1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Konut ihtiyacı ve beton azgınlığı
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Benim sevgili ‘statükolarım’

A+A-

Sağlık Bakanlığı’na en son alınan “sözleşmeli” işçilerden birinin hiç işe gitmediğini öğreniyorum. Güzelyurt’ta!
Bir örgütün de başkanı…
Bakanlıktan maaş çekiyormuş.
Taş taş üzerine koymadan!
Çoğu gibi…
(‘En kahraman Pilli’ döneminde alınmış, unutmadan…)

*  *  *

Ulaştırma eski Bakanı’nın “giderayak” Ercan’a gönderdiği iki personelden biri, geri çağrılmış.
Öteki kalmış.
Bilgi veren arkadaş, “senin yazın etkili oldu, biri gitti, geriye kalan çok sağlam partili” diyor.

*  *  *

Bunlar bilinirken…
Aylardır kapalı olan barlara diyorlar ki: İçki ruhsatınızı yenilemezseniz izniniz iptal olacak.
Haftalardır kasasına tek kuruş girmeyen birçok işletmeye “ödemezsen elektrikleri keseriz” dendiği gibi…
Çok sevdiğimiz caffe Ghetto'nun sahibi dostumuz 'bilançoyu' anlatıyor.
Şubatta toplam geliri 6 bin 500 lira, gideri 18 bin 200!
13 çalışanı var.
Başka da söze gerek yok aslında!

*  *  *

Kıbrıs’ın derdine Ankara’nın külliyesinde derman arayan iş insanlarımızdan biri “ana şefkati”ni anlatıyor, ballandıra ballandıra…
“Toplantı nasıl yapılır gördük” diyor…
Biz de “seçim nasıl yapılır” gördük bu ülkede (!)
“Hükümet nasıl kurulur.”
Hatta…
“Statüko nasıl korunur.”

*  *  *

İş insanlarının neden Ankara yollarına düşmek zorunda kaldıklarını ve bunun nasıl bir “demokrasi” olduğunu da sordular mı acaba?
“KKTC ekonomisi için nelerin yapılabileceği, nelerin doğru, nelerin yanlış yapıldığı, nelerin yapılmaması gerektiği” bir başka ülkede konuşuluyor ve aslında, demokrasi ve irademiz adına utanmamız gereken bu durum övünçle anlatılıyor. 

*  *  *

Bizim sevgili statükomuza dönecek olursak yine…
Kalkınma Bankası’nda birkaç ay evvel “hatırı sayılır” zenginlerimizden birine 30 milyon lira kredi verilmiş. Bir başka “önemli zengin iş insanı” da yüklü kredi alanlar listesindeymiş! Çoğu öyle!

*  *  *

Eski Bakanlardan biri açık yazmasa da Kalkınma Bankası’na yönelik olduğu iddia edilen paylaşımında şunu söylüyor:
“Kümesin başına tilkiyi bekçi yapmışsınız resmen. Şimdiden uyarıyorum bu konuda başınız çok ağrıyacak, ağrıtacağız ve biz kurumlarımızı batırmanıza müsaade etmeyeceğiz.”


*  *  *

İlginçtir, kimse, görevdeyken verdiği kredileri açıklamıyor.
Öyle isim isim…
Şirket şirket…
Kime, kaç para verilmiş?
Kim, ne kadar almış?

Kim geri ödüyor, kim ödemiyor bu kredileri…
Sorarsanız eğer “gizli bilgi” derler size, “kişisel…

*  *  *
Kalkınma Bankası da “ana kucağı” yerlerden biri…
Hani bizim sevgili statükolarımızdan…

*  *  *

Tilki ya da tavuktan, kurt ya da hindiden daha önemlisi nedir bilir misiniz?
Kümes!
Bana nedense gerçeğimizi anımsatıyor.

 

Bu yazı toplam 866 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar