1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (11)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (11)

A+A-

***  Kıbrıs’ta iki toplumlu ilk sözlü tarih projesi İKME ve BİLBAN tarafından gerçekleştirilmişti…

Kıbrıs’ta iki toplumlu ilk sözlü tarih projesi, araştırma enstitüleri İKME ve BİLBAN tarafından gerçekleştirilmişti. “Kıbrıslılar’ın Sözlü Tarihi” başlıklı bu çok değerli röportajlar dizisi, özetleriyle İKME’nin web sitesinde okunabiliyor, röportajların orijinallerini isteyenler de İKME’den temin edebiliyor.
Bu röportajlardan özetler yayımlamaya devam ediyoruz…

“Kazafana’dan öyküler…”
1938 yılında Kazafana’da doğan Anastasia Yeorgiadu, “Köyümüz karma bir köydü ve Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar uyum içinde yaşardı” diyerek şöyle anlatıyor:
“Aileme ait bir yağ değirmeni vardı, hem Kıbrıslıtürkler, hem de Kıbrıslırumlar, değirmenimize gelirdi yağ çıkarmak için. Ayrıca değirmenimizde çalışan Kıbrıslıtürkler de vardı. Benim çocukluğumdan bu yana Kıbrıslıtürkler’le iyi ilişkilerim, dostluklarım oldu. Kazafana’da Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar ayrı mahallelerde yaşamalarına rağmen, çocuklar birlikte oynardı. Karma evlilikler çok yaygın değildi ancak birbirine aşık olanlar vardı. Genç bir Kıbrıslırum kızı, bir Kıbrıslıtürk gence aşık olmuştu fakat bu Kıbrıslıtürk genç din değiştirip vaftiz olmayı reddetmişti. Kızın ailesi de bu genç kızın Kıbrıslıtürk gençle evlenmesine izin vermiyordu. Kızın adını açıklamak istemiyorum. Sonuçta bu Kıbrıslırum kızı, Kıbrıslıtürk gençle evlenmesine izin verilmeyince intihar ederek yaşamına son vermişti.
Ailemize ait ekşi bahçelerinde pek çok Kıbrıslıtürk işçi çalışırdı, ayrıca ürünümüzü de Ramiz isimli bir Kıbrıslıtürk meyva tüccarı pazarlardı.
Dini bayramlarda karşılıklı olarak tatlılar, Noel pastası, ekmek kadeyifi, pekmez gibi yiyecekler verirdik birbirimize. Köyün Ayios Androniko Panayırı’na Kıbrıslıtürkler de katılırdı. Hem mallarını satarlar, hem de panayırdan alışveriş ederlerdi. Köyün bakkallarından birisi Behat adlı bir köylümüze aitti, Behat daha sonra köyün hocası oldu. Müşterileri hem Kıbrıslıtürkler, hem de Kıbrıslırumlar’dı. Köyün ileri gelen Kıbrıslıtürkleri, 1963-64 olayları esnasında TMT üyelerinin köyün Kıbrıslırumları’na zarar vermelerini engellemişti. Köyde bazı olaylar olmuştu ama bu olayları da dışarıdan gelenler çıkarmıştı…”

“Kaymaklı’dan hatıralar…”
Kaymaklılı Lavra Sparsi şöyle anlatıyor:
“Kaymaklı’da Kıbrıslıtürkler’le 1958 yılına kadar şahane bir uyum içinde yaşardık. Kesinlikle aramızda hiçbir ayırım yoktu. Benim babam iyi bir adamdı, çiftçiydi ve aynı zamanda arabacıydı. İnsanlarla çok iyi geçinirdi. Çok sayıda Kıbrıslıtürk arkadaşı vardı.
Kahvehaneler ortaktı. Kıbrıslıtürkler’in ayrı, Kıbrıslırumlar’ın ayrı kahvehanesi yoktu. Bir keresinde babam Mandrez’de atı kaçan ve zor durumda kalan bir Kıbrıslıtürk kadını kurtarmıştı. Sonra bu kadın gelip babamı bulmuş ve onunla çok yakın arkadaş olmuşlardı.
Benim Kıbrıslıtürkler’le çok fazla ilişkim yoktu ancak çok yakın bir arkadaşım vardı, adı Emine’ydi, komşumuzdu. Yalnızca yatmaya gideceğimizde ayrılırdık. Beraber pazara alışverişe giderdik, evde pişirdiğimiz yemekleri sürekli paylaşırdık. Kıbrıslırumlar Kaymaklı’dan kaçtığı dönemde, Emine’nin kocası bazı fanatikler tarafından öldürülmüştü – gerekçe de Emine’nin kocasının Kıbrıslırumlar’la dost olmasıydı. Bir gece evinin dışına gitti bu fanatikler, adama dışarı çıkması için seslendiler. Adam hiçbirşeyden kuşkulanmadı. Paltosunu da giyip dışarıya çıktı. Onu alıp uzağa götürdüler. Ondan sonra onu bir daha gören olmadı. En azından canlı olarak gören olmadı. Issız bir yere götürerek onu öldürdüler.
Barikatlar açıldıktan sonra, tam 29 yıl aradan sonra Emine’yle buluştuk. Hala geçmiş günlerde olduğu gibi biraz Rumca, biraz Türkçe sohbet ediyoruz. 1974’te Kaymaklı’dan kaçarak evimi terk ettiğim zaman evde kalan gelinlik fotoğrafımı getirip bana verdi. Emine’nin oğlu bizim evimize gitmiş, yıkıntıları karıştırmış ve düğün resmimizi bulmuş, götürüp bunu annesine vermiş. “Bunu sakla, onunla buluştuğunuzda ona verirsin” demiş oğlu. Barikatlar açılınca Emine getirip bana düğün resmimi verdi, çok duygulandım…”

“Kıbrıslıtürkler’in evleri talan edilmişti…”
Tofis Mihail de Kaymaklılı… Henüz çocukken Kıbrıslıtürk arkadaşlarıyla futbol, pirilli ve başka oyunlar oynuyormuş. Karma bir köy olan Kaymaklı’ya 1954’te Baf’taki büyük depremden sonra pek çok Kıbrıslıtürk gelip yerleşmiş. Kaymaklı’da Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın barış içinde yaşadıklarını hatırlıyor. Bay Tofis bakkal imiş ve her iki toplumdan da müşterileri varmış, çoğunlukla da veresiye alışveriş ederlermiş. Bayram kutlamaları boyunca Lefkoşa’da Girne Kapısı’nda Kıbrıslıtürkler’in bir panayır kurduklarını, Kıbrıslırumlar’ın da bu panayıra katıldıklarını hatırlıyor.
Bay Tofis, 1963-64’te Kaymaklı’da yaşanan çatışmaların, iki toplumun ilişkilerini kötü yönde etkilediğini anımsıyor. Kaymaklılı Kıbrıslıtürkler göçmen olunca, evleri talan edilmiş. Bay Tofis Mihail’in kardeşi de soğukkanlılıkla öldürülmüş, kardeşini kaybetmiş. Kahvede de bir kişi öldürülmüş, bunu da hatırlıyor… “Bunun sorumluluğu kolektif değildir, fanatik gruplar yaratanların sorumluluğu vardır bunlarda” diye konuşuyor.

“Polemidya’dan hatıralar…”
Ellu Evangelu 1930 yılında Polemidya’da dünyaya gelmiş ve hep Polemidya’da yaşamış. Bu iki toplumlu köyde, henüz küçük bir kız çocuğuyken Kıbrıslıtürk arkadaşçıklarıyla oynadığını hatırlıyor. Evleri Kıbrıslıtürk mahallesinin tam ortasındaymış. 1963-64 yıllarında köyde herhangi bir olay olmamış…
Ellu Hanım, Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın evlerinde ya da kahvehanelerde birlikte oturup kahve içtiklerini, ev hanımlarının birlikte yemek pişirdiklerini, Rumca, Türkçe ve İngilizce filmler gösteren köyün sinemasına birlikte gittiklerini anımsıyor.
Eğer bir toplumdan insanlar sorunlarla karşılaşırsa, öteki toplumdan insanlar ona yardım edermiş. Ellu Evangelu doğum yaptığında, komşusu Kıbrıslıtürk kadın da doğum yapmış fakat kadının sütü gelmemiş. Ellu Hanım hem kendi çocuğunu, hem de komşusunun minik oğlunu emzirmiş. Bu yüzden ona “oğlum” diyor ve “Böylesi yardımlaşmalar yaygındı” diyor.
1963-64 yıllarında Polemidyalı Kıbrıslırumlar bir süreliğine evlerini terk etmişler fakat kimsecikler evlerine dokanmamış, “Kıbrıslıtürkler başka yerlerden yiyecek bulamayacak durumda olmalarına rağmen evlerimize dokanmamışlardı” diyor.
Panayırlara birlikte katıldıklarını, Bayram öncesinde köyün Hristiyan kadınlarının, Müslüman kadınlara caminin içine gülsuyu serpmelerine yardım ettiklerini hatırlıyor. Kıbrıslıtürkler de St. George Kilisesi’ne gidip mum yakarlar ve aziz için bağışta bulunularmış.
Köydeki Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar her tür meslekte çalışırlarmış. Başlangıçta köy kooperatifine her iki toplumdan köylüler ortakmışlar. Daha sonra bir Kıbrıslırum kooperatif şirketi kurulmuş. Fakat Bayan Ellu, her ikisinden de alışveriş edermiş.
Polemidyalı hastalar Leymosun’da yalnızca Kıbrıslırum değil, Kıbrıslıtürk hastanesine de giderlermiş, ister Kıbrıslıtürk, ister Kıbrıslırum olsunlar… Düğünlerde konuklar her zaman her iki toplumdan olurmuş ve birlikte eğlenirlermiş…

http://www.ikme.eu/cybihi/CYBIHImain/CYBIHITR/index.htm

Bu yazı toplam 1277 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar