Güvende değiliz!
Bugünkü köşe yazısının başlığını daha önce de kullandım. Biliyorum. Ancak bu ülkeyi yönettiğini zannedenlerin “KKTC güvenli bir ülkedir” söylemleri devam ettikçe, bu başlığı kullanmaya devam edeceğim ki, buraların güvenli bir yer olmadığını idrak etsinler.
İdrak ederlerse belki sorunların çözümü için adım atarlar.
Çünkü bir sorunun çözümünün ilk adımı, onu sorun olarak görmektir.
***
30 Ağustos’ta Girne açıklarında yaşanan gemi faciasının yüreğimizdeki derin acısı dinmeden, birilerinin “Güvenliyiz” dediği bu topraklarda, Aygün’de bir kadın eski eşi tarafından, sabahın erken saatlerinde katledildi.
***
Ve dün sabah da bu ‘güvenli’ ülkede Lefkoşa’nın göbeğinde bir galeri kundaklanması ile uyandık.
19-20 yaşındaki kundakçılar da Ercan’dan çıkış yaparken yakalanıp, mahkemeye çıkarıldılar.
***
Yaya geçidinde yavaş yavaş yürüdüğü için şiddete uğrayan 81 yaşındaki adamı, otopark kavgasında yumruk yumruğa kavgaya tutuşanları, bıçaklı saldırganları, hırsızlıkları, cinsel istismar vakalarını daha bu satırlarda yazmadım bile...
***
Nereye bakarsak bakalım, gördüklerimiz bizlere buraların güvenli olmadığını gösteriyor.
Ve işin daha da acısı, bugün yaşadığımız bu şiddet sarmalı, göz göre göre gelip bizi içine aldı.
***
Onlarca kişinin hayatını kaybettiği ve halen kayıpların olduğu gemi faciası bağıra bağıra geldi. İhmaller zinciriyle geldi...
Ve tek sorumlu bir kişiymiş gibi, Arıklı görevinden alınarak, diğerleri kurtulduklarını, aklandıklarını düşündüler. Hepsinin gitmesi gerekli ve kimlerin ihmali varsa, teker teker yargı huzurunda hesabı sorulmalı.
Çünkü kendilerinin yarattığı bu düzenin eseridir bu enkaz...
***
Aygün’de yaşanan kadın cinayeti de bu hükümete yazar...
Çünkü ortada bilinmeyen bir tehdit yoktu.
Polise yapılmış şikâyetler vardı.
Darp raporu vardı.
Mahkemenin verdiği koruma emri vardı.
Yani devletin haberdar olduğu bir şiddet vardı.
Ama bütün bunlara rağmen bir kadın daha korunamadı.
Hükümet bir kadını daha koruyamadı, gemide hayatını kaybedenler gibi.
***
İşin özeti Üstel ve hükümetinden bir an önce kurtulmamız gerekiyor.
Devlet, çıkardığı yasayı uygulayandır.
Devlet, şikâyet eden yurttaşın yanında durandır.
Devlet, koruma emrinin kağıt üzerinde kalmasına izin vermeyendir.
Devlet, tehlikeyi cinayetten önce görendir.
Ve devlet, bütün bunları yapamıyorsa bunun siyasi bir sorumluluğu vardır.
Üstel ve hükümeti de bu sorumlulukla, bir an önce gitmelidir.
Çünkü ortada bir yönetim sorunu vardır.
Geride büyük bir acı ve cevabı bekleyen çok sayıda soru var.
Ve yurttaş kendisini güvende hissetmiyorsa, o ülkede güvenlik sorunu vardır.
Yönetmek sorumluluk almaktır.
Önlem almaktır.
Denetlemektir.
Hesap vermektir.
Ve gerektiğinde başarısız olduğunu kabul edip koltuğu bırakabilmektir.






