1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Çamur atsanız ne olacak?
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Çamur atsanız ne olacak?

A+A-

Bize çamur atıyorlar” diyorlar.
O nedenle susturmak istiyorlar herkesi...
Korkutmak, sindirmek, hapsetmek istiyorlar.

İşin doğrusu şu…
Bir bakınız yaşananlara, samimiyetle bakınız, içtenlikle...

Bu ülkeyi yöneten zihniyete çamur atsanız ne olacak?
Bir iz kalmaz.
Çünkü iyice saplanmışlar çamura…
Kir tutmaz artık bu yapı…
Göstermez kiri…

Mesele, çamurun iktidar biçimine dönüşmüş olması değil mi?

***
Üzerlerine atılan leke tutmaz bunların…
Yüzey kalmadı…
Kendileri de farkında…
Ne itibar, ne utanma ne de kamusal ahlak…

Ama genel bir kanıksama içerisinde; üzücü bir kabulleniş ve faydacı bir saadet zincirinin dişlilerinde, çürümüş bir girdapta hayat akıyor işte…

Bu halk konuşmayı seviyor.
Kendini ifade etmeyi, eleştirmeyi, sorgulamayı...
Üstelik bunu hakaret etmeden de yapabiliyor.

Kimi zaman nabza göre şerbet verse de…
Ya da yüzüne söylemese de hissettiğini…
Sözünü, ifadesini, sesini önemsiyor yine de…

Bu toprakların hafızasında kahvehane vardır, kapı önü muhabbetleri vardır; sendika vardır, lokal vardır, kulüp vardır, meydan vardır.

Söz, hep dolaşımda olmuştur.
Eleştiri bir “hakaret” değil, bir hayatta kalma refleksidir aslında.

Ha, “ağzını bozan” örnekler yok mu?
Elbette var.
Ne yazık ki düzeyi düşürmek, bağırmak, ayar vermek; kimileri için görünür olmanın tek yolu.

Ama çoğunluk öyle değil.

Ülkeyi güya yönetenlerin hedefi de küfürbaz azınlık değil zaten. Hedef; düşünen, konuşan, itiraz eden ama ciddiye alınan bir kitle…
Susturulmak istenen tam olarak bu.

Çünkü bu kadar kirlenmiş bir yapı, konuşan kitleleri “susturarak” koruyabilir ancak kendini…

İtirazı boğmak, korku toplumu yaratmak istiyorlar.
Korkunun itaati, itaatin de koltuğu sağlamlaştıracağını sanarak…

İşin aslı, kendilerine koltuk değneği olan tahakkümcü ustalarını örnek alıyorlar.

***
Meclis olarak anılan “Külliye”ye ilk kez bir eylem için gittim dün.

İfade özgürlüğü için bir tavır, bir çığlık bıraktık o soğuk duvarlara...

Biz eylem yaparken “sahte diploma” meselesi yine gündemdeydi…
Belgeler yayınlanıyordu.

Sahte diplomayı imzalayan rektör yardımcısına verilen “istisnai yurttaşlık” ortadaydı.

Önünde eylem yaptığımız “Meclis”in başkanı işaret ediliyor.
Bir ara geldi, makam arabasından indi, sessizce yürüdü zaten...
Kendisi yalanlasa da iddiaları, şüpheler epeyce fazla…

Demokrasi küçüldükçe büyüyen binalarda, ihtişamın içinde kaybolan haysiyet ve tam bir kötülük sarmalı…

O gereksiz binanın yalnızca yıllık bakım gideriyle, her yıl yeni bir lise, yeni bir sağlık merkezi yapılabilir.
Bunu konuştuk eylem sonrası…

***
Bize çamur atıyorlar” diyorlar.
Çirkefe karşı temiz kalmak suç sayıldığında, mesele artık çamur değil; mesele bataklığın kendisi… Mesele, çamurun iktidar biçimine dönüşmüş olması…

 

Bu yazı toplam 355 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar