1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Gel de üzülme!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Gel de üzülme!

A+A-

Buralara her geldiğimde hep aynı duyguları hissederim…
Daralırım, üzülürüm, bozulurum… 
Yokuz, hiçbir yerde yokuz!

-*-*-

Elbette birçok ülkede, birçok başkentte “diplomatik” temsilcimiz falan var da “bakana bak temsilcisini kap” durumundayız!
Herkes, ayrı devlet olduğumuzu savunuyor ama toplum olarak dahi varlığımızın tamamen yok olmaya yüz tuttuğunu göremiyoruz…

-*-*-

Brüksel’de, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin adeta bir diplomasi ordusu var…
Hem AB misyonunda, hem de Belçika başkentindeki büyükelçilikte görevli 150’den fazla insan…
AB kurumlarında çalışanlar cabası… 

-*-*-

Her köşeden bir gazeteci çıkıyor… 
Kıbrıslı Rum…
Ve her köşeden de Elence konuşan biri… 
Belki Yunanistanlı da olabilirler… 

-*-*-

Türkçe konuşan mı?
Geçen gelişimde de üç beş kişiye rastlamıştım, bu kez de, aman yanlış anlaşılmasın, temizlikçi bir kadın ve havaalanında güvenlik görevlisi üç erkek gördüm!

-*-*-

Haa birkaç Türkiyeli gazeteciye de rastlayabilirisniz… 

-*-*-

AB’nin Dönem Başkanı Kıbrıs Cumhuriyeti!
Bu devlet ne kadar bizim ve ne kadar Kıbrıslı Türk?

-*-*-

Dönem Başkanlığı bünyesinde sözleşmeli bir kadın sözcü görev yapıyor ve zirveyi iki Kıbrıslı Türk gazeteci, “Kıbrıs Cumhuriyeti kontenjanı ile” izliyor!

-*-*-

Ayrı devletimiz olacak!
Herkes, ama herkes bunun imkansıza yakın bir “olma olasılığı” olduğunu biliyor!
Toplumsal varlığımız kalmamış, adamlar ve de kadınlar “ayrı devlet”ten söz ediyor!

-*-*-

Kimin devleti?
Allah aşkına!
Yapmayın, etmeyin!

-*-*-

Hele hele mevcut ortamda ayrı devleti savunarak ya da savunurmuş gibi yaparak Kıbrıs Türk toplumuna en ciddi aşağılamayı, en büyük hakareti yapıyorsunuz!

-*-*-

Ayrı bir kültür, ayrı bir toplum olduğumuzu kabul etmiyor musunuz?
İyi güzel kabul etmiyorsunuz da siz “ayrı devletimiz var” demiyor musunuz?
Peki geçtim toplumu, yere göğe sığdıramadığınız devletiniz nerede?
Ayrıca sizinkiler – kafadaşlarınız – ülküdaşlarınız artık, “ilhak”ı da dillendiriyor!
Ya çalıyorsunuz ya da hamaset yapıyorsunuz veya ikisi birlikte!

-*-*-

Üç günden beridir girdiğim her toplantıda, tanıştığım herkes bana “Elence” konuşmaya çalışıyor… 
Etraftaki herkes, kendi aralarında Elence konuşuyor.. 
Türkçe yok!
Olmalıydı, olacaktı, keşke!
Bitti artık!
O tren kaçtı gibi!

-*-*-

Umut var mı?
Hristodulidis açıkça “Türkiye’ye bağlı” diye mesaj veriyor!
O da karşısında Kıbrıslı Türk kabul etmiyor!
“Erdoğan” diyor, “Erhürman” demiyor!
Türkiye’yi, “çözüm olursa herkes kazanacak, siz de kazanacaksınız, şu andakinden daha kazançlı olacaksınız” falan diye ikna etmeleri için AB’deki Erdoğan dostlarından ricada bulunuyor… 

-*-*-

Türkiye’nin zerre umurunda mı?
Sanmıyorum!
İlhak mı?
Mümkün değil!
Çözüm mü?
Ortada yokuz ki!

-*-*-

Bir iddiaya göre, Guterres’e de geçtiğimiz hafta Ankara’da, “federal mederal çözüm yok, böyle kalacak” gibisinden bir mesaj verilmiş… Yani “ayrı devlet” de yok falan… Ancak itiraf etmek lazım bunların hepsi “spekülasyon”

-*-*-

Yani, tamam iki toplumun liderleri görüşüyor, ufak tefek işler de yapıyor ama kalıcı çözümün “çaresi” bu iki topluma bağlı değil!
Hatta “bize” hiç bağlı değil!
Bu görüntü net!

-*-*-

Tufan Erhürman bu konuda gerçekten canını yiyor, daha önce de defalarca yazdım; Erhürman bizim için şanstır ve bir şeyler yapmak için ciddi çaba harcıyor… 
Ama belli ki Türkiye’yi yönetenler bundan da rahatsız; üzerine Tahsin’i saldırtıyor!
Ne eziklik, ne zavallılık!
Tam da, “kendi toplumunu satan” misali!

-*-*-

Avrupa’nın en büyükleri Brüksel’de… 
Kıbrıs Rum toplumu, “devlet” olarak bu büyüklerle birlikte…
BM Genel Sekreteri buralarda… 

-*-*-

Bizimkiler, “Türkiye bize yeter” diyerek, hatta daha da kötüsü, sabah – akşam – gündüz – gece Türkiye’yi yönetenlere yalakalık ederek, koltuk ve cep ya da kasayı koruma endişesinde!

-*-*-

KKTC’yi, Lefkoşa’da görevli üç – beş Türkiyeli atanmış memur yönetiyor; bizimkiler endam eyliyor!
Gel de üzülme!

 


Tabii ki Kıbrıs meselesini de konuştular!

Heşşşşaaaa; sevindik!
AB Zirvesi’nde Nikos Hristodulidis – Ursula von der Leyen görüşmesinde “Kıbrıs sorunu” da ele alındı… 

-*-*-

Peki ne konuşuldu?
“BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sene sonu görev süresi dolmadan önce bir şeyler yapalım, haydi!”
Konuşulan bu!

-*-*-

Peki ne yapacağız?
Von der Leyen de, Hristodulidis de, Guterres ile baş başa görüştü.
Sonuç “havada asılı duran ve anlam vermenin güç olduğu bazı açıklamalar”…

-*-*-

Bu arada bilmem dikkatinizi çekti mi?
BM Genel Sekreteri ve Konsey Başkanı’nın isimleri aynı; Antonio…
İkisi de Portekizli…
İkisi de Portekiz eski başbakanı…
Costa ve Guterres…
Onlar da baş başa görüştü…

-*-*-

Kıbrıs için bir şey çıkar mı?
Büyük bir şey sanmam ama ufak tefek olabilir… 

-*-*-

Hristodulidis bakın bu konuda şunları söyledi:
“Von der Leyen ile Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlatılması perspektifini ele aldık. Yıl sonuna kadar mevcut fırsat penceresini değerlendirmek son derece önemlidir; zira Sayın Guterres hâlâ Birleşmiş Milletler Genel Sekreteridir… Ne Cumhurbaşkanlığı ne de Kıbrıs’taki parlamento seçimlerinin, mutabık kalınan çerçeve temelinde ve müzakere birikiminden yararlanarak görüşmelerin yeniden başlatılmasına hazır olmamı hiçbir şekilde etkilemediğini Komisyon Başkanı’na yineledim.”

-*-*-

Bu arada Hristodulidis, Guterres ile görüşmesi sonrası da konuştu… 
Ne dedi?
Özetle dedi ki; “…  bu yılın sonunda tamamlanacak olan görev süresinin bitiminden önce somut ilerlemeler kaydedilmesi gerektiği konusunda aynı fikirdeyiz… Yakın zamanda bir şeyler beklemeliyiz!!!”
Yani ortaya karışık!
Net bir açıklama yok!

-*-*-

Perde gerisi bilgi mi?
Mesela Guterres geçen hafta Tayyip Erdoğan ile görüştü…
Ne konuştular?
Veya Kıbrıs’ı konuştular mı?
Öğrenemedik!

-*-*-

Neyse!
Bu satırları, AB Zirvesi’nin son günü olan Perşembe sabah yazdım… 
Perşembe tam gün olarak, özellikle olası enerji sıkıntısı ve petrol ürünlerinde fiyat artışı meselesi ile İran konusu daha çok konuşulacak… Belki biraz da Gazze ve Ukrayna… Ve göç!

-*-*-

Not olarak ne aktarabilirim?
Mesela, bence Nikos Hristodulidis Kıbrıs’ta kesinlikle bir çözüm istiyor… 
Ve istediği çözüm modeli belki de - hatta eminim - bizdeki ayrılıkçı çözüm düşmanı kafalarla uyuşmuyor!
Ama oturup konuşmak, müzakere etmek şart!
Değil mi Tahsin abi?
Yoksa domuzdan post mu?

-*-*-

Hristodulidis başka ne istiyor?
Ülkesinin NATO’ye ve Schengen’e dahil olmasını… 
“İkisi için de hazırız” diyor ama birincisine Türkiye engel, ikincisi ise “KKTC sınırı” nedeni ile çok sıkıntılı!

-*-*-

Hristodulidis, İngiliz üslerinin Ada’da kalmasını istemiyor… 

-*-*-

Haaa bu arada AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, İran Savaşı nedeniyle Kıbrıs’ta da güvenlik riskinden falan söz etti… O sırada ortak basın toplantısındaydılar… Hristodulidis’in canı sıkıldı, pek belli etmedi ama en az üç kez, “Kıbrıs’ın çok güvenli ve stabil bir Ada olduğunu; hem yatırımlar hem de turistler için de tam anlamıyla çalışan bir hub görevini sürdürdüğünü” anlattı… 

-*-*-

Bu arada, şap hastalığı meselesi de bayağı gündem oldu… 
Hem bu hastalık temizlensin hem de bir daha olmasın diye AB Komisyonu’nun Kıbrıs’a destek vereceği açıklandı… 

-*-*-

Bu noktada eğer yanlış anlamadıysam ki teyit edemedim, sanki hastalıkla ilgili olarak Türkiye suçlandı gibi bir “his” edindim!


6fcf95c7-ced5-457f-90a9-0b69d038b854.jpg

Bayramın birinci günü olan 20 Mart 2026 Cuma; gidiş ve dönüşle birlikte, Brüksel’deki çok yorucu dört günü tamamlamış olacağız… Bayram tatili sonrası görüşmek üzere… İyi bayramlar dileğiyle…

Bu yazı toplam 343 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar