1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Yine aynı görüntü: Et de koktu tuz da!
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Yine aynı görüntü: Et de koktu tuz da!

A+A-

Güneyde kuzu ya da dana eti kuzeye kıyasla çok daha ucuzdur.
İthal ya da donmuş et değil bu…
Kıbrıs eti!

Güneyde ayrıca et ithali de serbest…
Avrupa’dan gelen et daha da ucuz…
Kuzeye kıyasla yarı yarıya!

***

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım, hayvancıların traktör, kompay, eşek, balya ne varsa yollara düşmesi ilk değil...
Hemen her hükümet döneminde bu hak arayışı ya da kaba güç gösterisi var.

Hayvancıların eylemi iş araçları, traktörler, kamyonlar, çanlar, davullarla her dönemin değişmez ezberidir.
Kimi zaman süt dökülüyor sokağa, kimi zaman yem...
Kapılar kırılıyor, polisle eylemciler çatışıyor, tutuklamalar oluyor ve yollar kapanıyor.
Fransızcada "Déjà vu" dedikleri tam da bu!

***

Şimdiki "hükümet"in hesapsızlığı, basiretsizliği, iradesizliği meşhur!
Hayvancıya değil de kasaba fiyat sınırı getirmesinden durumu anlıyorsunuz zaten…

Yine de diyeceğim şu…
Hayvancılıkla ilgili sorunun “dönemsel” olduğunu düşünmüyorum.
Yıllardır yanıtını vermediğimiz bir soru var.
Siyaset ya ürküyor bu soruya yanıt bulmaktan ya da bu durumdan besleniyor.
Kimdir hayvancı?
Çiftçi kimdir?
“Kağıt üzeri” kayıttan söz etmiyorum, gerçekten kimdir?

Destek ve teşvik "gerçek" hayvancı ve çiftçi üzerinden uygulanmadığı, planlanmadığı, ilerlemediği sürece çözümlerimiz de “yalancı” olacak.

Tek işi, geçimi, hayatı hayvancılık ve çiftçilik olan insanları destekleyelim ve bu desteğin hayatlarımıza yansımasını da görelim…
Ucuz et yiyelim yani…
Sütü hesaplı tüketelim…
Teşvik ve destek varsa bunun hedefini de işaret edelim.

***

Hayvancı ve çiftçinin üretim maliyetlerini düşürmek hayat pahalılığın önüne geçecektir.
Buna ihtiyacımız var.
Maliye “hayat pahalılığa”na karşı yalnızca bir kesimi koruyor çünkü…

Hayvancılıkla ilgili siyasetsizliğin en geniş mağduru evlerine et almaktan korkan yoksullardır önce!
Bir de hayatını gerçekten çiftçilik ve hayvancılıkla kazananlar…

***

Ah keşke “ithal et” değil de “ithal irade” ortaya çıktığı zaman kırılsaydı o kapılar…

yine-ayni-goruntu.jpg


Bakan’ın iddiası: Destekler güneyden daha geri değil.

O zaman et niye daha pahalı?

Tarım Bakanı’na destek ve teşvikleri sordum.
“Güneyden geri değil” dedi.

O zaman et güneye göre niye daha pahalı?

Ya bakan yalan söylüyor, ortada yeterli destek ve teşvik yok.
Ya da hayvancı, çiftçi…

***

Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş Kelle’den başlık başlık destekleri söylemesini istedim.
Sıraladı…

Küçükbaş hayvancının aldığı yemin dörtte biri bir yıl boyunca finanse ediliyor.
Arpa alımı için faizsiz kredi veriliyor, kredi faizlerinin tümü destek olarak ödeniyor.
Küçükbaş her hayvan için hayvancıya kulak numarası başına yıllık 1,100 lira ödeme yapılıyor.
Süre litre başına 6 TL teşvik ödeniyor.
PDO’lu süte ayrıca 5 TL daha teşvik ödeniyor.
Dişi kuzuya 250 TL anaç ödemesi yapılıyor.
Arpa üreticisine “Doğrudan Gelir Desteği” var.
Kasaplara hayvan başına 1.100 TL teşvik ödeniyor.

***

Hayvancılık ve çiftçiliğin kendine özgü koşulları var, o nedenle, bu teşvikler yeterli mi değil mi bilemiyorum.
Ama şunu görebiliyorum.
Bugüne kadar farklı siyasi hükümetlerde farklı bakanlar – hem de çiftçilik ve hayvancılıktan gelen isimler – hep aynı sorunlar, eylemler, itirazlarla yüzleştiğine göre sanırım bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.

Teşvik ya da destek mutlaka üretim kalitesine, verimliğe ve kaliteye bağlanmalıdır.
Siyasi rüşvet ya da ek gelir kapısı olmaktan çıkartılmalıdır.

***

Dünya Bankası ya da Avrupa Birliği’nden bağımsız uzmanları davet etsek ve sektörün analizini istesek keşke…
Bir tablo yok önümüzde…
Hangi ülkede, hangi amaçla ve kimlere ne kadar destek uygulanıyor, bizim ülkemizde ne?
Bunu görebilsek belki daha rahat konuşacağız.

bakanin-iddiasi.jpg


İthal etin ne sakıncası var?

Hayvancı ithal ete neden karşı çıkıyor?
Hatta kasap ve restorancı neden karşı çıkıyor?
Bunun tatmin edici bir açıklamasını duymadım.

“İthal et gelsin ama buradan alınacak fon ile hayvancılığa teknoloji desteği verilsin” dense, anlarım… “Etin türüne göre ve dönemsel olarak ithalat izni verilse” teklifi yapılsa saygı duyarım.
Ette korumayı anlarım da…
Yasaklamayı bugünün şartlarında tüketici dostu görmem…

Üretimi destekse mesele…
O zaman kahve ithali de yasaklanmalı…
Zeytinyağı da…
Temizlik deterjanı ithali de yasaklanmalı boya da…
Hepsi üretiliyor bu ülkede…

***

Yoğurt ithal edilmiyor örneğin…
Ama meyveli yoğurt geliyor…
Üstelik yoğurt da pahalı değil ve kimsenin bütçesini sarsmıyor…

***

Üretim koşullarını geliştirmek, desteklemek, girdi maliyetlerini azaltmak, teşvikleri planlamak başkadır, yasaklamak çok daha başka…
Üstelik unutulmasın teşvik ya da destek kendiliğinden bir geçim haline gelirse iş amacından sapıyor.

***

Güneyde yıllardır Avrupa’dan et geliyor.
Hayvancı battı mı?
Kıbrıslı Rumlar daha ucuza et yiyor, fena mı?

Bana sorarsanız, güneyden et ithali tümüyle serbest bırakılmalıdır.
Kaçak getiriyorlar zaten ve bu durum çok daha sağlıksız!

Nasıl ki Kıbrıslı Rumlar geliyor, araçlarının depolarını benzinle dolduruyor ve gidiyorlar, çünkü daha hesaplı… Güneyde et daha ucuzsa… Niye bu alım yapılmasın? Adada yaşıyoruz, unutulmasın…

Kıbrıs’ın kuzeyinde, özel sektörde çalışan bir kişi, eşi ve iki çocuğu ile birlikte bir restorana gittiği zaman maaşının dört birini bırakıyor. Adanın güneyinde yine özelde bir çalışan birisi, böylesi bir yemek için maaşının onda birinden daha azını harcıyor.
Bu kadar hazindir tablo!

ithal-et.jpg

Bu yazı toplam 2157 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar