Biraz Akılcılık, Biraz Esneklik ve Azıcık Sağduyu
Tufan Erhürman’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından çözüm umutları yeniden yeşermişti.
Kıbrıs Türk halkı bu seçimde çözüm istediğini, erken çözüm istediğini tüm dünyaya gösterdi.
Seçimden bu yana 3 aydan fazla bir zaman geçti. Ancak çözüm müzakereleri henüz başlamadı. Dahası ne yeni bir GAÖ, ne yeni bir geçiş noktası, ne de mevcut geçiş noktalarında en küçük bir iyileşme yaşama geçirilemedi.
Metehan kapısında yapılan iyileştirme çalışmaları olumlu bir gelişme olmakla beraber henüz yaşama geçirilemedi. Ama insanlar özellikle de yeni yıl öncesi ve Şubat tatili dolayısıyla artan geçişlerle birlikte kapılarda işkence çekmeye devam ediyor.
Bu gelişmeler elbette iki tarafta da çözüm umutlarının giderek azalmasına neden oluyor. İnsanlar küçük bir ilerleme görmek istiyor. İnsanlar günlük yaşamlarında küçük bir iyileşme istiyor. İki taraftan insanlar kapılarda işkence çekmekten kurtulmak istiyor.
Haklılar. Çünkü kapılar açılalı 23 yıl oluyor ama geçişler hala istenilen düzeye getirilemedi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman önceki gün New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüştü. Erhürman görüşmenin ardından yaptığı açıklamada görüşmeyi “beklentimin ötesinde yaralı ve verimli” olarak niteledi.
Guterres’e Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini anlattığını. Ayrıca 4 maddelik metolojisini birinci ağızdan anlatma fırsatı bulduğunu anlatan Erhürman, Guterres’in Kıbrıs sorununun çözümüne dönük ilgisinin devam ettiğini görmekten mutlu olduğunu anlattı.
Erhürman görüşmede Guterres’e “Kıbrıslı Türklerin geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarının tekrar etmemesi gerektiğini” bu nedenle “müzakere için müzakere değil, çözüm için müzakere” etmek istediğini anlattı.
Bu nedenle Erhürman haklı olarak hemen müzakerelere başlamak yerine iyi bir ön hazırlık yapılarak sonuç alıcı müzakere sürecini başlatmak istiyor.
Bunun için bugün kaybedeceğimiz birkaç ay, ön hazırlıksız başlayacağımız müzakere masasında kaybedeceğimiz aylar, hatta yılları ortadan kaldırabilir.
Dahası liderler insanların günlük yaşamını iyileştirecek bir ya da birkaç küçük düzenleme yapmayı başarabilmelidirler.
Bunu bile başaramadan “hadi masaya oturalım ve kapsamlı çözüm müzakerelerine başlayalım” demek bana pek inandırıcı gelmiyor.
Önce bir iyi niyet göstergesi olarak gelin 4 yeni geçiş noktasını hemen açalım. 2 tane Türk tarafının istediği Haspolat ve Lüricina, 2 tane de Rum tarafının istediği Kiracıköy ve Erenköy’ü hemen açalım.
Hristodulidis Cenevre’de gündeme getirdiği Erenköy’ü, New York’ta geri çekmişti. Buna rağmen geçtiğimiz günlerde Lefkoşa’da gerçekleşen 3’lü görüşmede öteki 3 geçiş noktası için koşullar olgunlaştığından Erenköy’ü yeniden gündeme getirdi.
Bu tam da oynamayacak gelin misalidir. Ama olsun biz yine iyi niyetimizi koruyalım ve 2 bizden, 2 sizden kuralını bozmadan bu kapıları açalım.
Karma evliliklerden doğan çocuklarımızın en doğal hakları olan Kıbrıs Cumhuriyeti kimliklerini almaları için Rum tarafına baskıyı artırmalı ve gerek AB, gerekse de BM nezdinde girişimleri yoğunlaştırmalıyız.
Rum tarafının uygulamakta kararlı olduğu Schengen kurallarının geçiş noktalarında yaratacağı sıkıntıları şimdiden gündeme alarak hem Rum tarafıyla, hem de AB ile konuşmalıyız.
Bunun için biraz akılcılık, biraz esneklik ve azıcık sağduyu yeterli olacak diye düşünüyorum.
Ayrıca bu süreçte çözüm yanlısı siyasi partilerin, sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, Ticaret, Sanayi ve Esnaf odalarının, Baroların, Mühendis, Mimar odalarının, Tabip ve Diş Tabipleri odalarının her düzeyde lobi faaliyetlerini başlatması çok ama çok yararlı olacaktır.
Çözüm süreci yalnızca iki lidere bırakılamayacak kadar önemli bir süreçtir. Bu nedenle herkes elini taşın altına koymalıdır.







