1. YAZARLAR

  2. Dr. Berkan Tokar

  3. Dış Yardımlar ve Ülkemizde Yaşanmış Tecrübeler
Dr. Berkan Tokar

Dr. Berkan Tokar

EKONOMİ YAZILARI

Dış Yardımlar ve Ülkemizde Yaşanmış Tecrübeler

A+A-

Ekonomi yazıları isimli gazete köşemi takip eden okuyucular bilecektir ki, dış yardımların ekonomik açıdan verimliliği ile ilgili defaten yazılar yazdım. Konuya ilgi duyuyor olmanın arka planında, gerek çalıştığım uluslararası gerekse yerel kurumlarda dış yardımların uygulamasını ve bu uygulamaların analizini yapmış olmam, ayrıca doktoram ve akademik çalışmalarımda bu konu üzerinde yoğunlaşmış olmam vardır. Hem sahada edindiğim tecrübe, hem de akademik açıdan dış yardımların ekonomik etkinliği ile ilgili oluşan tecrübem haliyle bu alandaki uzmanlığımın gelişmesini sağlamıştır. Bu arada ülkemizin de dış yardımlara oldukça yüksek derecede bağımlı bir ülke olması ve bir türlü ekonomik gelişimini istenilen derecede gerçekleştirememiş olması bu konu üzerine ilgimin daha da toplanmasına neden olmaktadır.

Yazdığım yazılarda esas olarak üzerinde durup dikkat çektiğim dış yardımların etkin olmasını sağlayacak temel iki unsur vardır. Bunlar yardımın veren ülkenin hedeflediği ekonomik fayda ve bu hedeflenen ekonomik fayda doğrultusunda ortaya konan gayret ve ayni zamanda yardımı alan ülkenin kurumsal kapasite niteliğiyle, iyi ekonomi politikalarını uygulayabilmesi bakımından gelen yardımı yönetme becerisidir. Özetle daha önce bu konuya ilişkin yazılarımda belirttiğim gibi diş yardım olanağına sahip olmak ülkelerin ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için önemli bir finansal ve teknik imkândır. Ancak dış yardım imkânını etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve ekonomik kalkınma hedeflerinize ulaşmak, sadece dış yardım imkânına sahip olmanızla sınırlı değildir. Dış yardımlardan fayda elde etmenin temelinde, güçlü şeffaf yerel kurumlar ve bu kurumları yöneten ilkeli ve hesap verebilir siyasetçilerin ve ehliyetli bürokratların bulunması yer alır.

Bu girizgâhı yapmış olmamın sebebine gelecek olursak hafta sonu okuduklarımın arasında ülkemizde dürüstlüğü ve saygınlığıyla bilinen, bakanlık ve başbakanlık yapmış Sayın Hakkı Atun’un kaleme aldığı siyasi hatıralarını içeren kitap da vardı. Kitabında, içerisinde bizzat yer almış olduğu geçmiş hükümet yönetimlerde edindiği tecrübelere yer vermekteydi. Sayın Atun kitabında Suudi Arabistan devletiyle oluşturulan iyi ilişkiler çerçevesinde Suudi Fonu’ndan milyonlarca dolarlık dış yardım sağlandığından bahsetmekte ve aynen şöyle demektedir.

“Bu yardımların bir tanesi Lefkoşa-Girne yolunun çift şeritli oto-yol inşaatı içindi. Diğeri ise, İskan Bakanlığım döneminde geçirilen Sosyal Konut Yasasının Bakanlığıma verdiği yetkiyle uygulanan sosyal konut inşası için verilmişti. On üç milyon dolar olarak sağlanan bu yardım bir döner sermaye olarak devlet eliyle inşa edilen 3000 konut üretimine olanak sağlamıştı. Ne yazık ki böylesine yüklü miktardaki bir döner sermayeyi iyi yönetememiş, uzun vadeli taksitle konut sahibi yapılan maliklerden aylık geri ödemeler aksatılmış, muntazam dönüş sağlanamamış ve daha fazla konut üretilememiştir. Halk diliyle söylemek gerekirse bizlere hibe edilen bu güçlü döner sermayeyi sağlıklı biçimde döndürmeyi becerememiş, batırmıştık.” (Kaynakça; Hakkı Atun’un Politika Anıları, Sayfa 102).

Bu yazılanlar bizlere tam da yazılarımda altını çizdiğim, yardımı alan ülkedeki idari yetersizliğe çok güzel bir örnektir. Sn Atun diğer bir paragrafta başka bir proje için ise aynen şöyle diyor.

“Başbakanlık dönemimde önümde bulduğum en acil ve üzücü konu son yapılan sosyal konut ihalesinin tıkanmış olması idi. Son derece ehliyetsiz bir müteahhide yapılan ihale, tam bir fiyasko haline dönüşmüş, müteahhit gözle görülür bir faaliyete geçememişti. Üstüne üstlük ihaleyi iptal etme yoluna gittiğimizde, inşaat üzerindeki ihzarat diye adlandırılan demirleri ve diğer inşaat malzemelerini şantiyeden kaçırmaya tevessül etmişti. Söz konusu müteahhit daha önce bu çapta inşaat ihalesi almamış bütün ehliyeti UBP’nin adamı olması idi. Kendisinden yeterlilik belgesi bile aranmamıştı.” (Kaynakça; Hakkı Atun’un Politika Anıları, Sayfa 103).

Buradaki yaşanmış örnekte ise idari kapasite yetersizliğinden öte görevi suiistimal, yolsuzluk gibi idari problemlerin yanı sıra yönetici kalitesi düşüklüğünün ön plana çıktığını görmekteyiz. Üst düzey yöneticilerinin maalesef hesap verebilirlikten uzak, denetimsiz bir şekilde kurumlarımızı yönetmesine olanak tanıyan bir ülke yapımız olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Böylesi kurumsal yapısı olan bir ülkede, dış yardımlardan toplum adına elde edilecek ekonomik fayda kaçıncı öncelik sırasındadır sizce?

Dolayısıyla daha önce de yazdım ancak bir kez daha belirteyim. Dış yardımlardan fayda elde etmenin temelinde, güçlü kurumlar ve bu kurumları yöneten ilkeli siyasetçiler ve ehliyetli bürokratların olması yer alır. Kurum ve yönetişim kalitesi düşük idari yapıya sahip olan ülkelerde, dış yardımların yozlaşmalara ve ekonomik yapının bozulmasına sebep olmasıyla karşılaşılması sürpriz olmaz kanımca.  Sayın Atun’un dürüst ve cesurca kitabında yer verdiği yaşanmış tecrübeleri de bunu işaret etmektedir. Hesap verebilir ve şeffaf olmak bizim için çok önemli kurumsal değerler olmalıdır. Sonuç olarak dış yardıma oldukça bağımlı hale gelmiş bir ülkenin vatandaşları olarak, oy verirken iki kez düşünmeliyiz. Oy vereceğimiz siyasetçilerimizde ve atanan bürokratlarda aramamız gereken özellik ve vizyon yukarıda bahsettiğim yönetme kalitesini şeffaf ve hesap verebilir şekilde ortaya koyabilme kabiliyetleri çerçevesinde olmalıdır.

 

Bu yazı toplam 667 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar