1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Pahalılığın kısır döngüsü
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Pahalılığın kısır döngüsü

A+A-

Lefkoşa’nın güneyinde bir kebapçı…

Belki yirmi yıldır gidiyoruz.
İki kişilik menüsü 20 euroydu…
Sanırım şimdi 23 oldu.

Yirmi senede!

Önceki akşam gittik, olağanüstü bir kalabalık…
Neredeyse müşterilerin tümü Kıbrıslı Türk.

Şöyle bir tablo oluştu, akşam yediden dokuz buçuğa Kıbrıslı Türklerin restoran... Bu saatten sonra Kıbrıslı Rumlar başlıyor gelmeye...

Eğer kuzeyde nüfusun tamamı güneye geçebilseydi, buralarda in cin top oynardı.

Şimdi kim, ne oynuyor bilmiyorum ama bu evcilik oyunu sürdürülebilir değil.

Çünkü maaş ve ücretler sürekli yükselirken piyasa daha da pahalı oluyor. Maaşını alan güneye geçiyor, harcamasını orada yapıyor.

Bu da giderek büyüyen bir sarmal yaratıyor.

Kuzeyde tüketim azalınca Maliye’nin kasasına daha az vergi giriyor.
Maaş yükü ise yerinde duruyor.

Gelir yetmeyince ne oluyor?

Akaryakıta yükleniyorlar…
Gümrüğe…
Fonlara…
Harçlara…

Bunların her biri yeniden fiyatlara yansıyor.

Pahalılık arttıkça insanlar daha fazla kaçıyor.
İnsanlar kaçtıkça piyasa daralıyor.
Piyasa daraldıkça vergi geliri azalıyor.
Vergi geliri azaldıkça yeni yükler geliyor.

***
Yalnızca güneyden de değil…
Türkiye’den, hatta İngiltere’den alışveriş yapmak bile kimi ürünlerde daha avantajlı hale geliyor.

Yeni gelecek yönetimin ilk yoğunlaşması gereken alanlardan biri de et fiyatı olmalı.

Ne yapmalı, ne etmeli; bu rakamlar güneyle eşitlenmeli.

Et kuzeydeki hayat pahalılığının sembollerinden biri haline geldi.

Birkaç öneri…

Güneyden et ticaretinin önündeki engeller kaldırılmalı.
“Kaçak” gelmiyor mu zaten?

Dünyadan ithalat seçenekleri de rekabete açık biçimde değerlendirilmeli.

Hayvancılara yönelik teşvikler üretim odağında yeniden düzenlenmeli.
Kaç hayvan yetiştirildiği, ne kadar et üretildiği, verilen desteğin fiyatlara nasıl yansıdığı ölçülmeli.

En önemlisi de etin üreticiden tüketiciye ulaştığı zincir şeffaflaştırılmalı.

***
Bir de Maliye gerçeği var.

Gelirler kalıcı biçimde artmadığı, ekonomi büyümediği ve kamu reformu gerçekleşmediği sürece borçla maaş ödeme düzeninin de bir yerde duvara çarpması kaçınılmazdır.

Neyse ki ülkeyi bu noktaya taşıyan düzensizliğin kahramanları gidecekler!

Yönetim değişecek.
Ama yalnızca yönetim değil, yönetim aklı da değişmeli.

Geçenlerde güney basınında bir haber okudum.

Kıbrıs Cumhuriyeti, AB dışından yapılan ucuz çevrimiçi alışverişlere uygulanan 3 euroluk gümrük vergisi sayesinde yalnızca temmuz ayında yaklaşık 1,95 milyon euro gelir sağlamış.

Böylesi bir gelir yatırıma dönüşünce kıymetli...

Ama geliriniz arttıkça siz bunu sürekli maaş giderine dönüştürürseniz…
O da anlamsız...

Sonra dönüp “Okullarımızda sınıflar neden hâlâ konteyner?” diye ağlarsınız.

***
Elbette tüm bu yaşadıklarımızda en önemli etken "çözümsüzlük."
Elimi kolumuz bağlı bu anlamda da...
İnatla herkes kendi gözündeki merteği görmüyor, kimse kendi ayıbıyla ve gaspıyla yüzleşmiyor.

Bakalım nereye kadar!
Bu birbirine yabancı kalabalıkta...

 

Bu yazı toplam 250 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar