1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Grev, siyah çelenk, boykot!
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Grev, siyah çelenk, boykot!

A+A-

Zor günlerden geçiyoruz, yine…
“Yine” demekten de yorulduk.
Kim bilir kaçıncı kez…

Yine…”
Zor günler…
Hep de benzer zihniyetler, aktörler, yalanlar…

Tam da “grev” günü, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın “eğitim ve sağlığın kesintiye uğratılmaması” yönünde yaptığı açıklamayı son derece kışkırtıcı bulmuştum.

Hele de EKTAM işçilerinin günlerce sürdürülen direnişi sırasında “sendikayı muhatap almam” tavrına hiç ses etmemişken…

Yüksek öğrenimin “sahte diploma” skandallarıyla anıldığı bir dönemde, bu alandaki teşviklere, muafiyetlere, ayrıcalıklara karşı tek bir güçlü itiraz yükselmemişken...

Açık konuşayım…
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz’in de dönemini tamamladığını düşünüyorum.

Çünkü bu süreçte Oda, yalnızca etkisini yitirmedi; aynı zamanda ekonomideki çürüme, bürokrasideki yozlaşma karşısında da yeterli tepkiyi gösteremedi.

Ama aynı açıklıkla şunu da söylemeliyim...
Sendikaların, Kıbrıs Türk Ticaret Odası önündeki eyleminden de rahatsızlık duydum.

Çünkü demokratik toplum, tek seslilik değil, çoğullukla var olur. Herkes sendikalar gibi düşünmek zorunda değildir.

Dahası…
Eğitimde ve sağlıkta grev”den rahatsızlık duyan yalnızca sermaye değil.

Bu ülkede, çocuğunu okula gönderemeyen, hastaneye erişemeyen, gündelik hayatı doğrudan etkilenen yoksul insanlar da var.
İşçi de var, emekçi de…
Onların da grevlere tepki gösterdiğine çok tanıklık ettim.

Hatta…
Doğrusunu söylemek gerekirse, “sermaye” kesimi bu eylemlerde mutlu dahi oluyor.
Özel okulların harçları bu sayede sürekli yükseliyor çünkü...

***
Bir sivil toplum örgütünün, bir başka sivil toplum örgütüne; kendisi gibi düşünmüyor diye siyah çelenk koyması, bana çok demokratik gelmiyor.

Hele hele örgüt başkanının iş yerine “boykot” çağrısı daha da düşüncesizce…

Orada çalışan yüzlerce insanın emeğini yok sayarak, bir görüşe karşı ekonomik cezalandırma talep etmek…
Bu nasıl bir körleşme...

Kıbrıs Türk Ticaret Odası açıklaması, muhtemelen yönetimin onayıyla yapılmıştır. Yönetimdeki her bir ismin iş yerlerini boykot edeceksek, bu ülkede alışveriş yapmamamız gerekir.

Üstelik bu ülkede “sermaye” diye tarif edilen yapının önemli bir bölümü, çok uluslu dev şirketler değil; aile emeğiyle ayakta duran işletmelerdir.

Bu gerçek görmezden gelinerek kurulacak her dil, toplumu ortak mücadeleden uzaklaştırır.

Peki biz, nasıl birlikte bir varoluş mücadelesi vereceğiz?

Yine söylüyorum…
Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın tam da “grev” günü yaptığı açıklama gereksizdi, kışkırtıcıydı; kirli ve karanlık koalisyona destek gibiydi... Ama kendi görüşleridir ve bunu açıklama hakları da vardır.

Boykot” edeceksek eğer… Toplumsal kaynaklarla ödenen, kamudan maaş alan, kamu görevi olarak yapması gereken işi gidip “özel”de de yapan, bunun için de insanlardan ayrıca para isteyenleri edelim…

***
Sendikaların kararlı duruşu, örgütlü mücadelesi, eylem birlikteliği; bu pis, rezil, atanmış hükümet gitsin diye değerlidir.

“Hayat Pahalığı”na dair düşüncemi söylemiştim zaten; Nasreddin Hoca hikâyesi gibi… 'Kazan’ın doğurduğuna inanmışlardı yıllarca, şimdi öldüğüne inanmıyorlar.

Umarım bu kirli yapı dağıldığında, daha rasyonel, daha dengeli bir ekonomik akıl kurarız. Odasıyla, sendikasıyla, hükümetiyle…

Ne çalışanı ezen bir düzen kurarız, ne de sürdürülemez artışlarla geleceği tüketiriz.

Bu yazı toplam 368 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar