1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Elektrikte enterkonnekte olma meselesi!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Elektrikte enterkonnekte olma meselesi!

A+A-

Malta’dayım ya… 
Tıpkı Kıbrıs gibi bir ada ülkesi… 
Ve tabii ki elektrik ihtiyacı var…

-*-*-

Malta bu günlerde elektrik enerjisi konusunda heyecan yaşıyor!

-*-*-

Ama bizdeki gibi “yalandan” bir heyecan değil…

-*-*-

Gazetelerin – haber sitelerinin yazdığına göre, Malta ile Sicilya arasında önümüzdeki günlerde ikinci elektrik kablosu çekilecek!

-*-*-

Adına IC2 deniyor… 
Yani Interconnector 2… 

-*-*-

Bu proje ile Malta'nın elektrik şebekesi, Avrupa elektrik ağına ikinci bir denizaltı kablosuyla bağlanmış olacak… 

-*-*-

Mevcut ilk bağlantıya ek olarak ikinci bir hat sayesinde arıza durumlarında elektrik tedariki daha güvenli hale gelecek… 

-*-*-

Avrupa şebekesinden daha fazla yenilenebilir kaynaklı elektrik ithal edilebilecek ve Malta'nın kendi yenilenebilir enerji üretiminin entegrasyonu kolaylaşacak… 

-*-*-

Ve son yıllarda tıpkı bizdeki gibi ciddi anlamda artan elektrik talebini karşılamak bir yana ekonomik büyüme nedeniyle yükselen elektrik ihtiyacına destek sağlanacak... 

-*-*-

Yaklaşık 225 MW kapasiteye sahip olan proje 100 kilometre uzunluğunda bir deniz altı kablosu döşenmesini gerektiriyor… 

-*-*-

300 milyon euroya mal olacak ve bunun neredeyse 5’te dördünü Avrupa Birliği karşılayacak… 

-*-*-

Denizaltı kablosunun üretimi Amerika’da gerçekleştirildi ve fabrika testleri tamamlandı… Deniz yatağında da gerekli temizlik faaliyetleri falan bitirildi… 

-*-*-

Kablonun denize döşenmesi çalışmaları bu günlerde başlayacak… 

-*-*-

Enerji Bakanı Miriam Dalli, projeyi Malta'nın Avrupa anakarasıyla elektrik bağlantısını güçlendirmeyi, dayanıklılığı artırmayı ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonunu desteklemeyi amaçlayan bir yatırım olarak nitelendirdi.

-*-*-

Toprak vermeyiz, garantörlük isteriz, Gazze’ye bakın, Elam da güçleniyor…
Kesin Rumlar bizi kesecek!

-*-*-

Başka ne vardı?

-*-*-

Hah, asla birlikte yaşayamayız ve tek çözüm iki devletliliktir!

-*-*-

Peki başka?

-*-*-

Çözüm mözüm yok!
Türkiye’nin çıkarları var!

-*-*-

Sidikli Kıbrıslı Türkler kimin umurunda!

-*-*-

Daha başka bir şey de yazmaya gerek yok!
Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Yoksa illa ki “çözüm bre yerrolar, çözüm!” diye bağırmam mı gerekiyor!
 


SMOM ve eşit egemen KKTC kıyaslaması… 

Bir arkadaş anlattı…
Malta’da Valetta’nın en görkemli binalarından birinde, oranın sahibi de olan ilginç bir “şey” var!
Bu “Şey” mesela devlet değil, daha çok bir tarikat ama adeta bir devlet gibi kabul edildiği noktalar var…
KKTC’den önde!

-*-*-

Bu konuyu neden yazıyorum?
Abi, abla artık yalanlardan, sahtelikten, sahtekarlıktan ve sahtekarlardan sıkıldığım için!
Çok sıkıldım!

-*-*-

1974’te Ada’nın yarısını kurtarmaya gelenler, çöküp bir daha gitmeyenler ve garanti hakkı ile alakalı sorumluluğu yerine getirmek yerine; bu hakkı herkese yalanla yanlış bir şekilde anlatanlardan gerçekten usandım!

-*-*-

Haaaa bizimkiler de hala Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin, Ada’da kalıp Kıbrıslı türkleri öldürülmekten korumak olduğu yalanına sürekli ortak oluyor!

-*-*-

Ayrıca Ada’da mevcut gidişe göre, üç – beş sene sonra, Rumların öldüreceği Kıbrıslı türk de kalmayacak ki o da ayrı bir acı!

-*-*-

Hala çökücülerin Kıbrıs’a her gelişlerinde, “artık KKTC’yi tanıtmanın zamanı geldi” demeleri de beni serseme çeviriyor!

-*-*-

Brüyooo, orahiiii; bunca senedir niye tanıtmadınız da her hafta başı bu yalan aracılığı ile bizimle testicle fireworks geçiyorsunuz!

-*-*-

Evet!

-*-*-

Sovereign Military Order of Malta

-*-*-

Bu da nereden çıktı?

-*-*-

Sovereign Military Order of Malta (Malta Egemen Askerî Tarikatı), uluslararası hukukta kendine özgü bir statüye sahip olan Katolik bir egemen tarikattır. 

-*-*-

Çeşitli kaynaklara göre “Bir devlet olarak yaygın biçimde kabul edilmez”… 

-*-*-

Ancak, pasaport verme hakkı vardır!

-*-*-

Kısaca SMOM adı verilen bu “tarikat” diyelim; Malta içinde egemen toprağa sahip değildir; buna karşın birçok ülkeyle diplomatik ilişki yürütür, insani yardım faaliyetleri gerçekleştirir ve bazı egemenlik niteliklerini kullanır.

-*-*-

Yani daha maç başlamadan, adını sanını hayatımda hiç duymadığım, sizin de duymadığınızı düşündüğüm SMOM, KKTC karşısında 1 – 0 öndedir!

-*-*-

Tarikatın kökeni, 11. yüzyılda Kudüs’te hacılara hizmet veren bir hastaneye dayanır. 

-*-*-

Daha sonra askerî ve dinî bir tarikat hâline gelen bu “şey”, tarih boyunca Rodos ve ardından Malta'da yönetim kurar. 1798'de adayı Franszılara, Napolyon Bonaparte’ye kaybettikten sonra merkezini zamanla Roma'ya taşır…

-*-*-

Tarikatın kendine özgü uluslararası statüsü, onu ne tipik bir devlet ne de sıradan bir sivil toplum kuruluşu yapar. Ama belki Türk Devletleri Teşkilatı’nda değil ama çok ilginçtir, Birleşmiş Milletler'de gözlemci statüsüne sahiptir…

-*-*-

Çok sayıda ülkeyle diplomatik ilişki sürdürür, pasaport düzenleyebilir, pul ve hatıra parası çıkarabilir. 

-*-*-

Ama kalıcı egemen toprağı ve vatandaş nüfusu bulunmadığından, uluslararası toplumun büyük bölümü onu bağımsız bir ülke olarak sınıflandırmaz…

-*-*-

KKTC’ye karşı en az 3 – 0 önde olan bu “tarikat”ın günümüzdeki temel misyonu da yine KKTC karşısında 4-0 öne geçmiş olması anlamına gelebilir… 

-*-*-

İnsani yardım, sağlık hizmetleri, afet müdahalesi ve tıbbi destek sağlar... 

-*-*-

Dünyanın birçok bölgesinde hastaneler, klinikler, ambulans hizmetleri, mülteci desteği ve acil yardım operasyonları yürütür. 

-*-*-

Rüşvet yok!
Yazık!
Türkiye’nin çökmesi, komisyon, haraç istemesi de yok!
Çok sıkıcı!
Çalışmalarını gönüllülük esasına göre yapar… 

-*-*-

Tarikatın merkezi Roma'daki iki mülkte yer alır; bu yapılar belirli diplomatik ayrıcalıklardan yararlansa da İtalya'nın egemenliği dışında bağımsız bir ülke toprağı değildir. 

-*-*-

Bu nedenle, "ülke" olarak anılması teknik açıdan yanıltıcı olabilir. En doğru tanım, uluslararası hukukta özel statüye sahip Katolik egemen tarikat olduğudur.

-*-*-

Ve evet, KKTC, bu adını duymadığımız “tarikat” kadar bile olamamıştır!

-*-*-

Eskiden hep derdim, babamın köyü Yeşilırmak’ı bana verseler; yemin ederim birkaç senede ayrı – eşit ve egemen bir devlet olarak tüm Dünya’ya tanıtırdım!

-*-*-

Toprak hırsızlık değil!
Halkı egemen!
Tarihi geçmişse tarihi geçmiş!
Ganimet yok!
Orduysa, kurarız!
Hükümetse, hazır!
Başkanlık sistemi de uyar!
Miss gibi!

-*-*-

KKTC mi?
Toprak hırsızlık!
Kimse tanımıyor, tanıtmaya çabalayan da olmadı, yalan da gırla!


609b075a-868e-4b49-8e3f-3e6717c852e0.jpg

Bütün Malta sahilini yürüyerek dolaşmak neredeyse mümkün… Birçok bölgede, yeni dev apartmanlar inşa ediliyor, haliyle elektrik ihtiyacı da artıyor ve bu nedenle deniz altından Avrupa ile ikinci kez bağlanacaklar… Bu arada fotoğraftaki kulübecik ve önünde duran insanların ne olduğunu da kısaca anlatayım… Sokakta, sağda, solda, çöpte, evde, iş yerinde tüm plastik, cam veya teneke kutuları topluyorsunuz, götürüp tek tek bu “ayrıştırma makineciklerine” atıyorsunuz… Karşılığında size marketlerden alış veriş yapmanızı sağlayacak “voucher” yani bir şekilde para veriyor… Gidip marketten dilediğinizi alabiliyorsunuz ve tabii ki hem işsiz insan sayısı bir şekilde düşüyor, boş boş oturacağınıza gidip torbalar dolusu plastik şişe topluyorsunuz, hem çevre pırıl pırıl oluyor, hem de ayrıştırma ve geri dönüşüm sağlanıyor… Bunu yapmak zor mu? Önce memleketi sevmek lazım! Sonrası kolay! Ama memleketi ganimet olarak görüyorsanız, bu türden makineler yardımıyla ülkeyi temiz tutmaya değil, içine etmeye daha çok müsait olursunuz!

Bu yazı toplam 585 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar