1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. “Geçici Öğretmenlik” Sorunu Nasıl Çözülür?
Salih Sarpten

Salih Sarpten

“Geçici Öğretmenlik” Sorunu Nasıl Çözülür?

A+A-

Yazının başlığının çok iddialı olduğunun farkındayım. “Geçici Öğretmenlik” sorunun birçok boyutunun olduğunun da farkındayım.

Eğitimi yönetenlerin gösteremediği iradeyi, Anayasa Mahkemesi gösterdi ve Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bulduğu Öğretmenler Yasası’ndaki “ilköğretim öğretmeni olabilmek için 36 ay geçici öğretmenlik yapanların öğretmenlik sınavına girerek kadrolanması” maddesini oybirliğiyle iptal etti.

Bu karar; öğretmenlik mesleğini siyasi istismar olarak kullanan anlayışa “yeter artık buraya kadar” dedi. Öğretmenlik mesleğinin başına “geçici” sıfatını yakıştırıp, bunun bir istihdam argümanı olarak kullanılmasına son verdi.

Bu kararla;

  • Her yıl Eylül ayında “geçici öğretmen” olabilmek için Bakanlık koridorlarını, kapı aralarını, merdiven basamaklarını dolduran yüzlerce genç için bir uyanış olabilir.
  • “Geçici öğretmen” olabilmek için siyasi örgütlerden gelen listeler savaşına son verebilir.
  • Öğretmenliği “herkesin kolaylıkla yapabileceği bir iş” olarak gören siyasi anlayışları dur diyebilir.
  • Kısacası artık ilköğretim kademesinde de alanında yetişmiş öğretmenlerin görev almasına giden yol açılmış olabilir.

Ne var ki aynı karar yaşantısını, aile bütçesini, planlarını “geçici öğretmenlik süresini” tamamlayıp sonra da ilkokul öğretmeni olma hedefini belirlemiş onlarca gencimizin mağduriyet yaşamasını da gündeme getirdi. 36 ayını doldurmuş ve/veya doldurmaya yaklaşmış çok sayıda öğretmen “adayı” arkadaşımız “şimdi biz ne olacağız?” psikolojisiyle karşı karşıya kaldı.

Peki Ne Yapılmalı?

Yapılması gerekenleri 5 maddede özetlemeye çalışayım:

  1. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin kararına saygı duyulmalı, böyle bir karar ortaya çıktı diye suçlu aranmamalı. Eğitim yönetiminde yapılacak her uygulamanın yasal dayanağının olması gerektiği unutulmamalı.
  2. İlköğretimde kademesinde nitelikli bir öğretmen ihtiyacı çalışması yapılmalı. Önümüzdeki 10 yıla projeksiyon tutan; hangi bölgede, hangi kademede, hangi alanda, ne kadar öğretmene ihtiyaç duyduğumuz tereddüt yaratmayacak biçimde belirlenmeli.
  3. Bugüne kadar ilköğretim kademesinde “Geçici Öğretmen” olarak görev yapmış ve kadro almamış herkesin geçicilik süresi, mezuniyet durumları, eğitim fakültesi mezunu olup-olmadıkları gibi özel niteliklerini içeren bir envanter oluşturulmalı.
  4. İlköğretim kademesinde öğretmen yetiştiren en önemli kurumlarımızdan biri olan Atatürk Öğretmen Akademisi’nin sahip olduğu tarihsel ve kültürel sorumluğu korunarak okul öncesi ve ilköğretim kademelerine öğretmen yetiştirme misyonunun geliştirilmeli. Bu amaçla öğretim kadrosu, eğitim ortamı alt yapısı güçlendirilmeli. Öğretmen ihtiyacı çalışmasında belirlenen ve ihtiyaç duyulacak tüm öğretmen kadroları için eğitim bilimi yeterliliklerine uygun ana dal ve yan dal programlarının açılması için gerekli düzenlemelerin hayata geçirilmeli.
  5. Böylelikle; eğitimi bilimi ilkeleri ve öğretmen yetiştirme akreditasyonları dikkate alınarak “geçici öğretmenlik” süresi en yüksek olan adaylardan başlanması ilkesiyle, -ve eğer eğitim fakültesi mezuniyetleri varsa bazı ders muafiyetlerden de yararlanarak - açılacak ana dal ve yan dal programlarıyla Atatürk Öğretmen Akademisi mezun edilmesi yoluna gidilebilir.

Kısacası ciddi bir planlamayla, makul bir sürede geçici öğretmenlik yapmış gençler de dahil olmak üzere ilköğretim alanındaki tüm öğretmen adayları hizmet verecekleri ilköğretim kademesi için eğitim almış olarak istihdam edilmesi mümkün olabilir.

Eğitimde her şey öğretmeniniz kadar iyidir. Öğretmeninizi doğru seçemiyorsanız, eğitime yaptıklarınız boşa gidiyor demektir.

ogretmen-013.jpg


Anlayana Gülmece

Geçici Öğretmen

Genç kadın “geçici öğretmen” olarak atanır, çok heveslidir. Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun alanının sonunda kenarda durduğunu görür.

Çocuğun iyi olup olmadığını öğrenmek üzere yanına yaklaşır. Çocuk bir sorununun olmadığını söyler. Bir süre sonra genç öğretmen çocuğun yine tek başına aynı yerde durduğunu görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak:

  • "Senin arkadaşın olmamı ister mısın ?" diye sorar,

Çocuk pek hevesli olmamakla birlikte "tamam" der. İlerleme kaydettiğini düşünen genç öğretmen söze devam eder:

  • "Bütün çocuklar topun peşinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?" diye sorar.

Afallayan çocuk hayretle cevap verir : "Çünkü, ben kaleciyim!!!"


Okumuş muydunuz?

İnsanın en önemli buluşu ateş, tekerlek ya da motor; atomik enerji veya maddi dünya ilgili herhangi bir şey değildir. İnsanın en önemli buluşu anlaşarak ekip halinde çalışmaktır.

B. Jenning

Bu yazı toplam 635 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar