1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Pembe gözlüklerim nerede?
Tümay Tuğyan

Tümay Tuğyan

Hastane penceresinden kaçan kadın

A+A-

Bundan birkaç ay öncesiydi.

Lefkoşa’da özel bir hastanede, muayene sırası beklediğim bir sırada, acile gelen iki kadın dikkatimi çekmişti.

Dikkatimi çekme sebepleri, bilmediğim bir dili konuşuyor olmalarıydı.

Muhtemelen Romence’ydi...

Sonra daha dikkatli bakınca, beraberlerinde bir de erkek olduğunu görmüştüm.

Durumu idrak etmem çok uzun sürmemiş, kadınların gece kulübü çalışanları, yanlarındaki erkeğin de onlara hastanede ‘refakat eden’ bir başka gece kulübü görevlisi olduğunu anlamıştım.

Hani rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan mahkûmların başına, silahlı askerler ya da güvenlik görevlileri konur ya kaçmasınlar diye...

Ona benzer bir durum işte!

Uzaktan bakılınca ciddi bir sağlık sorunları varmış gibi görünmeseler de, kadınların ikisi de acilde muayene sırasındaydı.

Sonra fark ettim ki her iki kadın da, ‘refakatçilerinin’ yüzü kendilerine dönük olduğu anlarda, gerek vücut gerek yüz mimikleri aracılığıyla, gerekse çıkardıkları belli belirsiz seslerle, ‘ağrı’ içinde olduklarını ‘ifade’ ediyorlardı.

Erkek başka tarafa bakarken ise bu mimikler ve sesler bir anda kayboluyordu.

Çok büyük ihtimalle ciddi bir durum yoktu.

Hatta belki de ortada, hastaneye gelmelerini gerektirecek herhangi bir sağlık sorunu dahi yoktu.

O gün orada edindiğim izlenim, her iki kadının da hastalık bahanesiyle, ‘işten’ kaytarmanın yollarını aradığıydı.

Birkaç ‘müşteri’ bile eksiltseler, yataklarına girecek erkek sayısını birkaç tane bile azaltsalar, yanlarına kârdı.

***

Hafta sonu, gece kulübünde konsomatris olarak çalıştırılmak üzere adaya getirildikten sonra uygulama gereği devlet hastanesinde karantinaya alınan bir kadının, burada konsomatris olarak değil de seks ‘işçisi’ olarak çalıştırılacağını öğrendikten sonra hastanenin üst kat penceresinden atlayarak kaçmaya çalıştığı ve bu sırada yaralandığı ortaya çıktı.

Bu olay, gece kulübü tarzı işletmelerin yasalara uygun olarak faaliyet gösterdiği bir başka ülkede yaşanmış olsaydı, yani konsomatris olarak çalıştırılacağı ‘yalanıyla’ kandırılıp bir başka ülkeye giden bir kadın, muayene için götürüldüğü devlet hastanesinde gerçeği öğrenseydi, doktorlar ya da diğer hastane görevlilerine durumu bildirebilir, onlar da emniyet güçlerini devreye sokarak, kadına rızası dışında bir iş yaptırılmasının önüne pek âlâ geçilebilirdi.

Bununla da kalınmaz, yasa gereği fuhuş yaptırma izni bulunmadığı için, o gece kulübünün sahipleri de ciddi bir yasal kovuşturmayla karşı karşıya kalır, kovuşturma sonucunda da büyük ihtimalle çok büyük bir cezaya çarptırılırlardı.

Ama gelin görün ki bu kadın, bu yola başvuramıyor, kurtulmak için ‘devletin’ hastanesinin pencereden kaçmak zorunda kalıyor.

Çünkü ‘devlet’, sağlık kurumlarından tutun polis teşkilatına, polis teşkilatından tutun maliye bakanlığına, bütün mekanizmalarıyla, her türlü yasaya, her türlü uluslararası sözleşmeye aykırı olan seks köleliğine, göz yumuyor.

Bu yazı toplam 1879 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar