1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. BAKIŞINDA KALBİN GİZLİ
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

BAKIŞINDA KALBİN GİZLİ

A+A-

Bazı insanlarla yollarımızın kesişmesi yalnızca bir rastlantı mıdır? Bir yolculuk sırasında yanımıza kimin oturacağına karar veremeyiz belki ama bizimle aynı sosyal, politik, kültürel çevrelerde bulunanlarla filan tanışmalarımız diyelim; çok da farklı varoluş biçimlerinde, bize çok uzak çevrelerde dolanmadığımız anlamında mıdır bu? Bir arkadaşım saçı uzun, kulağı küpeli bir gençle karşılaştığında bir akrabalık duygusu hissettiğini söylemişti mesela. Giyim, kuşam, beden dili bazı küçük göstergelerdir belki. Üstelik günümüzde bu tip göstergeler de daha ortaklaşa hale gelmiş durumda. Aslında kimleri kendimize yakın bulacağımızın bir ölçütü yok.  Aynı sofralarda bulunabileceğin, aynı mekânları paylaşmaktan keyif alabileceğin, yaptığın referansları anında anlayacak insanlarla olmak daha akıcı, daha az yorucu zamanlar anlamına gelebilir belki. Farklı varoluşlar, faklı paradigmalardan gelen kişilerle iletişim kurmak için harcanması gereken efordan kurtulmuşsundur böylece…  Görünürde böyledir aslında. Benzerlerimizin bizi daha fazla germesi, beklentilerimiz doğrultusunda davranmadıkları için bize sosyal ve kültürel anlamda çok uzak insanlardan daha fazla üzmeleri de olasıdır. Bizden farklı olduklarından emin olduklarımızla daha beklentisiz ilişkiler kurabilir; onlarla anlaşmaya değil daha çok da onları anlamaya ve olabilecek düzeyde bağlar oluşturmaya çalışabiliriz. Daha net bir durumdur bu… Zaten farklı olduğumuzun bir ön kabulü mevcuttur çünkü…
En çok da benzerlerimiz üzer bizi… Bizden farklı düşünmeleri, beklentilerimiz doğrultusunda davranmamaları kalbimizi kırar. En çok onlara karşı kırıcı olur, en fazla onları hırpalarız. Bize benzeyenleri ortak meselelerimize ihanet halinde görmemiz daha olasıdır. Tıpkı bizim gibi düşünmelerini, bazı konularda bizimle aynı tutum içinde olmalarını bekleriz çünkü…

Yakınlarımızla olan ilişkimizde bir de gizli ya da açık rekabet durumu söz konusudur. Aynı kulvardayızdır. Onların başarılarına sevinebiliriz ama içimiz de burkulabilir. O başarı ve takdiri kendimizin de hak ettiğini düşünebiliriz çünkü… Bundan kaçmamız çok da mümkün olmayabilir.  Biz bu durumu önemsemesek bile başkalarının kafasında hep bir kıyas vardır. “En iyi” sözcüğünün rahatsızlık veren, ortalığı geren duygusu vardır. Bu hep karşımıza çıkar ve bir biçimde huzursuz eder bizi.

Belki de bu âlemin en temel özelliği ‘benzersizliktir. Birbirinin tıpkısı olan şey yoktur doğada… Bir de hiçbir şey, sabit, durağan ve mutlak değildir. Her şey ve herkes değişime tabidir.

Farklılıkların güzelliğinden keyif alarak, her tonun değerini bilip dünyanın rengârenklerine hayran yaşamak dururken başkalarına düşmanlık ve yarış içinde idame ettirdiğimiz bir hayat bu…

Beğenmemek, burun kıvırmak bir iktidar aracı haline gelmiş. Kuşkusuz ki hayat taklitler, pazarlama taktikleriyle önümüze konulan çirkinliklerle dolu… Bunları gerçekten değerli ve güzel olanın ortaya çıkmasını sağlayan unsurlar olarak görmek de mümkün bir yandan da… Bir de her şey, bir kitsch bile farklı bir açıdan bakınca keyif alınacak bir şey. Hayatın bir rengi sonuçta… Başka ülkelerin kitsch nesneleri bize ilginç ve hoş gelir mesela…

Hayat biraz da bizim ona bakışımıza göre davranır bize… Huysuzluk ve beğenmezlikle davranırsak farkındalıklarımız hep olumsuzluklardan yana geliştiğinden başımıza kötü şeyler gelmesi olasıdır. Sevgi ve şefkatle yaklaşırsak bunun bir ödülünün karşımıza çıkması daha mümkündür.

Başkalarına öfke dolu, her şeyi eleştiren bir insanın çevresini kötücül bulutlar kuşatır ve her an başına bir olumsuzluk gelebilir. Benim tutumum her şeyde sevilebilecek, keyif veren bir yan aramaktır. Hiçbir şey bulamazsam eleştirmek yerine uzaklaşmak daha salim bir tavırdır. Eğer uzaklaşamıyorsam ve mahkûmsam kendimi içime kapatıp içimdeki güzellikleri bulup onlarla avunmaya çalışırım. Her zaman olmasa da çoğu zaman insanı kurtaran bir tutum bu…

Eleştiri olmasın anlamında değil bu söylediklerim. Eleştiri adalet duygusunun en fazla gerekli olduğu alan ve insanın terazisi yeterince hassas olamıyor. Bir yargı olarak değil de kişisel algılamalar olarak ve “ acaba?” sını da içinde taşıyan bir tonla da yapmak mümkün eleştiriyi…

Eğer çevrenizi çirkinlikler ve olumsuzlukların kuşattığını düşünüyorsanız başka açılardan da bakmayı deneyin derim. Bazen tek bir dokunuş her şeyi değiştirebilir. Bir dokunun mesela…

Bu yazı toplam 2389 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar