başladı…
Londra’da bazı mezarlıklar, 49 yıllığına mezar yeri “satıyor”… 
49 yıl sonra aynı mezara başka ölü gömülüyor!

-*-*-

Lefkoşa Kabristanlığı da doldu gibi!
Ikış dıkış, sıkışık!

-*-*-

Her köşeye, bucağa mezar yeri açılıyor ama kısa süre sonra çare aramak zorunda kalacağız gibi!

-*-*-

Bu arada belirtmekte fayda var… İslam dininde krematoryum (ölünün yakılması) caiz değildir; yani müsaade yoktur.

-*-*-

Genel inanışa göre “Müslüman bir cenazenin yakılması haramdır.”

-*-*-

İslam’da bir cenaze, yıkanarak, kefenlenerek ve toprağa defnedilerek gömülmelidir.

-*-*-

Neden?
Çeşitli nedenler olabilir elbette ama anladığım – okuduğum – bildiğim kadarıyla
“İslam’da insan bedeni, ölümden sonra da saygındır. Yakmak, bu saygıya aykırı kabul edilir.”

-*-*-

Bazı bilen veya yorumlayan kişilere göre “Ateşle azap etmek yalnızca Allah’a mahsustur” anlamındaki hadisler, yakmanın uygun olmadığını gösterir.

-*-*-

Kur’an’da insanın topraktan yaratıldığı ve toprağa döneceği vurgulanır.

-*-*-

Ancak yine anladığım kadarıyla kutsal kitapta “net” bir ifade yoktur… 

-*-*-

Hatta İslam’da örneğin savaş, salgın ve defnin fiilen imkânsız olması gibi durumlarda, “istisnai” davranılabilir!
Yani yakılabilir miyiz?
Yine de hayır!
Genel kural “Müslüman cenazenin yakılmaması”dır!

-*-*-

Tartışmaya gerek yok ama Nazım hikmet, “uyarına gelirse” demiş, “tepemde bir de çınar olursa…” diye eklemişti…

-*-*-

Dinime saygım sonsuz, herkesinkine de…
Ama uyarına gelirse, beni yakın, küllerimi de Yeşilırmak’ta Petra Adacığının hemen yanındaki “Asproyi”ye savurun diyecektim!
“Vasiyetimdir beni götürsünler doğduğum topraklara” gibi bir şey!

Bu yazı toplam 784 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar