Yeni Dünya Düzeni bu mu?
ABD, 2 Ocak'ı 3 Ocak"a bağlayan gece Venezuela'da birden fazla noktaya saldırı düzenledi.
-*-*-
Başkent Caracas'ta arka arkaya patlamalar meydana geldi, şehir üzerinde helikopterlerin uçtuğu görüldü.
-*-*-
Caracas'ta pek çok yerde elektrik kesintisi yaşandı.
-*-*-
Hedef alınan yerler arasında askeri üsler ve havaalanları da vardı.
-*-*-
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro saldırıları, "ABD'nin ülkesinin petrolünü ve madenlerini ele geçirme girişimi" olarak nitelendirdi ve OHAL ilan etti.
-*-*-
Venezuela hükümeti, halka "yönetime güvenme" çağrısı yaptı.
-*-*-
Ardından Trump, Maduro ve eşinin "yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını" açıkladı.
-*-*-
ABD Başkanı Donald Trump, Mar-a-Lago'daki konutunda basın toplantısı düzenleyerek Venezuela'da düzenledikleri saldırılar hakkında bilgi verdi.
-*-*-
ABD'nin geçici olarak Venezuela'yı yöneteceğini söyleyen Trump, ülkede nasıl bir yönetim olacağı sorusuna, "Şu anda bazı kişileri görevlendiriyoruz ve bu kişilerin kimler olduğunu size bildireceğiz" yanıtını verdi.
-*-*-
Trump, Amerikalı büyük şirketlerin "petrol işinde başarısız" dediği Venezuela'ya gireceğini, altyapıyı onaracağını ve "ülke için para kazanmaya başlayacağını" belirtti.
-*-*-
BM Sözleşmesiymiş, uluslararası hukukmuş, devletlerin eşit egemenliğiymiş…
-*-*-
Şimdi…
Evet şimdi, Rusya’yı, Ukrayna işgali nedeniyle kim – nasıl ve neden suçlayacak?
Hatta yarın Putin, aynı gerekçelerle gider ve Volodimir Oleksandroviç Zelenski’yi alırsa, AB ve ABD Rusya’ya savaş mı açacak?
-*-*-
Canı çeken büyük balık, artık küçük balıkları yutabilecek mi?
-*-*-
Allah korusun, biraz da abartıyorum ama geçtim mesela Tufan Erhürman’ı; diyelim ki Tayyip Beyin canı çok sıkıldı; “alın ulan ikisini de” derse, bir gecede hem Erhürman hem de Nikos Hristodulidis, eşleri ile birlikte önce helikopter, sonra gemi falan derken Ankara’ya götürülürse…
-*-*-
Tamam tamam “imkansız, olmaz öyle şey” diyebilirsiniz!
Ama Ersin Tatar heyecanlanmış olabilir, “kesin geri gelirim” diye falan!
Gerçekten bilemedim!
-*-*-
Neyse!
Trump diyor ki; Venezuela’yı “ben idare edeceğim… Bu Maduro gannavuri ticareti yapıyordu, silah kaçakçısıydı… Biz şimdi, para kazanacağız ve halka vereceğiz…”
-*-*-
Peki Netanyahu da derse ki, “Ok, Filistin’i de ben idare edeceğim, buraları artık benimdir, çünkü kendi kendilerini yönetemiyorlar, Hamas da Hamas, terörizm, uyuşturucu…”
Bunları söylemek zor mu?
-*-*-
Ne mi olmalı?
Vallahi aklım ermiyor?
Ortada ne hukuk kaldı ne düzen!
-*-*-
Ahbap mahbap, Trump, yarın kızarsa, “demokrasi yok, hukuk yok” deyip mesela ne bileyim aklıma geldi, Erdoğan’ı da alır mı?
Üstelik bu kadar da kolay bir şekilde?
-*-*-
Ya da ne bileyim, Kuzey Kore Yüce Lideri Kim Jong Un’a da benzer bir operasyon düzenler mi?
Veya üstümüzden uzak, İran'ın ruhani lideri, yani "Yüce Lideri" Ayetullah Ali Hamaney’i de elinde su şişesi, gözler bağlı, kafa sarıksız olarak bir fotoğrafta görür müyüz?
Eşofmanlarıyla!
Cübbesiz!
-*-*-
Amerika var; doktor değilim ama başında gerçekten ruh hastası bir manyak oturuyor…
Bakanları O’ndan farksız…
Savunma Bakanı, artisti mi şaklaban mı, yalaka mı belli değil!
-*-*-
Yeni Dünya Düzeni denen düzen bu mu artık?
Yeni Dünya Düzeni buysa Ünal Abim haksız mı?
Yenidüzen 4 gün yayınlanmadı…
Yılbaşı tatili yaptık…
Biz de 4 gün yazı yazmadık…
Konular birikti…
-*-*-
Mesela, “Kıbrıslı Rumların evlerine dönme hakkı ve talebi” ile ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum…
Notlar aldım…
-*-*-
Mülkiyet hakkı bireyseldir, evrenseldir…
Biraz çalıştım…
Ne demektir bu?
-*-*-
Mülkiyet hakkı bireyseldir… Yani mülkiyet hakkı tek tek bireylere aittir… Her kişi, kendisine ait olan mal üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarruf etme hakkına sahiptir… Bu hak başkasına değil, doğrudan kişiye tanınır… Yapay zeka motorlarından biri örnek bile vermiş ve demiş ki; “Bir ev senin üzerine kayıtlıysa, o evle ilgili kararları sen verirsin.”
-*-*-
Mülkiyet hakkı aynı zamanda evrenseldir… Yani bu hak dünya genelinde kabul edilen temel bir haktır… İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi uluslararası metinlerde yer alır… Din, dil, ırk, ülke farkı olmadan herkes için geçerlidir… Yani sadece bir ülkeye ya da topluma özgü değildir…
-*-*-
Ünal Üstel abime kızacaktım – haddim değil biliyorum ama – “Abi, sen de kendi köyüne dönme hakkına sahipsin, niye Rumlar Girne ve Maraş’a dönmek istiyor diye tepki veriyorsun?” diyecektim!
-*-*-
E Trump denen masgara, bizim yazının içine etti!
Şimdi, Türkiye, uluslararası hukuka uyduydu uymadıydı; 1974 sonrası bozulan anayasal düzeni kurmalıydı, kurmadıydı… Geldiydi, kaldıydı, nüfus yığdıydı, demografiyi değiştirme bir insanlık suçuydu, oydu – buydu, işgaldi falan…
-*-*-
Eeee, Venezuela?
Hukuk!
Uluslararası hukuk, sözleşmeler, konvansiyonlar, paktlar falan ve de filan?
BM Güvenlik Konseyi ve bu konseyin kararları?
-*-*-
Evet, evet, Yeni Dünya Düzeni!
Abi, aldık bizimdir!
Hep beraber yiyelim lütfen!
-*-*-*-
Maduro uyuşturucu satıcısıysa; EOKA B de darbeciydi; yapmasaydılar!
Alış veriş bin Trump yemiş!
Pardon kantar yemiş!
Kafam gitti!
Zaten az gidikti, hepsi cuvvv!
Ne sigorta kaldı ne asfalya!
“İyi de ölür kötü de; iyi insan olarak yaşayın” diyecektim!
Sosyal medyada bir video izledim; paylaştım da…
Diyordu ki; “… Üşümeyelim diye üzerimize yorgan atanların üzerine toprak atınca anladık Dünya’nın ne kadar boş olduğunu…”
-*-*-
Cumartesi sabah, annemin ve babamın mezarlarına gittim…
Lefkoşa Kabirstanlığı…
Ağzına kadar doldu…
Herkes orada…
Bir Kıbrıs dolusu Kıbrıslı Türk yatıyor…
Sessiz…
-*-*-
Hepsi uyuyor…
-*-*-
Bir Fatiha ben okudum…
Sonra bir tane de youtube üzerinden bulup, telefondan dinlettim!
Gahbe teknoloji!
Siz bilmeseniz de, o size isterseniz Yasin bile okur!
-*-*-
Sonra birden aklıma geldi!
Annem, “üşüme” derdi hep ve mutlaka üzerimi örterdi…
Ve bırakın üşüme müşüme işlerini…
Annemi ben uyurken hiç görmedim…
-*-*-
Ne zaman eve girsem, saat kaç olursa olsun, ayaktaydı…
Okuldan geldim, ayakta!
İşten döndüm, ayakta!
Ankara’dan geldim, ayakta!
Askerden çıktım, ayakta!
Londra’dan geri geldim, ayakta!
-*-*-
Şimdi hep uyuyor…
Babamın yanında…
Birlikteler…
-*-*-
Mızırdı, neşeliydi, dediği dedikti, inatçıydı; Tera inadı derdik; muhalifti ama sevgisinden asla şüphe etmedik!
Vallahi tüm huysuzluğunu şimdi babam düşünsün; ablam, babam öldüğünde annem için de gizlice dibine yer ayırtmıştı…
-*-*-
Şey diyecektim!
Bir kitap okudum; hem İngilizcesini hem de Türkçesini!
Fuck it!
Yani hayatı çok da şey etmeyin; bir gün; hepimiz…
Ve daha önce de yazmışımdır; o beytambal beyaz kefenin üzerinde ne cep var ne cepken!
Giderken, dişleriniz takmaysa, onları bile götürmenize izin yok!
Bilin!
-*-*-
İyi de ölür kötü de!
Yaşarken hep iyi olmak fena bir şey değil!
Deneyin!








