1. YAZARLAR

  2. Uzm. Nilsu Atıcı

  3. Cinsel ilişkide ağrı
Uzm. Nilsu Atıcı

Uzm. Nilsu Atıcı

YENİDÜZEN PAZAR YAZILARI

Cinsel ilişkide ağrı

A+A-

Cinsellik hakkında konuşurken çoğu zaman hazdan, tutkudan ya da ilişkilerden söz ediyoruz. Ama bazı kişiler için cinsel yakınlık keyiften çok kaygı, korku ve ağrı anlamına gelebiliyor. Üstelik bu konu yeterince konuşulmuyor. Çünkü birçok kişi yaşadığı ağrıyı ‘normaldir’, ‘zamanla geçer’, ya da ‘benim bedenimde bir sorun var’ diyerek sessizce içinde tutuyor. Oysa cinsel ilişki sırasında ağrı yaşamak normal değildir.

Ağrılı cinsel ilişki; cinsel birleşme öncesinde, sırasında ya da sonrasında hissedilen yanma, batma, ağrı, baskı hissi, kasılma ya da rahatsızlık hissi olarak tanımlanabilir. Ağrı bazen peniste, bazen vajina girişinde hissedilirken bazen daha derin bölgelerde ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde yalnızca belirli pozisyonlarda olurken, bazı kişilerde her cinsel deneyimde tekrar edebilir. Toplumda cinsellikle ilgili yanlış inanışlar çok yaygın olduğu için ağrılı cinsel ilişki yaşayan birçok insan kendini suçlayabiliyor. ‘Yeterince istemiyorum’, ‘gevşeyemiyorum’, ‘abartıyorum’ ya da ‘partnerimi mutsuz ediyorum’ gibi düşünceler ortaya çıkabiliyor. Halbuki ağrının altında fiziksel, psikolojik ya da ilişkisel birçok neden olabilir. Yani bu durum kişinin ‘yetersiz’ olduğu anlamına gelmez. Ağrılı cinsel ilişki bazen enfeksiyonlar, hormonal değişimler, doğum sonrası hassasiyet, endometriozis, pelvik taban kaslarının gergin olması ya da vajinismus gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda ise olumsuz deneyimler, cinsellikle ilgili korkular, yoğun stres, kaygı, beden algısıyla ilgili problemler ya da partnerle yaşanan iletişim sorunları ağrıyı artırabilir. Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekiyor; beden ve zihin birbirinden bağımsız değildir. Kaygılı hissettiğimizde kaslarımızın gerilmesi nasıl normal ise cinsel aktivite sırasında hissedilen korku veya stres de pelvik taban kaslarının istemsiz şekilde kasılmasına neden olabilir. Bu durum da ağrıyı artırabilir. Ağrı arttıkça kaygı artar, kaygı arttıkça kasılma artar ve kişi bir döngünün içinde sıkışıp kalabilir.

Bir diğer konu ise sessizlik. Pek çok insan partnerine ağrı yaşadığını söylemekten çekiniyor. Çünkü yanlış anlaşılmaktan, partnerini kırmaktan ya da ‘istemiyor’ gibi algılanmaktan korkuyor. Ancak cinsellik performans değil iletişimdir. Partnerine ‘bazen ilişki sırasında ağrı hissediyorum’ diyebilmek utanılacak değil desteklenmesi gereken bir adımdır. Çünkü açık iletişim hem ilişkiyi güçlendirir hem de kişinin yalnız hissetmesini azaltır. Ağrılı cinsel ilişki yaşayan kişiler zamanla cinsel aktivitelerden kaçınmaya başlayabilir. Çünkü beden tekrar ağrı yaşayacağını öğrenir. Bu durum da cinsel istekte azalma, kayganlaşmada zorluk ve yakınlaşmaya karşı kaygı oluşturabilir. Yani problem yalnızca fiziksel ağrı ile sınırlı kalmaz; kişinin özgüvenini, partner ilişkisini ve ruh sağlığını da etkileyebilir. Ama burada önemli bir şeyi hatırlamak gerekir; cinsel ilişki yalnızca penetrasyondan (birleşmeden) ibaret değildir. Toplum bize uzun yıllardır ‘cinsel ilişki eşittir birleşme’ fikrini öğretti. Oysa cinsellik çok daha geniş bir deneyimdir. Dokunmak, öpüşmek, sarılmak, tensel yakınlık, mastürbasyon, oral ilişki, duygusal paylaşım ve haz veren birçok davranış da cinselliğin bir parçasıdır. Eğer birleşme ağrılıysa, kişinin kendini rahat hissettiği başka yakınlık biçimlerini keşfetmesi mümkündür. Bu bakış açısı hem baskıyı azaltır hem de kişinin bedenini daha güvenli hissetmesine yardımcı olabilir.

 

Ağrıyı Azaltmak İçin Neler Yapabiliriz?

  • Öncelikle ağrıyı görmezden gelmemek gerekir. ‘Katlanırım’, ‘geçer’, ‘alışırım’ düşünceleri çoğu zaman süreci daha da zorlaştırır.
  • Ağrı hissedildiğinde durmak, yavaşlamak ve bedenin verdiği sinyalleri dikkate almak önemlidir.
  • Su bazlı kayganlaştırıcı jel kullanımı rahatlama sağlayabilir.
  • Acele etmeden ilerlemek, kişinin kendini hazır hissetmesi, rahat pozisyonlar denemek ve cinsel birleşme dışındaki yakınlık biçimlerine zaman ayırmak da faydalı olabilir.

Ancak bazen bireysel çabalar yeterli olmayabilir. Özellikle ağrı sürekli hale geldiyse, günlük yaşamı etkiliyorsa ya da beraberinde yanma, kaşıntı, olağan dışı akıntı veya kanama gibi belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Jinekologlar, ürologlar veya pelvik taban fizyoterapistleri gibi uzmanlar ağrının arkasındaki fizyolojik nedenleri değerlendirebilir. Ağrının psikolojik bir boyutu olması durumunda cinsel terapistlerden, alanla ilgili psikologlardan destek olmak faydalı olabilir. Ayrıca, beden farkındalığını artıran yoga veya gevşeme egzersizleri de destekleyici olabilir. Burada altını çizmek istediğim bir diğer konu ise şu; ağrılı cinsel ilişki yaşayan insanların büyük bir kısmı ‘abarttıkları’ hissiyle karşılaşıyor. Özellikle kadınların ağrısının küçümsenmesi maalesef çok yaygın. ‘İlk başta olur’, ‘biraz sabret’, ‘kafana takıyorsun’ gibi cümleler kişiyi daha yalnız ve suçlu hissettirebilir. Oysa ağrı gerçektir. Ve her ağrı ciddiye alınmayı hak eder.

Cinsellikte amaç yalnızca birleşmenin yaşanması değildir. Güvende hissetmek, rahat olmak, haz almak ve bedenine saygı duyulduğunu hissetmek de bir o kadar önemlidir. Ağrıyı normalleştirmek yerine altında yatan nedeni araştırmak güvenli ve sağlıklı bir cinsel yaşam için önemlidir.

Bu yazı toplam 395 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar