“Birinci Dünya Savaşı’ndaki Mağusa…”
Ulus IRKAD
(Araştırmacı-yazar Ulus Irkad, Herdaim Doğa Dostları Grubu’na yaptığı sunumda, “Birinci Dünya Savaşı’nda Mağusa” konusunu inceledi…
Ulus Irkad’ın “Birinci Dünya Savaşı’ndaki Mağusa” başlıklı sunumuna ilişkin kendisinin kaleme almış olduğu ve bize de göndermiş olduğu yazıyı teşekkürlerimizle paylaşıyoruz. S.U.)
“Mağusa, stratejik önemi olan bir şehirdi…”
Mağusa Şehri ve limanı Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda oldukça önemli bir rol oynadı. Eski tarihi kaynakları ve anıları araştırdığımızda bu konuda önemli belgeler bulmaktayız. Mağusa hem Ortadoğu’nun stratejik ve ekonomik önemine haiz bir ada ve liman kenti olması hem de güvenlik olarak Ortadoğu’ya yapılacak askeri hareketlerde engelleyici, stratejik ve lojistik birçok olanakları olan önemli bir noktadadır. Bu yüzden her iki savaşta da İngilizler tarafından iyi korunurken, rakip Alman kuvvetleri de daha fazla denizaltıları ile bu liman kentini kontrolleri altına almak istemişler ve bir ölçüde de başarılı olmuşlardır. Bilindiği gibi Mağusa şehri, I. Dünya Savaşı sırasında yaklaşık 20,000 kişilik Çanakkale’de ve bölge Arap ülkelerinde esir olan Osmanlı Ordusun’un buraya sevkiyle de Karakol Kampın’nda kurulan esir kampıyla da önem kazanmıştı. Esirlerin Mağusa’ya getirilmesindeki en büyük sebep savaş bölgesinden uzak ve güvenlik açısından da en sağlam ve güvenilir yer olmasıydı.”
“Sir George Hill’in gözlemleri…”
“Öncelikle savaş sırasındaki durumu gözlemlemek için Kıbrıs hakkında birçok eser veren Sir George Hill’in Birinci Dünya Savaşı sırasında Kıbrıs’tan gözlem ve anılarına yer veren kitabı oldukça önemlidir. George Hill’in anılarına göz attığımızda Çanakkale Harbi devam ederken Mersin kıyılarına Mağusa şehrinden bir çıkarma operasyonu gerçekleştirildiğini de görmekteyiz:
İngiliz Hükümeti Çanakkale ve Hicaz’da Sıkışan Osmanlı’ya Zarar Vereceğini Düşünüyordu
George Hill ve beraberindeki İngiliz Komutanlar Mersin Kıyılarının terkedilmiş ve korumasız olduğunu sanmaktaydı ama yanıldıklarını anlarlar: ”Mersin’in doğusunda Karaduvar köyünün yakınında, geminin kayıklarıyle kimseye görünmeden karaya çıkacak, karada üç mil yürüdükten sonra, bir istihkam subayının gözetimindeki asetilen aygıtlarıyle Mersin-Adana demiryolu üzerindeki bir Türk tren köprüsünün dayanaklarını kesecektik. Harekat için saptanan vakit görüşün en zayıf olduğu bir saatti. Her şey, farkına varılmadan karaya ayak basabilmemize bağlıydı. Çıkarma için seçtiğimiz bu Anadolu kıyısının savunulmadığını umuyorduk. Ama yanılmıştık. Ne var ki kumsalın burasını tutan Türk askerleri ellerine geçen fırsatı kaçırmışlardı: Biz kayıklardan atlayana dek bekleyip bu şekilde tümümüzü kolayca yok edebilecekleri halde, Doris’in yavaş giden istimbotuna bağlı sekiz kayıktan oluşan kafilemize kıyıya daha üç yüz metre varken, ateş açtılar. Baskın biçiminde bir çıkarma planı olanaksız hale gelmişti, bunun üzerine amacımızı gerçekleştirmeden, gemiye dönmemiz emredildi. Tek kaybımız, bulunduğum kayığın kıçında küpeştede oturan hayli cüsseli bir deniz subayının vurulması oldu. Ayni sabah, daha sonra, söz konusu köprüyü altı inçlik toplarımızla yetmiş mermi atarak dövdük.”
“Çanakkale, Kanal ve Hicaz Esirleri Mağusa’ya getirilir..”
“Görüldüğü gibi Mağusa kenti askeri stratejik önemi dolayısıyla Çanakkale Savaşı sırasında Anadolu’nun Güney’ine yapılacak askeri çıkarma hareketleri için de önemli bir liman kenti oluyordu. Gelgelelim ki Osmanlıların Birinci Dünya Savaşı sırasındaki müttefiği Almanya da boş durmaz ve bu liman kentini denizaltıları ve sıkı istihbarat ağıyla denizden muhasara altında tutmaktadır. George Hill anılarında bize başka bilgiler de vermektedir. Aynen İkinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi Alman denizaltıları Kıbrıs’ın her tarafını ve Mağusa Limanı’nın dışını deniz üzerindeki en küçük cisimlere kadar izlemektedir. Bunun yanında Alman ve Osmanlı istihbaratlarının o zaman ve şartlarda oldukça etkili olduğunu da görmekteyiz. George Hill anılarında katırcıları anlatırken,Alman denizaltıları ile Alman İstihbaratının da ne kadar ciddi çalıştığını ve Kıbrıs’tan kuş uçurtmadıklarının bilgilerini de aynı kitabında şöyle anlatmaktadır:
“Türk-Alman ve İngiliz İstihbaratları”
“Kıbrıs savaştan zarar görmediği gibi ondan karlı bile çıkmıştı. Kıraliyet hayvanla nakliyat komutanlığı Mağusa’nın yanıbaşında bir karargah kurarak geniş çapta katır satın almaya başladı. Her iki toplumdan onbin Kıbrıslı, gönüllü olarak bol ücretlerle katırcı yazılıp Selanik Ordusu’nda hizmete gittiler. Köylü ürününü rekor düzeyde fiyatlarla sattı ve kendini borçtan kurtardı. Tüccarlar da zengin oldu. İlk kez olarak, Kaza Komiserlerinden izin alınmak suretiyle adada tütün yetiştirilmeye başlandı. Tütün daha çok Mağusa kazasında çıkarılıyordu. Ağustos ayında İngiliz taşıt gemisiAnhuikazanın güneydoğu ucundaki Greko Burnu açıklarında torpillenerek batırılmıştı. Kurtulanlar –Çinli mürettebat ve yolculardan üçü ölmüştü- Mağusa’ya getirilmişlerdi. Eylül ayında Kazanın başka bir bölümünde bir yelkenli gemi aynı şekilde batırılmıştı. Ertesi gün yelkenliyi batıran Alman denizaltısı komutanından, bana nasıl ulaştırıldığını şimdi hatırlayamadığım, bir mektup aldım. Bunda Alman komutan Müttefikler Suriye’nin kıyı kentlerini bombardımana devam ederse Mağusa ile öteki Kıbrıs limanlarını bombardıman edeceği tehdidinde bulunuyordu. Ne var ki bu korkutmanın arkası gelmedi…”
“Alman uçaklarının bombardımanı…”
“Osmanlılar Anadolu’nun güney vilayetlerinde uçak üsleri kurup Kıbrıs’a keşif uçuşları yapıp Kıbrıs’taki İngiliz garnizonlarını bombalarlar…
Osmanlı ve müttefikleri Almanlar uçaklarla devamlı Kıbrıs’ı kontrol altında tutarken Alman denizaltıları da Mağusa ve Kıbrıs sahillerinde kuş uçurtmazla. Bu arada İttihad ve Terakki Örgütü 1909 yılından itibaren Kıbrıs’ta örgütlendiği için çeşitli bölgelerdeki örgütlerle sıkı temas kurar. Baf, Limasol ve Lefkoşa ve Larnaka’da, Karpaz ve Mağusa’da çeşitli İttihad ve Tereakki Örgütleri faaliyet halinde bulunmakta ve bunlar Karaol Kampından Çanakkale esirlerinin kaçmasını sağlamaktadırlar. Bilhassa Çanakkale esirleri arasında veya Ada’ya getirilen Ermeni Lejyonlarında bulunan Ermeni-Çanakkale askerlerinin (Aralarında İttihad ve Terakki üyeleri vardı) Osmanlı-Türk askerlerinin kaçmasına yardımcı olurlar. Monarga Boğazı’na Fransızlar ve İngilizler bir Ermeni üssü kurmalarına rağmen gene halktan gelen tepkilerle bu üs kapatılır.”
“Kıbrıs’ta ortaya çıkan isyan…”
“Kıbrıs’ta CMC madenlerinin sahibi Godfrey Gunter’in kurmuş olduğu karşı İngiliz İstihbarat Örgütü, Osmanlıların, İttihad ve Terakki ile Alman Denizaltıları ve ajanlarının Glapsides Plajına yapacakları çıkarma ile Çanakkale esirlerini yedi bin piyade silahıyla karşı isyana sevkedecekleri istihbaratı ile bu silahları İngiliz Ordusu’nun yardımıyla ele geçirir ve isyan da bastırılır. Birçok Kıbrıslıtürk 1916 yılında Girne Kalesi’nde hapsedilir. Bunlar arasında idam edilenler de olur.
Mağusa Kenti Birinci Dünya Savaşı’nda oldukça stratejik öneme sahip bir şehirdi ve bu önemli coğrafik pozisyonuyla İkinci Dünya savaşı sırasında da önemli rol oynar. Hatta Mağusa şehrinin büyük katkısıyla gerek Ortadoğu gerekse Avrupa ve Kuzey Afrika’da, Müttefik Orduları, Mussolini ve Hitler Ordularına karşı zaferler kazanır. Kıbrıs Alayı Habeşistan, Eritre ve Somalı’ye taarruzlar düzenleyerek bu bölgelerde tek başına kahramanlıklar göstererek bu ülkeleri kontrol altına alır ve İtalyan Ordularını da bu ülkelerden püskürtür. Savaş sonunda Kıbrıs Alayı İngiliz Mareşali Montgomery’den Onur madalyaları ve Onur Belgeleri alır. Bu arada Alay çeşitli bölgelerde 600’den fazla da şehit verir. Faşizme karşı özgürlük için savaşan bu orduların önünde saygıyla eğiliyoruz…”
FAYDALANILAN KAYNAKLAR
DİP NOTLAR
(1) Popüler Tarih, Nisan 2006, sayı.68, sf.60-65
(2) Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi. (Tekin Yayınevi,1976), 1495-1499.
(3) Şükrü S. Gürel, 1985, 9-27.
(4) Fikret Demirağ: Şu Müthiş Savaş Yılları. (Lefkoşa: Nehir Yayınları, 1985), s.11.
(5) Ulvi Sever, İkinci Dünya Savaşında Kıbrıs ve Kıbrıslı Katırcılar. (Kıbrıs Mektubu, Temmuz Ağustos 2004), 11-12.
(6) Kaynak Kişi (2005) Kemal Yücel: Emekli Müfettiş ve Öğretmen.
(7) Album, 60th Anniversary From The Establishment Of The Cyprus Regiment. 1939-1999, p.14.
(8) 50th Anniversary Of The Monument For The Fallen And Rememberance Celebration, 1995, p.47.
(9) age, 45.
(10) 50th Anniversary Of The Antifascist Victory 1945-1995, Participation And Contribution Of Cyprus In The Second World War, sf.15.
(11) Salih Çelebioğlu, İkinci Dünya Harbinde Kıbrıs Alayı, Bozkurt Gazetesi, Ekim-Kasım 1962.
(12) Mehmet Demiryürek, II. Dünya Savaşı’nda Kıbrıs Alayı ve Lefkeli Mustafa Zeki Şakir’in Anıları, Işık Kitabevi, Lefkoşa, 47-48.
(13) 50th Anniversary Of The Antifascist Victory 1945-19995, Participation And Contribution Of Cyprus In The Second World War, 29-30.
(14) Salih Çelebioğlu, İkinci Dünya Harbinde Kıbrıs Alayı, Bozkurt Gazetesi, Ekim-Kasım 1962.
(15) 50th Anniversary Of The Antifascist Victory 1945-1995, Participation And Contribution Of Cyprus In The Second World War, sf.15.
(16) Salih Çelebioğlu, İkinci Dünya Harbinde Kıbrıs Alayı, Bozkurt Gazetesi, Ekim-Kasım 1962.
(17) Agy.
(18) Agy
(19) 50th Anniversary Of The Antifascist Victory 1945-1995, Participation And Contribution Of Cyprus In The Second World War, sf.32.
(20)Salih Çelebioğlu, İkinci Dünya Harbinde Kıbrıs Alayı, Bozkurt Gazetesi, Ekim-Kasım 1962.
(21) Cyprus Mail, Fighting a brave war, Pazar, Mayıs 14, 1995.
(22) Salih Çelebioğlu, İkinci Dünya Harbinde Kıbrıs Alayı, Bozkurt Gazetesi, Ekim-Kasım 1962.
(23)Salih Çelebioğlu, İkinci Dünya Harbinde Kıbrıs Alayı, Bozkurt Gazetesi, Lefkoşa, Ekim-Kasım 1962
(24) agy.
(25) Mehmet Demiryürek, Kıbrıs Alayı ve Lefkeli Mustafa Zeki Şakir’in Anıları, Işık Kitabevi, Lefkoşa, 56-58, Lefkoşa, 2005.
(26) Mehmet Ali İzmen, II.Dünya Savaşı ve Kıbrıslıların Hikayesi, Özyurt Basımevi, Ankara, 2005.
(27) Cengiz Özkarabekir, Her Cephede Savaştık, 83-89, Doğan Kitap, İstanbul, 2005.
(28) agy, 117-128.









