1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Bir hüzünlü cenaze töreni…2
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

“Gelecek bize daha karanlık geliyor ama sen her zaman aydınlık bir örnek olarak hatırlanacaksın...”

A+A-

Hasan Yalkut’un anısına, arkadaşı Dimitris Sidiropullos da hatıralarını yazdı...

Tandoğan Yalkut, “Bir başka Kıbrıslı dostumuz Dimitris Sidirobullos yayınladığı makalesinde eşsiz dost Kiriakos Cambazis’in tercümesi ile yayınlanan, çok yakın arkadaşından, babamdan, binlerce öğrencinin Hasan hocasından bahsetmiş. Yaşamın bittikten sonra da izler bırakmaya, kendimizle gurur duymamıza çok sebep var babam...” diyor ve Dimitris Sidirobullos’un makalesini paylaşıyor. Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Hasan Yalkut’la ilgili olarak Dimitris Sidiropullos’un, POLİTİS gazetesinde 9 Mayıs 2021 tarihinde yayımlanan yazısı özetle şöyle:

“Sevgili arkadaşım Hasan,

Hayatınızın son anlarında yanınızda olamadığım için üzgünüm, 1 Mayıs'ta cenazenize katılamadım.

Barikatlar açıldıktan sonra tanıştığımızdan beri birlikte yaşadıklarımızı anlatmak istedim.

Hepsi hakkında bir kitap yazabilirim. Bana öğrettiğin insanlık ve kardeşlik için. Sevgi, barış, anlayış ve hoşgörü hakkındaki görüşleriniz için. Adayı yeniden bir araya getirmek için oyunlara katılımınız için.

Ama bazı olaylar ve deneyimler hakkında birkaç kısa notla sınırlıyım ki, kendi girişiminizle birlikte paylaştığımız ve hafızamda yenilmez kaldığımız.

Hasan seni tanıdığımda zaten emekli bir ilköğretim müdürüydün. Türkçe’yi Kıbrıslırumlar’a, Rumcayı da Kıbrıslıtürklere öğretiyordun... Amacın ve isteğin, iki toplumun karşılıklı anlayışına katkıda bulunmak, barışçıl, demokratik ve adaletli bir devlet içinde birlikte yaşamaktı.

TDP’nin aktif üyesiydin ama sade mütevazi koca yürekli, engin gülüşünle erdem yolunu öğretiyordun, o yüzden hiç düşmanın olmadı. Gittiğimiz her yerde bize kapıları açtılar.

Bizi her zaman neşeyle evinizde ağırlayan ve ev yapımı lezzetlerle teşekkür etmek için koşan tatlı, sevgili eşiniz Meliha da bu katkıda bulundu.

Hasan arkadaş sana sormuştum, Rumcayı nasıl öğrendin diye. Bana Karpaz’da Aysimyu’da doğduğunu söylemiştin. Karpaz’ın dört bir yanında ünlü olan baban, ünlü “çatistaları” Rumca olarak okumaktaydı...

Güzel köyünü ve anıtlarını denize açılan kaleyi çok anlattın. Osmanlıların Karpaz’a hiç yerleşmediklerini ve Osmanlı devletine dayanılmaz vergi ödememek için Karpaz’ın Kıbrıslıtürklerinin de Kıbrıs soyundan geldiğini söylemiştin. Ve de ekledin, “Karpaz sakinlerinin hepsi aynı kökten olduğuna göre, 1972’de Yunanistan’dan gelip Yalusa’da evlenen sen benim damadımsın...”  Demek beni nereye getirdin? “Eniştem Dimitris” ve senin “damadın” olarak her yerde hoş karşılandım. Bunun için de teşekkür ederim arkadaşım Hasan.

Beni Lefkoşa'da ve Kıbrıs'ın her yerinde sevgi, işbirliği ve barışçıl ortaklığı mesajını yayarak birçok bölgeye götürdün.

Beni Küçük Kaymaklı’ya ve öğretmenler sendikasına (KTÖS) götürdün, beni birçok öğretmenle tanıştırdın. Orada başkanları Şener Elcil ve diğer toplantıları düzenleyip arkadaş olduğunuz merhum yazar Arif Hasan Tahsin ile tanıştım.

s3-109.jpg

Arif ölünce uyardın, cenazeye beraber gittik. Orada başka bir harika deneyim daha yaşadım. Rahmetli’nin isteği üzerine kurucu üyesi olan sendikanın bayrağı ile örtülmüş olan tabuta iki binden fazla öğretmen eşlik etti. Türkiye elçiliğinin önüne geldiklerinde, hepsi binaya döndü ve bazı sloganlar atıldı...

Mezarlıkta tüm konuşmaları tercüme ettin. İtiraf ediyorum öğretmenlerin özgürlük, demokrasi ve adalet tutkusu başımı döndürdü...

Başka bir zaman, her iki taraftaki arkadaşlarla birlikte, Karpaz’ın güneyindeki tüm Kıbrıslıtürk köylerini geçip, öğrencilerinizden birinin sorununu çözmek için Kaleburnu’na gittik. Öğrencin hukuk okumuştu ve Yunanistan'dan birçok öğrenciyle tanıştığı Brüksel'de eğitim görmüştü. Kocası da Rumca konuştuğunu söyledi ama onun konuşması biraz farklıydı. Kaleburnu’nda tercüme yapmana gerek yoktu... Burada herkes Rumca konuşuyordu...

Ağustos 1974'te öğrenci olduğum halde pek çok gün esir olarak Pavlidis Garajı’ndaydım... Kıbrıs’ta ve Adana'da hapishanede geçirdiğim acıyı sık sık anlatmamı istedin benden ama ben kaçındım çünkü anlattığımda gözlerinin yaşardığını gördüm ve hep gözlerini silerken yakaladım seni...

Her iki tarafa da insanlığı, sevgiyi, karşılıklı takdiri ve hoşgörüyü öğreten Hasan: Mekanın cennet olsun. Seni kaybettik ama aslında sana her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Gelecek bize daha karanlık geliyor ama sen her zaman aydınlık bir örnek olarak hatırlanacak ve onurlandırılacaksın...”


İki toplumlu resim sergisi Larnaka’da açılıyor...

s1-240.jpg

İki toplumlu resim sergisi “Aynaya yansıyan yansımalar, üzerinde oynanmış kimliklerle ilgili hatıralar” başlığıyla bu kez Larnaka’da EVOHK resim galerisinde 1 Haziran 2021’de açılacak ve 6 Haziran 2021 tarihine kadar açık kalacak.

Grubun sergiyle ilgili olarak yaptığı ortak açıklamada, özetle şöyle denildi:

***  Bir yılı aşkın süreden beridir barikatlar kapalı ve bölünmüş adamızda toplumlarımızın iletişimi ancak internet aracılığıyla gerçekleşebilirken, “Aynaya yansıyan yansımalar, üzerinde oynanmış kimliklerle ilgili hatıralar” başlıklı grup sergisi, Kıbrıslı altı görsel sanatçının çatışmaya ilişkin anlatılar ve demokrasi krizi hakkında yarattığı eserler sergilenecektir. Sergiyi “Visual Voices” adlı (“Görsel Sesler”) Kıbrıs kökenli bir sivil toplum örgütü organize ediyor, bu sivil toplum örgütü, uluslararası sanat temelli barışın inşası üzerinde odaklanıyor. Bunu da Avrupa Komisyonu’nun finanse ettiği ve AB üyesi 13 kentte yapılacak  “Hatırlamak için Sanat” projesi kapsamında gerçekleştiriyor.

***  Serginin küratörü olan Elia Neofitu, “Sosyal etkileşimin son derece sınırlı olduğu bu kritik zamanlarda, yeniden uzlaşma için köprüler kurmaya yönelik güçlü bir araca ihtiyaç vardır. Bu sergi, barışı kurmak ve karşılıklı anlayış için pozitif bir katalizör olmaya adaydır. Bu sergiye katılan sanatçılar, barış için uğraş veriyorlar ve barışı beslemeye çalışıyorlar ve aralarında ortak bir diyalog vardır...”

*** Sergiye katılan sanatçılar arasında Zoi Polikarpu, Stefani Lemeşanu, Nurtane Karagil, Memo, Lenya Yeorgiu ve Hayal Gezer bulunmaktadır. 

***  “Visual Voices” (“Görsel Sesler”) kurucusu Alden Jacobs ise “bir örgüt olarak görsel sanatçıların, toplumlarında diyaloğu teşvik edecek güce sahip anahtar iletişimciler olduğuna inanmaktayız. Bu sanatçılar, daha derin anlayış, işbirliği ve pozitif barışa yönelik kritik sosyal engellerin altını çizme gücüne de sahiptir.”

s2-208.jpg

***  Ada çapından altı sanatçı burada buluşarak birlikte yeni bir patika çizmeye başladılar, elleriyle yaptılar bunu, farklı öyküleriyle, kendi ailelerinde anlatılanlarla – bunlar barışı öngören bilgelikler içeriyordu ve unutulmamışlardı... Bu çalışmaları bir araya getirmek, yeni persektiflere ve uzun vadeli birlikteliklerle ilgili bir duygu yarattı... Bugünün anaakım medyasında okunamayacak ortak anlatılara imza attılar...

***  Bu çalışmalar, anlatılanların ötesine geçen kişisel seyahatlerdir, evrenselde yansıyanlara girmektir...

***  Bu sergi Kıbrıs kamuoyunun çağdaş yerel sanatçılarla tanışıp onları öğrenmeleri ve ne tür perspektifleri paylaştıklarını bizzat görmeleri olanağını sunuyor.

***  Sergilenen sanat eserleri, bu konudaki aktivist yaklaşımlarını ortaya koyuyor. Sergiye katılan bu altı sanatçı, geçmişte “Visual Voices” sanatçılara yönelik programlara katılmış olanlar arasından seçilmişlerdir ve bölünme hattının her iki tarafından geliyorlar...

 

 

 

Bu yazı toplam 938 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar