1. YAZARLAR

  2. İbrahim Özejder

  3. Medya ve Sosyal Medyadaki Sorunlu Mecra KİŞİLİK HAKLARI
İbrahim Özejder

İbrahim Özejder

Medya ve Sosyal Medyadaki Sorunlu Mecra KİŞİLİK HAKLARI

A+A-

Kıbrıs’ta da artan iletişim trafiği, ne yazık ki hak ihlallerindeki artışı da beraberinde getiriyor. Deyim yerindeyse kişilik hakları “cayır cayır” ihlal ediliyor

Medya bir güç ve maalesef bu güç kötüye de kullanılabiliyor. İfade özgürlüğünün geliştirilmesini ne kadar savunuyorsak, bu özgürlüğün hak ihlallerine yolaçmasına da o kadar karşı çıkmalıyız.

Kıbrıs’ta gazete, radyo, tv, internet medyası gibi kurumlarda görev yapan yüzlerce profesyonel iletişimci yanında, onbinlerce sosyal medya kullanıcısı da artık kitle iletişimi ya da ‘yayın’ etkinliğinde bulunuyor. Yoğun iletişim trafiği, ne yazık ki hak ihlallerindeki artışı da beraberinde getiriyor. Deyim yerindeyse kişilik hakları “cayır cayır” ihlal ediliyor.

Bazı örnekler çıkar ve kasıt kaynaklı olsa da hak ihlalerinin çoğunluğunun, özensizlik ve bilgisizlikten kaynaklandığını söyleyebiliriz. Bu aynı zamanda hakların, daha doğrusu kişilik haklarının çok iyi bilinmesi gerektiğini gündemimize getiriyor.

Yükselen değer; kişilik hakları

İnsanın insan olma serüveninin en önemli göstergelerindendir kişilik hakları. Elbette bu haklar anayasa ve yasalarda uzun zamandan beridir yeralıyor; ancak kamu yararı, devleti koruma, genel ahlak gibi gerekçelerle, en çok da ideolojik dürtülerle ciddi oranda kısıtlanıyordu. Bugün dünyada, kadın, çocuk, azınlık v.s. gibi haklarla birlikte kişilik haklarının sınırlarının da giderek genişletildiğine tanık oluyoruz.

Sedece “özel hayat” değil

Genellikle özel hayat ve hakaret konuları akla gelir ama kişilik hakları özel hayatı da içine alan bi haklar grubudur. Kişilik hakkını, “kişinin toplum içindeki saygınlığını ve kişiliğini serbestçe geliştirmesini temin eden öğelerin tümü üzerindeki hakları” olarak tanımlamak mümkündür. Veya “Yaşam, sağlık, özgürlükler, şeref ve haysiyet, özel yaşam, isim, resim, duygu yaşamı” gibi kişisel varlıklar üzerindeki haklar kişilik hakkını ifade eder(*).

Kişinin onur ve saygınlığını toplum içinde ortadan kaldıran veya zedeleyen tüm saldırılar “kişilik hakkı”na saldırı olarak kabul edilmelidir. Başka yollarla olduğu gibi yayın yoluyla da kişilik haklarına saldırı oluşabilir. Hakları ayrı ayrı ele alarak yayın örnekleriyle birlikte açıklamaya çalışalım.

Yaşam hakkı

Özellikle tecavüz gibi yüz kızartıcı suçlarla ilgili olaylarda, haber ötesinde duyguları kışkırtıcı, linç çağrısı yapan yayınlar, zanlı veya suçluların ve/veya yakınlarının yaşamını tehlikeye atabilir. Suçlu da olsa bireyin yaşam hakkına dokunulamaz.

Sağlık hakkı

Her birey, sağlıklı bir ortamda yaşama hakkına sahiptir. Yayın içeriği hiçbir şekilde bireyin sağlığını bozmaya yönelik eylem ve etkinlikleri teşvik edemez.

Özgürlükler

Dolaşım, yerleşim, ifade ve benzeri özgürlükler, yayın yoluyla kısıtlanamaz. Mesela, “...Filan kişi Lefkoşa’ya sokulmamalı...” gibi ifadeler kullanılamaz.

Şeref ve haysiyet

Hırsız, yalancı, dayakçı, dolandıcı, tecavüzcü, ahlaksız ve benzeri tanımlamalar, kişinin toplum içindeki saygınlığını zedeler. Kanıtlanabilir “gerçeklik” unsuru yoksa, haber ve yorumlarda yukarıdaki sıfatları çağrıştıracak, açık ve kapalı ifadeler kullanılmamalı.

Özel yaşam

Bireyin, başkalarından ‘gizlediği’ bir yaşam alanı vardır. Bu alan herkese ve medyaya kapalıdır. Evi, odası, evrakları, yazışmaları, bilgisayarı, cep telefonu, bunların içindeki bilgi ve görüntüler v.s., kamu yararı yoksa, kimse tarafından görülemez ve yayın konusu yapılamaz.

İsim hakkı

Kişinin ismi, toplumsal varlığının bir parçasıdır. Haber ve yorumlarda kelime oyunlarına başvurarak isimlerle alay edilemez. Mesela, Hasan Solak ismi yerine Şaşan Salak yazmak, eleştiri veya mizah’ın ötesinde isim hakkına saldırıya yolaçar.

Resim hakkı

Vücud, görüntü hakkı. Fotoğraf tekniklerinden de yararlanarak, kişiyi tuhaf şekilde yansıtmak veya bazı bedensel problemleriyle alay etmek, resim hakkına saldırıdır.

Duygu yaşamı hakkı

Herkesin özel bir duygu dünyası vardır. Bunun başkaları tarafından bilinmesini istemez. Mesela her sabah erken saatte, mezarlığı ziyaret edip orada ağlayan bir  kişinin bu davranışı, medyaya ve sosyal medyaya taşınamaz. Trajik olaylarda(trafik kazası gibi, intihar gibi) acılar, abartılarak estetize edilerek sunulursa, ilgili kişi veya kişilerin duygu dünyası daha çok zarar görür.

İster geleneksel, ister sosyal medyada yayınları ya da paylaşılan mesajları, 3 kategori altında toplayabiliriz. Haber-bilgi; düşünce; eğlence.  Her üç kategoride de kişilik haklarına saldırı, en çok “mesajı güçlendirme” veya “önemsetme” çabası gösterilirken ortaya çıkıyor. Her habere, mesaja taşıdığı değerden öteye unsurlar yüklenmezse, büyük oranda kişilik haklarına saldırı da ortaya çıkmayacaktır.

(*) Fikret İLKİZ ve Barış GÜNAYDIN, “Kişilik Hakları - Medyada Etik ve Yargı Kararları”, www.globalmediajournaltr

Bu yazı toplam 2487 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar