1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. ...İşe okuldan başlamalı. Eğitim Bakanlıkları’ndan… Kitaplar düzeltilmeli…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

...İşe okuldan başlamalı. Eğitim Bakanlıkları’ndan… Kitaplar düzeltilmeli…”

A+A-

İki toplumlu tek TV programı olan BİZ-EMİZ’den Hüseyin Halil, “kayıp” yakını, iki toplumlu kayıp yakınları ve savaş kurbanlarının oluşturduğu Birlikte Başarabiliriz örgütünden Hristina Pavlu Solomi Patça’yla geniş bir röportaj yaptı…

“Çocuklara gerçeğin yarısını ve işimize geldiği gibi anlatırsak, ne yazık ki hiçbir şey başaramayız. İşe okuldan başlamalı. Eğitim Bakanlıkları’ndan… Kitaplar düzeltilmeli…”

İki toplumlu tek TV programı olan BİZ-EMİZ’den Hüseyin Halil, “kayıp” yakını, iki toplumlu kayıp yakınları ve savaş kurbanlarının oluşturduğu Birlikte Başarabiliriz örgütünden Hristina Pavlu Solomi Patça’yla geniş bir röportaj yaptı… Hristina’nın babası ve erkek kardeşi Galatya’da öldürülerek “kayıp” edilmiş ve geçtiğimiz yıl Nisan ayında Galatya gölünde bir toplu mezarda kalıntıları bulunmuştu… Hristina, “Birlikte Başarabiliriz” örgütünde hem Kıbrıslıtürk, hem de Kıbrıslırum “kayıplar”ın gömü yerlerinin bulunabilmesi için gönüllü olarak yoğun biçimde çalışıyor…

Hristina Pavlu Solomi Patça’nın RİK’teki BİZ-EMİZ TV programında önceki gece yayımlanan röportajı şöyle: 

 

HÜSEYİN HALİL: Yeni yıla ilişkin en büyük arzun ne?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA
: Kıbrısımız’a ve bütün dünyaya barışın gelmesi… Sevgi, barışma ve iyi bir anlaşma sağlanırsa eğer, topraklarımıza dönüş… Özgür bir şekilde, Kıbrıslıtürkler de, biz de evlerimize dönelim…

HÜSEYİN HALİL: Hristina, kayıpların bulunmasına ilişkin umutlar yıllar geçtikçe azalıyor… Herkes elinden geleni yaptı mı sence?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Ne yazık ki hayır. Çünkü arama çabaları daha erken başlamalıydı… Yıllar geçiyor. Şahitler ölüyor. Akrabalar ölüyor. İkinci, üçüncü kuşak kalıyor geride. Evlenip çoluk çocuk sahibi oluyorlar. Ne yazık ki kayıplara karşı ilgileri pek az. Söylediklerim bazılarının gücüne gidebilir ama ne yazık ki gerçek bu.
Zaman geçtikçe, unutmasa da insan, umutlar azaldıkça susmayı öğreniyor. Ve ilerleme sağlanamıyor bu durumda.

HÜSEYİN HALİL: Sence ne yapılması gerekiyor?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Öncelikle hükümet tarafından da çaba harcanmalı. Daha çok yeniden yakınlaşma toplantıları, buluşmaları yapılsın. Daha çok Kıbrıslırum’la Kıbrıslıtürk tanışsın. İnsanlar bir araya geldikçe dostluklar oluşacak ve birbirimize yardım edebildiğimizi bizzat göreceğiz. Yavaş yavaş. Ama öncelikle birbirimize saygı duymayı öğrenmeliyiz. İlerlemek için bu şart.

HÜSEYİN HALİL: Sence bir şeyler bilip de konuşmayanlar çok mu?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Bilenler var ama konuşmuyorlar. Cinayetleri onlar işlediği için değil, katillerden korktukları için. Birileri konuşurken kahvede duymuş olabilir ya da bir komşusunun konuşmalarını duymuş olabilir cinayetlerden söz ettiğini. Bu insanlar gelip konuşmuyor çünkü kendileri de hala hayatta olan katillerden korkuyorlar.

HÜSEYİN HALİL: Ama ailelerin istediği intikam değil.
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Değil. İşte bu yüzden herkes öne çıkıp bunu söylemeli, amacın intikam olmadığını. Dolayısıyla konuşanlara da bir etkisi olmayacağını. Belki bu şekilde cesaretlenip konuşanlar olur. Ne yazık ki bundan korkuyorlar. Halbuki bilenlerin konuşması çok önemli. Bir an önce konuşmalılar çünkü zaman akıp gidiyor. Kayıpları gömecek olan anne babalar, birinci dereceden akrabalar ölüyor. Hiç olmazsa insanlarını gömebilsinler ve huzurlu ölsünler.

HÜSEYİN HALİL: Baban ve kardeşinle ilgili durum nedir?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Biz, kayıpları bulunan şanslı aileler arasındayız. Nisan 2017’de kalıntılar bulundu, DNA testine gönderildi. Sonuçlar geldi, yakında cenazelerini kaldırabileceğimizi umuyorum. (Pavlos Solomi Corci ile Solomis Pavlu Solomi’nin cenaze töreni 3 Mart 2018’de Leymosun’da yapılacak – S.U.)

HÜSEYİN HALİL: Sen bu trajediyi kendine göre yaşıyorsun… Ya annen?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Onun için durum çok daha acı verici. Çünkü babamla kardeşim kayıp olduklarında annem 40 yaşındaydı. Bir kadının ailesinin keyfini yaşayabileceği, düşlerinin gerçekleştiğini görebilecek yaştaydı. Annem bu düşlerin yok olduğunu gördü. 76’da köyden kovulduktan sonra kendini yabancı bir yerde, yabancı insanlar arasında buldu. Beş parasız… Fasur çiftliklerinde trafik sürücüsü olarak çalışmak zorunda kaldı. Allahtan traktör sürmeyi biliyordu. Ben vardım hayatında tabii ama o hayatını kayıplarına adamıştı. Hayat ansızın tersyüz olmuştu. Düşledikleri, her şey yok olmuştu. Ben 74’te 13 yaşındaydım. Çocuk olarak travmayı farklı yaşıyorsun tabii ama yaşadığın aynı travma. Herkes, kendi yapısına göre yaşıyor acısını.
Okulda, kayıp ailesi olduğumuzu saklama ihtiyacı hissediyordum. Öğrenci arkadaşlarımın etkilenmemesi için. Yaşım büyüdükçe olay içimde sır gibi saklanıyordu. Kimse ne yaşadığımı bilmiyordu. Evlendim. Yine bu konuda mümkün olduğunca az konuşmaya çalışıyordum. Acımı aileme yaşatmamak için. Bundan birkaç yıl önce olayı konuşabildim ve ailemle, eş dostla paylaşabildim.
Yaşam çok zordu. Hükümet bize hiç destek olmamıştı. Yalnız başımıza travmamızı sarmaya çalıştık. Hiçbir Kıbrıs hükümeti bugüne kadar gelip nasıl olduğumuzu, nasıl yaşadığımızı, ekmek alacak paramız olup olmadığını sormadı. Tek başımıza ayakta durmaya çalıştık. Olayı aşmaya ve ileriye bakmaya çalıştık. Zaten bir başkası sana destek olmaya çalışsa da, anlık bir olay oluyor. Evinin kapısını kapattın mı acın sadece senin oluyor. Travma kapansa da izi hep durur. Sabah gözünü açtığında, düşüncen o. Noel geldi mi, ailenle yaşadığın Noelleri düşünüyorsun. Paskada öyle… Yemek yerken düşüncen o. Tarlaya gitsem, tarla süren babamı görürüm. Bir harnıp ağacı görsem, harnıp toplama zamanlarımızı hatırlarım. Zeytin ağacı görsem, gene öyle. Ne yapsan… Ne kadar çabalasan, anılar hep orada… Bütün ömrüm hayatımın ilk 13 yılı sanki… Ondan sonrasında sadece yıllar birbirini izledi durdu.

HÜSEYİN HALİL: Ve gün geldi, kayıplar konusuyla kararlı bir şekilde uğraşmaya karar verdin. Ne olmuştu?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
2008’de bir televizyon programında Sevgül Uludağ’ın Yalusalı Spiros Hacınikolau ile konuşmalarını izledim. Kıbrıslı gazeteci Sevgül Uludağ halka çağrı yapıyordu. Kayıplar hakkında bilgi sahibi olanlara çağrı yapıyordu. Spiros’un babası da Galatya’da birilerinin bilgi vermesi sonucu bulunmuştu. Sevgül’ün telefonunu bulup aradım. Sevgül, POLİTİS ve YENİDÜZEN gazetelerinde yazıyordu. Olaylara yazılarında yer veriyordu. Sonra babamla kardeşimin olayı hakkında bilgi sahibi bazı Kıbrıslıtürkler onunla ve bizimle iletişim kurdu. Bu bilgiler Kayıplar Komitesi’ne verildi. Olay derinliğine araştırıldı ve sonunda kayıplarımız hakkında bilgi sahibi olduk. 2008 yılında annemin gözleri artık görmüyordu, artık faaliyetlere katılamıyordu. Ben bir belirsizlik içindeydim. Ne yapacağımı bilemiyordum. Bu olaylar bana ışık oldu. Mücadelem böyle başladı.

HÜSEYİN HALİL: Sevgül ve başka kayıp aileleriyle çok şey yaptınız bugüne kadar… Neler yaptınız? Senin için en önemlisi hangisiydi?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Sevgül’ün yardımıyla “Birlikte Başarabiliriz” grubuna girdim önce. İki toplumdan kayıp ailelerinin oluşturduğu bir grup. Sevgül beni oraya götürdüğünde ilk tanıştığım insan Hüseyin Rüstem Akansoy olmuştu, Muratağa köyünden. Onu tanıyınca tek acı çekenin ben olmadığımı anladım. Öteki tarafta da benim durumumda olan insanlar vardı. Bu olay beni çok sarstı. Çünkü benim sadece iki kaybım varken bu kadar acı çekiyorsam, bu adamın yaşadığı nasıl bir şey olmalı diye düşünüyordum. Hüseyin Rüstem Akansoy’un ailesinden 30 kaybı vardı. Çok şiddetli bir şoktu benim için. Bizi bu duruma getiren sadece ve sadece fanatizmdi. Gençler bunları duymalı, öğrenmeli. Bu acıları yaşayan bizler gençlerimize acının acı getirdiğini, yaralar kapansa bile izinin kaldığını öğretebilmeliyiz. Bize yaşadıklarımızı hatırlatanın bu izler olduğunu. Gençler, bizim yaşadığımız acıları dinlemeli ve barış için çalışmalı. Kıbrısımıza barışın gelmesi için… Çünkü tek yol bu. Eskisi gibi yeniden beraber yaşayabilmenin tek yolu. Birlikte Başarabiliriz grubuyla okul etkinliklerine katıldık. Gençlerin öğrenmek istediğini, ilgi duyduğunu gördük. Büyükler izin verirse… Gençler çabuk öğreniyor. Öğrendikten sonra da gerçekleri başka arkadaşlarına da taşıyorlar. Mesela küçük bir öğrenci bir etkinlikte “En iyi Türk, ölü Türk’tür” diye bağırıyordu. Ben ona yaklaşıp neden öyle dediğini öğrenmeye çalıştım. Nedenini bilmiyordu. Ona öyle yapması söylenmişti. O da yapıyordu. Onunla konuşmaya çalıştım. Benim başıma gelenleri anlattım. Benimkilerin Muratağa-Atlılar-Sandallar köylerinde yapılan katliamlar üzerine öldürüldüğünü söyledim. EOKA-B’nin saldırıları üzerine. “Bu olaylar üzerine intikam almak maksadıyla köyümüze gelen Kıbrıslıtürkler, bizimkileri yakalayıp öldürdüler” dedim. Çocuk bunları dinledikten sonra “Karşılıklı cinayetler işlendiğini ben bilmiyordum” dedi. Ben de “Bunun gibi sloganları bağırmaya başlamadan önce sorun o zaman” dedim. Bunun üzerine çocuk bana teşekkür etti. Onun gibi öğrenmek isteyen çocuklar, çok var.
Yeni bir başlangıç yapılsın… Okullardan başlansın. Etkinlikler yapılsın. Çocuklar gerçeği öğrensinler… Yeter artık, gerçeği saklamaya bir son verelim. Gerçeğin yarısını söylemek, gerçeği söylemek değil. Gerçekleri halının altına saklamak, nereye kadar? An gelecek, halı yerinden oynayacak. O zaman sakladığı pislikler de ortaya çıkacak…

HÜSEYİN HALİL: Annenle birlikte yaşadığınız bu dram, aileni nasıl etkiliyor?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Demin de dedim, yıllarca saklamaya çalıştım. Ama ne kadar saklasan da belli oluyor. Çocuklarına, ailene karşı tavrından belli oluyor. Noel geldiğinde sen neşeli görünmeye çalışsan da, ruhunun acısı seni ele veriyor. Acımı, aileme yansıtmamaya çalıştım hep. Böyle bir şeyin düşmanlık yaratabileceğinden korkuyordum. Bunu istemiyordum. Konuşabilecek duruma geldiğimde ise çocuklarıma şunu anlatmaya çalıştım. Duyduğum şey, intikam arzusu değil acıdır. Bu acıyı ben çocuklarımı savaş yanlısı olmamaları yolunda kullanmalıydım. Savaşı ve acıyı reddetmeleri yolunda. Bu yüzden barışın yolu aranmalıydı. Çocuklarım, bu tür fikirlerle yetişti.

HÜSEYİN HALİL: Ülkemizin yarınlarına inancın var mı Hristina?
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA
: Ülkemizin yarınları belirsiz. Çünkü ülkeyi yönetenler halkın çıkarını değil, koltuğunun çıkarını düşünüyor. Kendini düşünüyor. Ne yazık ki sorun burada. Günün birinde öteki toplumu kabul edecek, onların da bizim gibi insan olduğunu ve onların da aynı haklara sahip olduğunu kabul edecek bir Cumhurbaşkanımız olursa, o zaman çözüm de olabilir… Türkiye’nin Kıbrıs’a ne yaptığı, farklı bir şey. Kıbrıslıtürkler de acı çekti. Tıpkı bizler gibi… Bu yüzden bir şeyler yapılmalı. Kıbrıslıtürkler’le aynı ülkenin insanlarıyız. Kıbrıs’a aitiz.

sev-007.jpg

HÜSEYİN HALİL: Farz edelim ki Kıbrıs sorunu çözüldü. İnsanların birbiriyle kaynaşması için çok uzun zamana gerek olacak.
HRİSTİNA PAVLU SOLOMİ PATÇA:
Halkı yakınlaştırmak için hangi noktadan başlayacaklarına bağlı. Eğer okullardan başlarlarsa… Eğer tarih dersinde hakikatler anlatılırsa… Eğer çocuklara gerçekler anlatılabilirse, tamam… Ama çocuklara gerçeğin yarısını ve işimize geldiği gibi anlatırsak, ne yazık ki hiçbir şey başaramayız. İşe okuldan başlamalı. Eğitim Bakanlıkları’ndan… Kitaplar düzeltilmeli. Bizim gibi Kıbrıslıtürkler’in de kayıpları olduğunu herkes biliyor. Neden kimse bundan söz etmiyor? Neden okullarda bundan söz edilmiyor? Öğretmenlerle de defalarca konuştum. Daha yüksek mevkilerde olanlarla da. Kıbrıslıtürkler’in de kayıpları olduğunu söyleyince “Mümkün mü böyle bir şey?” dediler. 2018’deyiz. Hala “Mümkün mü böyle bir şey?” diyorlar. Araştır, sor. Bu duruma nasıl gelmişiz? Kıbrıslıtürkler neden bizimkileri öldürdü? Affetmiyorum tabii ki. İşledikleri cinayetler için hak da vermiyorum. Ama Kıbrıslırumlar da cinayetler işledi. Bunu görmek lazım. Biz, zemzem suyuyla yıkanmış değiliz. Bizimkiler de Kıbrıslıtürkler’e zarar verdi. Bunu anladığımız ve hazmettiğimiz takdirde ancak, öteki toplumu anlayabilir ve kabullenebiliriz.

 

Bu yazı toplam 1043 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar