Hükümet Neden Emanetçi Olmak İstiyor?!
Şimdiki hükümet uzunca bir süreden beri mali çöküş sürecindedir ve şimdilerde dibe vurdu ki Hayat Pahalılığı (HP) ödeneği ile ilgili çok tartışmalı mali önlemler almaya çalışıyor; gerekçe olarak da “Maliye battı, toparlamak için uygulamak istiyoruz” demiyor da ABD-İsrail ittifakının İran’la savaşını gösteriyor.
Konu savaş Şubat 2026 sonu başladı, KKTC’nin mali batışı ise en azından bir yıldan beridir duyuluyor, görülüyor, biliniyor ve konuşuluyor… İran’daki savaşı KKTC’yi yönetenler kendi beceriksizliklerini örtbas etmek için can simidi olarak kullanmaya çalıştı; simit patlak çıktı… HP ödeneğini Mart ayı sonu itibarıyla dondurmak, dokuz ay sonra dondurucudan çıkarmak için hazırladıkları yasa önerisi ile çıktıkları siyasi yolda yaşananları tekrar anlatmaya gerek yok… “Devleti batırdık” demekten korktukları krizin ne olduğunu anlatmaya gerek var ama…
Bütçe açığının en önemli nedenlerinden birinin ‘Kara delikler’ olduğu biliniyor. Üç kuruşluk iş otuz üç kuruşa yapılır ve fazlalığı da üleşilir ise bu alışkanlığa para dayanmaz… Ercan işletmecisine vergi muafiyeti diye onlarca milyon ABD doları indirim yapılırsa kasa boş kalır… UBP’nin kurultayı, ara seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi diye yüzlerce istihdam yapılırsa bütçe kaldıramaz. Yanlış ekonomi politika uygulamaları yapılırsa asgari ücret Güney’den yüksek olur, satın alma gücü ise onların gerisinde kalır; Kuzey’e Güney’den müşteri gelmez, Kuzey’den Güney’e müşteri gider.
KKTC ekonomisi üç sütun üzerinde oturur: Turizm, Üniversiteler, İnşaat sektörleri… Turizm sektörü kumar odaklı oldu, yerel ekonomiye katkısı sınırlıdır… Birincisi kumar turizmi ile gelenler kumarhaneden çıkmaz, alış-veriş pek yapmaz, turistik yer ziyaretleri ile de ilgili değildir… Yeme-içme otelden, hesaplaşması Türkiye’de; kumar oynayan para kazanmışsa Türkiye’ye götürür, kaybetmişse, otel yurtdışına (son dönemlerde Dubai’ye) aktarır parasını… Kumar turizminin iki faydasından biri istihdam, ikincisi de otel mutfaklarının ihtiyaçlarının yerel pazardan karşılanması… Bunlar da sınırlı faydalardır… İstihdamın çoğunluğu KKTC yurttaşı değil, kazancının cari giderleri dışında kalanlarını kendi memleketine aktarır; otelin mutfak ihtiyaçlarının bir kısmı da Türkiye’den getirtilir… Ekonominin ikinci sektörü olan üniversiteler sahte diplomalar nedeniyle uluslararası pazarda darbe yedi, henüz kendini toparlayamadı… İnşaat sektörü de üçüncü ülke yurttaşlarına yönelik faşist ayırımcılık nedeniyle krizden krize debelenir oldu, girdaptadır. Bunlar hükümetin ekonomi yönetimindeki kötü performansının önemli nedenleridir…
Ana nedene gelince… TL… Sürekli değer kaybeden ve değeri özellikle ekonominin mal ve hizmet sunan kesimlerince öngörülemeyen ve dolayısıyla kendi varlıklarını koruyabilmek için kayıt dışına çıkmak da dahil çeşitli önlemler almalarına neden olan TL… Hükümet istikrarlı bir muhasebe birimine geçmeyi uygulamadıkça da KKTC ekonomisi iflah olmayacak çünkü yıllardan beridir TC Hükümeti TL’yi stabil para birimi yapmayı başaramadı. Sonuç olarak da KKTC hükümeti, devletini iflas ettirdi; maaşları ödemek için de uzun süreden beridir yerel bankalardan borçlanmak zorunda kalıyor. Ancaaaakkk… Bankaların gerçek veya tüzel bir kişiye kullandırabileceği kredinin banka kaynaklarına orantılı yasal bir limit var. Bu limit çoktan aşıldı. KKTC Merkez Bankasının, üst kurumu olan TC Merkez Bankasının bilgisi ve onayı dahilinde, yerel bankaların KKTC hükümetine verdiği borçların limit aşımı nedeniyle yasal takibat yapmayacağına dair sözlü teminatı nedeniyle bankalar da şimdiye kadar KKTC Maliye Bakanlığının açtığı borçlanma ihalelerine teklif verdi… Son zamanlarda verilen teklifler açılan ihale meblağının da gerisinde kalıyordu… Kredilerin ödenmesinde Maliye Bakanlığının performansı da kötü olunca ve dahi borcu borçla ödemek sürecine girince, bankaların sıkıntısı devlete kullandırdıkları kredide yasal limiti aşmaktan çıktı, kendi kaynaklarının plasman hacminde önemli gerilemeler yaşanmasına dönüştü… Devlete yüksek oranda faizle kredi kullandırmalarına rağmen, piyasaya kredilendirmede fiili hacim azalması endişesine kapılmaya başladılar… Dolayısıyla da devletin borçlanma ihalelerine, yapılan ‘iknalardan’ dolayı teklif veriyorlar…
Veee… Ekonomiyi batırma performansının erbapları, kurtarmak için önlem ve öneri hazırladı… Batıranın kurtaracağı iddiasının trajikomik aşamasına girildi… Maaşlarda HP’yi yılın ilk üç ayı için versinlermiş, geri kalan dokuz aylık HP’yi de gelen yılın başında versinlermiş… Bu arada da vermedikleri HP tutarını da ‘Emanet’ olarak maliye saklayacakmış… Bir yurttaş parasını bir bankada ‘depozit hesabına’ yatırdığında karşılığında faiz alır, hele dokuz ay sonra alacaksa parasını vadeli hesaba yatırıp daha yüksek faiz alır. Maliyenin ‘emanete’ (Kıbıslıcası ‘depozidoya’) alacağı paraya faiz vereceği yok… Sonunda ana parayı vereceğine inanan var mı?! Ne inanan, ne de güvenen var… Türkiye’nin Banker Kastelli’nin, KKTC’nin Motorcu Güner’inin ruhları şad olsun…
İşin bir başka ilginç tarafı da önümüzdeki Mayıs ve Haziran ayları özel sektörün 2025 yılı bilançolarında yer alan kayıt altındaki faaliyetlerinin karlarının vergilerini ödeyeceği dönemdir; yani Maliyenin kasasına taze para girişinin olacak… Buna rağmen Maliye Bakanlığı HP ödeneğini Haziran sonu değil de Mart sonu dondurmak istiyor… Başbakan ve ortakları hafta içinde Ankara’ya gitti, 2026 yılına dair KKTC-TC Mali İşbirliği Protokolü’nü imzaladı ve Ankara hükümetinin 23 milyar TL yeni katkı yapacağını abartılı reklamlarla duyurdu. Bu meblağ ile 2025 yılı özel sektör faaliyet karlarının vergileri aynı döneme rast geliyor. Hani dedik ya, KKTC bankaları hükümete kredi vermekte ‘zorunlu gönüllü’ rolüne dahi isteksizdir, onlara devletin mali kaynaklarının hacminin yükseldiği gösterilecek… Bir, HP ödeneği ‘emanet’ diye devletin kasasında olacak; iki, özel sektör vergileri akıyor olacak; üç, Türkiye’den 23 milyar TL para gelecek… “Hade maaş ödemeleri için Maliye’ye borç verin de korkmayın” havası yaratılmaya çalışılıyor.
HP’nin emanet hesabına girişi gerçekleşeceğe benzemiyor; gerçekleştirmek hükümetin düşmesine, ardından da genel seçimlerde hükümet partilerinin seçimde perişan olmasına yol açacak. Özel şirketlerin kayıt altında olan faaliyetlerinden elde ettikleri karların vergileri elbette ödenecek. Türkiye’den gelecek olan 23 milyar TL’nin de neredeyse yarısı GKK içindir, Maliye el süremez; geri kalanının önemli oranı da devam eden ve ödemeleri henüz yapılmayan ihaleler içindir, devletin kasasında pek duracak gibi değil… Kalan meblağ ile de yerel bankalara güven verebilecekler mi, onların sıkıntılarını giderecek mi?! Zor…
Ne olacak? Bu hükümet bu yıl bitmeden bitecek… Çalışan ve çalıştıranlar ve ilgili örgütleri ve dahi bankalar şimdi yaşanmakta olan ekonomik-sosyal-siyasal gerilimlerin ve çöküşlerin sonlanması ve düzelmenin ivme kazanması için hemen genel seçim istiyor. Gelecek olan da CTP hükümetidir; ama tek başına, ama koalisyonla… Koalisyonun dörtlüsünü bile yaşamış CTP ve borçla devraldığı bütçeyi, GKK için bile, Türkiye’den kuruş almadan az da olsa fazlalıkla devretmiş CTP bu yurdu yaşamın her yolunda düzlüğe çıkarır…






