1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Bosna’nın savaş dönemi yaralarını resimleyerek insanları bilinçlendirmeye çalışıyorum...”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

“Bosna’nın savaş dönemi yaralarını resimleyerek insanları bilinçlendirmeye çalışıyorum...”

A+A-

GEÇMİŞLE YÜZLEŞME KONUSUNDA DÜNYADA NELER YAPILIYOR?

 

Fotoğrafçı Fabriçe Dekonink, Bosna’nın savaş dönemi yaralarını resimleyerek geçmişle yüzleşmeye katkıda bulunuyor.

Balkan Araştırmacı Gazeteciler Ağı BİRN’de yer alan konuya ilişkin yazıyı, okurlarımız için derleyip özetle Türkçeleştirdik. Lamiya Grebo imzasıyla 13 Ocak 2022’de yer alan yazıda özetle şöyle deniliyor:

***  Fotoğrafçı Fabriçe Dekonink, toplu mezarları, işkence yapılan alanları, hapishaneleri ve katliam bölgelerini ziyaret ederek, Bosna-Hersek’te savaş esnasında insanların çektiği acıyı kayda almaya çalıştı.

***  “Ben belleğe ilgi duyuyorum, yakın geçmişteki bu çatışmanın ağırlığı ve anısıyla günümüzde insanların nasıl başedip yaşadıklarını öğrenmeye ilgi duyuyorum...” diyor. Bir Fransız belgesel fotoğrafçı olan Fabriçe’nin son çalışmaları, Bosna-Hersek’teki savaş ve Srebrenika’daki soykırıma ilişkin insanların hatırladıkları üstünde duruyor.

***  “Ölülerin hatıralarına ilişkin ilk projem, Birinci Dünya Savaşı’yla ilgiliydi – artık hayatta herhangi bir görgü tanığı kalmamıştı... Ancak şimdiki projemde Bosna savaşından bu yana yetişen ilk kuşak vardır – bellek onlara nasıl aktarılıyor, insanların hayatında bu nasıl bir etki yapıyor ve kuşaktan kuşağa bu nasıl evrilebilir?” diyor Fabriçe, BİRN’le röportajında.

***  Her zaman Balkanlar’a ilgi duyduğunu, genç bir adamken 1990’lı yılların başlarında Bosna savaşına ilişkin gelişmeleri takip ettiğini anlatan Fabriçe, “Saraybosna kuşatması esnasında yaşanan herşeyi hatırlıyorum fakat gözlerimin önünde yaşanmakta olan bu olayları tam olarak anlayamıyordum... Çocukların öldürüldüğünü okuyordum, böylece üzülüyor ve öfkeleniyordum” diyor.

***  54 yaşındaki bu fotoğrafçının projesi, Saraybosna kuşatmasına ilişkin hatıraları olan insanların portrelerinden oluşuyor. Projesinin diğer iki bölümü ise 1995’teki Srebrenika soykırımı ile 1992 yılında Priyedor’daki yaygın şiddet ve etnik temizleme harekatları...

***  Dekonink Priyedor yakınlarındaki Tomasika toplu mezarını bulmak için iki gün harcadığını anlatıyor, bu Bosna-Hersek savaşındaki en büyük toplu mezar ancak şu ana kadar bulunmuş en büyük toplu mezar bu... Yerel ormancılarla konuşmuş ve onlar da kendisine orada toplu mezar olmadığını söylemişler...

***  “Tomasika mezarı yok mu diyorsunuz? Bunu nasıl söylersiniz? Google’da aratın” diye yanıt vermiş ormancılara... “Daha korkunç bir yer bulacağımı sanıyordum, sanki gördüğümde tüylerim diken diken olacaktı ancak orada bütün gün kalabileceğim bir yer buldum. Sanki de doğa insanların şiddetini temizleyip orayı küçük bir cennete dönüştürmeye karar vermiş gibiydi... Son derece huzur verici bir yere dönüşmüştü bu toplu mezar” diye konuşuyor.

***  Dekonink, özellikle Zvornik yakınlarındaki Piliça ile Bratunak yakınlarındaki Kraviça’ya ziyaretlerinden çok etkilenmiş – buralarda Srebrenika’dan Boşnaklar, Boşnak Sırp kuvvetler tarafından 1995 yılında öldürülmüşler – burada insanların tutulduğu veya öldürüldüğü okul binalarını görmüş. “Bir okulda insanlara nasıl işkence yapabilirsiniz? Bir okulda insanları nasıl öldürebilirsiniz?” diye soruyor hayretle...

***  Bosna-Hersek’teki çeşitli ziyaretlerinin yanısıra savaş esnasında Boşnak Sırplar’ın askeri yetkilisi olan Ratko Mladiç’in BM savaş suçları mahkemesinde geçen Haziran ayında yargılanması esnasında Lahay’e giderek burada da gerek savaş kurbanlarının, gerekse tutukluları savunan örgütlerin portrelerini çekmiş.

***  Fabriçe, bu sene Bosna-Hersek’teki projesini tamamlayıp bir kitap yayımlamayı umuyor, böylece 1992-95 yıllarındaki savaşa ilişkin gerçekliklere dikkat çekmeyi umuyor, tam da soykırım inkarcılarının giderek yüksek sesle bağırmakta oldukları bu dönemde...

***  “Benim kişisel hedefim insanların Bosna-Hersek’teki soykırıma bir istatistik gibi bakmaktan vazgeçmeleridir – genelde böyle oluyor çünkü” diye konuşuyor.

***  “Neler yaşandığının en azından bir bölümünü yanıstmak istiyorum ve bugünün nasıl olduğunu – böylece insanların Avrupa’da neler yaşandığına ilişkin duyarlılıklarını arttırmayı umuyorum. Hepimiz de pek çok Avrupa ülkesinde milliyetçi seslerin artmakta olduğunu duyuyoruz, belki insanlar “Ama bu her yerde olabilir” diyebilirler... Ve gerçekten de her yerde olabilir bu...”

***  Fabriçe Dekonink’in kendi internet sitesinin adresi şöyle:

https://www.fabricedekoninck.com/bosnia

1-268.jpg

(BİRN’den özetle derleyip Türkçeleştiren: Sevgül Uludağ/YENİDÜZEN).

 


“Korkular ve umut arasında...”

2-225.jpg

Fabriçe Dekonink, kendi internet sayfasında, “Korkular ve umut arasında” başlıklı yazısında özetle şöyle diyor:

***  Srebrenika katliamlarının üstünden neredeyse 26 sene geçmiştir. Kent, şimdilerde Sırp Cumhuriyeti’nin parçasıdır, Dayton anlaşmaları uyarınca... Ancak soykırımın yaraları, günümüz manzarasına hala damgasını vuruyor... Srebrenika’ya ilk kez Şubat 2020’de gittim, soykırımın hatıralarını ve günümüz Boşnak toplumu üzerindeki sonuçlarını belgelemek için yapıyorum bunu...

***  Zaman içerisinde Müslüman aileler, Srebrenika’ya geri dönüp orada yaşamaya karar verdiler. Genellikle soykırımın inkarıyla karşı karşıya kalıyorlar, zaman zaman da ayırımcılığa uğruyorlar ve provokasyonlarla karşılaşıyorlar...

***  Ahmet Hrustanoviç’le ahbap oldum, kendisi caminin genç bir imamı. Soykırım’da hayatta kalmış fakat babasını, dedelerini ve tüm amcalarını, dayılarını kaybetmiş. Ahmet, ailesinin günlük yaşamını benimle paylaşmayı kabul ediyor ve soykırımdan hayatta kalanlarla tanışmama izin veriyor. Belediyede Sırp yetkililere doğrudan karşı çıkan Srebrenika’nın Müslüman toplumuyla birliktedir.

***  Her gece, saatlerce konuşuyoruz. Bana travmalarını, kaygılarını ve geleceğe baktığında içini tırmalayan kuşkuları aktarıyor. Kendi belleğinin, özellikle babasının yüzüne ilişkin hatıralarının da kendisini ürküttüğünü aktarıyor. Bir gece bana hayatının korku ve umut arasında sallandığını anlatıyor. “Korkular ve umut arasında...”

***  Ve tüm bu tanıklıklardan, travma sonrası stres bozukluğunun somut olarak ne manaya geldiğini anlıyorum, hiç görünmeyen ama gerçek savaş yaralarının kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını kavrıyorum...

***  İki sene boyunca, ders kitaplarında aktarılan tarihi görünür kılmaya çalışıyorum... Yüzlere, manzaralara, boşluğun damgasını vurduğu evlere ve herşeyin üstünde yokluğa ilgi duyuyorum... Aniden ortadan kaybolmuş olan insanların sevdiklerinin yokluğuna... Bedenlerinin yokluğuna, bilinçli olarak parçalanıp farklı toplu mezarlara dağıtılmış o bedenlerin yokluğuna... Böylece ailelerin yas tutması tümüyle imkansız kılınmış... fotoğraf aracılığıyla Soykırım’a somut bir gerçeklik kazandırmaya çalışıyorum, böylece basit bir istatistik olmaktan çıksın ve sonsuza kadar yok edilmek üzere kınansın diye...

 


“Bosna Savaşı'nda kaybolan 1600 kişinin kimlik tespiti sürüyor...”

Bosna-Hersek'te 1 Mart 1992'de başlayan ve 14 Aralık 1995'e kadar süren Bosna Savaşında 3 yılda 100 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

2 milyon insan savaş nedeniyle göç etmek zorunda kaldı. Boşnaklar ve Sırplar arasında başlayan çatışmalar diğer ülkelerin dahil olmasıyla büyüdü.

Bosna-Hersek’te savaş zamanı öldürülen ve toplu mezarlara gömülen kişilerin kimlik belirleme çalışmaları sürüyor.

Bosna Savaşı'nda kaybolan 1600 kişinin kimlik tespiti sürüyor

Visoko Mezarlıklar Müdürü Kenan Karavdiç, Bosna Hersek genelinde toplam 12 konumda 1600'den fazla kimliği belirlenmemiş kişiye ait kalıntıların bulunduğunu, bunlardan 732'sinin Visoko'daki morgda tutulduğunu anlattı:

"Kimliği belirlenmeyen kişiler arasında vücut bütünlüğü bozulmuş kişiler de var. Bu kalıntılar 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında, Rogatitsa, Vişegrad, Zenitsa, Tuzla, Foça, Mostar ve Sokolats şehirlerinde bulundu."

Bosna Savaşı'nda kaybolan 1600 kişinin kimlik tespiti sürüyor

“1660 kalıntının DNA’sı kimseyle uyuşmuyor”

Karavdiç, Bosna Hersek'te hala 7 binden fazla kişinin arandığını, eski Yugoslavya ülkelerinin genelinde de 40 bine yakın kişinin kaybolduğunu ve 11 bininin hala kayıp olarak arandığını hatırlatarak tüm bölgedeki morglarda sahipsiz insab sayısının 4 bin civarında olduğunu açıkladı.

Bosna Hersek Kayıp Kişiler Enstitüsü Sözcüsü Emza Fazliç, bugüne kadar kayıp kişiler merkezine yapılan başvuru sayısının 35 bine ulaştığını söyledi:

"Kanımızca kayıp sayısı 32 bin civarında. Şimdiye kadar 24 bin 300 kişiye ait kalıntılar bulundu. Çoğunlukla toplu mezarlardan çıkarılan cesetlerin kimlikleri tespit edilerek ailelerine teslim edildi."

Fazliç, "Bosna Hersek’teki morglarda toplam 1660 kimliği tespit edilmemiş kişinin kalıntıları bulunuyor. Tamamı savaş dönemine ait. Ancak DNA karşılaştırmaları kimseyle uyuşmuyor" dedi.

“Kimlik tespiti yapmak gittikçe zorlaşıyor”

Srebrenitsa'daki "Podrinje Kimlik Tespiti Projesi" (PIP) dahilinde 80'den fazla kalıntının kimlere ait olduğunun hala tespit edilemediğini vurgulayan Fazliç, "Bu kalıntıların bazıları, PIP bünyesinde yaklaşık 20 yıldır kimlik tespitini bekliyor. Bazı durumlarda, aile üyelerinin tamamı öldürüldüğü için DNA testi yapacak kimse bulunamıyor" diye konuştu.

Uluslararası Kayıp Kişiler Batı Balkan Programı Şef Yardımcısı Samira Krehiç, eski Yugoslavya topraklarında 30 bin, Bosna Hersek'te 40 bin kayıp başvurusu yapıldığını söyledi.

Krehiç, zaman geçtikte aile fertlerinin vefat etmesi veya ülke dışına taşınması gibi nedenlerden kimlik tespiti yapmanın zorlaştığının altını çizdi.

3-167.jpg

(TRT – 24.12.2021)

 

 

 

 

Bu yazı toplam 526 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar