1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Koğuşun tam ortasında çok büyük bir krater vardı…” (3)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Koğuşun tam ortasında çok büyük bir krater vardı…” (3)

A+A-

Kipros Dimostenis ve eşi Lili Dimostenus’la Eylence’deki evlerinde Atalassa Psikiyatri Hastanesi’ne ilişkin yaşadıkları ve hatıralarıyla ilgili röportajımızın devamı şöyle:

 

SORU: Yani Türk savaş uçakları hastaneyi bombalamaya sabah saat 9 civarında başlayıp, 13.30 civarına kadar bombalamaya devam etmişlerdi diyorsunuz… Bazı Kıbrıslırumlar bana Atalassa Psikiyatri Hastanesi’nin damında bazı uçaksavar silahlarının bulunduğunu söylemişti. Siz beni arayıp bunun doğru olmadığını söylemiştiniz…
KİPROS DİMOSTENİS:
Hastane koğuşlarının damları evlerin çatıları gibiydi, asbesttendi… Hastane yaptırılırken, bu asbest damlara büyük kızılhaçlar çizmiştik ki hastane olduğu havadan bakıldığında anlaşılabilsin… Yani bu kızılhaçları o günlerde çizmemiştik, 1964’te hastane yapılırken çizilmişti bunlar… Bu hastaneyi inşa eden şirket yapmıştı bu kızılhaçları hastane koğuşlarının damlarına… Hepsinde de vardı bu kızılhaçlar… Yapabileceğimiz tek şey de buydu zaten, damlara kızılhaç koymak yani…

SORU: Bunların hastane olduğu anlaşılsın diye…
KİPROS DİMOSTENİS: Evet…
Hastane olduğu anlaşılsın diye…

SORU: Yani hastanenin damında silah yoktu diyorsunuz…
KİPROS DİMOSTENİS
: Hayır, yoktu. Hiçbirşey yoktu. Zaten personele bakacak olursak, her bir koğuşta bir veya iki hemşire vardı… İnsanları içeride tutmakla meşgul oluyorlardı. Yani elimizde personel de yoktu başka bir şey için.

SORU: Peki Atalassa askeri kampı? Kamptan birileri gelip size yardım etmeye çalışmış mıydı?
KİPROS DİMOSTENİS:
Hayır, hayır… Kamp boştu zaten o dönem. Darbe ve ardından gelen işgal nedeniyle bu kamptaki askerler çeşitli yerlere gönderilmişti… Kamptaki tek tük askerler de kampın giriş kapısını korumak üzere oradaydılar… Bu da öteki taraftaydı.
Hastanemizin altı ayaktan daha yüksek çitleri vardı – hastalarımızın askeri kampa girmesini önlemek için böyle yüksek çitlerimiz vardı… Çepeçevre tellenmişti hastanemiz, böyle çok yüksek çitlerle…

SORU: Saat 13.30’da bombalama bitince ne yapmıştınız?
KİPROS DİMOSTENİS
: Birkaç saat oturduk ve saat 15.00 civarında hastanedeki hasara bakmaya gittik… Bir numaralı koğuşun yok edilmiş olduğunu gördük. Tümüyle yıkılmıştı bu koğuş… Koğuşun tam ortasında çok büyük bir krater vardı, bombanın açtığı krater… Bir oda yüksekliğinde büyük bir delik açılmıştı koğuşun ortasında… Bize bu bombanın 500 librelik büyük bir bomba olduğunu anlattılar sonra… Büyük bir bombaydı bu…
Bazı hastaları yanımıza aldık birkaç hemşireyle birlikte ve bombadan ötürü ölen hastalarımızın parçalanmış bedenlerinin parçalarını toplamaya başladık… Koğuştaki hemen hemen herkes öldürülmüş ve bedenleri parçalanmıştı… Onları bir tek kafalarından tanıyabilirdik… Tek yolu buydu… “İşte bu kafa filana aittir, şu kafa filana aittir” diye tanıyabildik hastalarımızı, başlarından yani… Böylece bir liste çıkardık. Ortalık yatışınca ve hastalarımıza yoklama yapınca, kaç kişinin bombalamada öldüğü hakkında liste çıkardık…

SORU: Kıbrıs Cumhuriyeti İnsani İşler Komiseri Fotis Fotiu, 31 kişinin bu bombalamada öldürüldüğünü, bunlardan 3 kişinin de Kıbrıslıtürkler olduğunu söylemişti, yakın geçmişteki bir demecinde… Yaralananlar ne olmuştu? Onları başka bir yere mi götürmüştünüz?
KİPROS DİMOSTENİS:
Hayır, yaralılarımızı tedavi edecek kendi ilkyardım bölümümüz vardı zaten hastanede… Yolun yakınındaki koğuşa taşıdık yaralıları… Yolun yakınındaki koğuşlara zarar verilmemişti… Savaş uçakları, arkadaki, ormana doğru olan koğuşları bombalamışlardı… Yedi koğuş ve iki blok da ofis vardı yolun yakınında, ön tarafta… Bir de tiyatromuz vardı. Bunlara bomba atmamışlardı… Bunların üstünden geçip arka sıradaki koğuşları bombalıyorlardı…
Bütün hastaları bu ön taraftaki koğuşlara taşıdık. Yaralıları da bir koğuşta toplayıp tedavilerini yaptık…

SORU: Bazı hastaların Pallaryotissa’da mezarlığa gömüldüğü yönünde bir şeyler duymuştum, doğru mudur bu?
KİPROS DİMOSTENİS:
Hayır, hayır… Hastane dışına gömülen tek kişi, hemşirelerimizden biri öldürülmüştü hastanede – onun bedenini de defnedilmek üzere Lakadamya’daki akrabalarına vermiştik… Köyü Lakadamya’da defnedilmiştir bu hemşiremiz.
Hastanede öldürülen tüm hastalarımızı, beşinci koğuşun dışındaki bomba kraterine gömmüştük. Onları ben gömdüm.

SORU: Ondan sonra neler hissettiydiniz?
KİPROS DİMOSTENİS:
Kim? Ben mi? Üzülürsünüz ama ne yapabilirsiniz?

SORU: Yani bu anlattıklarınız insanın hayatı boyunca asla unutamayacağı şeyler…
KİPROS DİMOSTENİS:
Uzun yıllar boyunca uyuyordum ve rüyalarımda bunları görüyordum, hastanemizin başına böyle bir şey gelebileceğini asla düşünemezdik… Ama ne yapabilirdik? Elimizden bir şey gelmezdi ki…

SORU: Sonra daha ne kadar süre çalıştınız Atalassa Psikiyatri Hastanesi’nde?
KİPROS DİMOSTENİS:
Hastaneden 1997’de ayrıldım. Yani 23 yıl daha çalıştım bu olaydan sonra… Erken emekliliğe ayrıldım. Şimdi emekliyim yani, evdeyim. 1997’de hastaneden emekli olduktan sonra şu ana kadar hastanenin içine bir daha girmedim… Yeni genel hastaneye gittim mesela kendi doktorumu görmeye… Ama hemen yanında bulunan, onca yıl çalıştığım hastaneye gitmedim. Çünkü 1974’te yaşanmış bu olayları hatırlamak istemiyorum…

SORU: Böylesi korkunç şeyler yaşadığımız için, sizin böylesi korkunç şeyler yaşadığınız için çok üzgünüm gerçekten…
KİPROS DİMOSTENİS:
Bu bizim elimizde değildi, başkaları karar verir çünkü…

 

DEVAM EDECEK

 

 

 

Bu yazı toplam 539 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar