C’mon Guterres: Kıbrıs sorunu çözülürse ne olur, çözülmezse ne olur?
Kıbrıs sorunu çözülmelidir?
Bir formül var mı?
-*-*-
Neredeyse Türkiye ve KKTC’deki en fazla yedi Kıbrıslı Türk dışında herkesin kabul ettiği tek formül; iki bölgeli, iki toplumlu, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözüm formülüdür…
-*-*-
Peki ama hükümetin açıklamaları var!
Dışişleri Bakanı Tahsin Abinin açıklamaları var!
-*-*-
Geçiniz!
KKTC Hükümeti veya Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarının “KKTC” veya “Kıbrıs Türk Toplumu” ile bir alakası yoktur!
Bahse konu açıklamalar, Türkiye’nin talimatları doğrultusunda hatta bizzat Türkiye Dışişleri tarafından yazılan – yazdırılan açıklamalardır!
-*-*-
Evet, kalıcı, adil ve iki toplumun da kabul edebileceği bir çözüm isteniyor…
“İki toplumun da kabul edebileceği çözüm”; iki aşırı uçta değil; ortada olan çözüm modelidir ve onun da adı “federal çözüm modeli”dir!
-*-*-
Sen bu modelde, iki tarafa ister “devletçik” dersin ister “devlet”; sonuçta kendi içinde dilediğince bağımsız olabilirsin ama Eroğlu – Anastasiadis mutabakatında da vurgulandığı gibi “dışta tek temsiliyet”te uzlaşırsın!
-*-*-
Neden uzlaşalım?
-*-*-
Kıbrıs Türk Toplumu açısından uzlaşı ya da çözüm, tükenişin durdurulmasıdır; aksi durumda, “Kıbrıs Türk Toplumu” tamamen tükenecek, yerine oluşan ya da oluşturulan “Kıbrıs Türkü” ise Türkiye’nin Ada’daki varlığına “yasal zemin sağlayan” konumdan uzaklaşıp, “işgalin taşıma nüfusu” haline dönüşecek; sonuçta Türkiye adına işler daha da kötüleşebilecek!
-*-*-
Çözüm yalınızca Kıbrıslı Türkler için olmayacak elbette!
Kıbrıslı Rumlar, Türkiye, Yunanistan, Avrupa Birliği ve Doğu Akdeniz’in tamamı için önemli kazanımlar sağlanmış olacak…
-*-*-
Evet, Kıbrıs Türk Toplumu izolasyonların baskısından sıyrılacak; doğrudan uçuş, ticaret, spor ve kültürel ilişkilerini geliştirecek; Dünyalı olabilecek…
-*-*-
Elbette gökten sakulliler dolusu Euro yağmayacak ama ekonomik büyüme ve yabancı yatırımlar artacak; siyasi ve ekonomik olarak uluslararası sisteme daha güçlü biçimde entegre olunacak…
-*-*-
Gençlerin eğitim, çalışma ve seyahat imkânları “Rum Pasaportu” demek zorunda kalınan “Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu’na” eğreti bir şekilde sahip olunarak değil; “gururla sahip çıkılarak” sağlanacak!
-*-*-
Kıbrıslı Rumlar mı?
-*-*-
Birçok açıdan mevcut durumda Kıbrıslı Türklere göre daha avantajlı olabilirler ama yine de Türkiye ile ilişkilerde normalleşme sağlayabilecekler; Türkiye üzerinden daha geniş bir bölgesel ticaret ve ulaşım ağına erişim yakalayacaklar…
-*-*-
Ada genelinde güvenlik ve istikrar artacak…
Güvenlik temelli stres faktörü sıfırlanacak…
-*-*-
Mülkiyet ve toprak konusu başta olmak üzere; kronikleşmiş sıkıntılar aşılabilecek…
-*-*-
Sonuçta bir bütün olarak Kıbrıs Adası’nın ekonomik potansiyeli; en başta turizm olmak üzere, enerji ve lojistik alanlarında daha geniş pazarlara ulaşabilecek!
-*-*-
Haaa bütün bunlar kimin umurunda değil?
Türkiye’nin zerre kadar umurunda değil!
-*-*-
Yunanistan ve İngiltere’nin de olmayabilir ama üç garantörden ikisi olan Yunanistan ve İngiltere; öteki garantör Türkiye kadar “olası çözüme engel pozisyon” tutmuş değiller!
-*-*-
Peki çözüm Türkiye’nin işine gelmez mi?
Bana soracak olursanız, en çok Türkiye’nin işine gelir…
-*-*-
Kıbrıs meselesi; Türkiye için sürekli kanayan bir yaradır, çözülmemesi durumunda kangren olma ihtimali, yani Türkiye’nin başına dert açma olasılığı söz konusudur!
-*-*-
Kıbrıs sorunu çözülürse; Türkiye - AB ve Türkiye - Yunanistan ilişkilerinde sürekli bir kriz başlığı ortadan kalkacaktır!
-*-*-
Türkiye - AB ilişkilerinde önemli bir engel olan sorunun çözülmesi, Ankara’daki yöneticiler için aynı derecede önemli bir gelişme olmaz mı?
Bence olur!
-*-*-
Türkiye – Yunanistan geriliminin bitmesi, azalması, Doğu Akdeniz'de enerji ya da deniz yetki alanları konusundaki çatışma riskinin düşürür ve turizmde patlama yaratır!
-*-*-
Türkiye’nin, Kıbrıs üzerinden Doğu Akdeniz'deki ekonomik ve enerji projelerine daha etkin şekilde katılabilmesi de “çözüme” bağlıdır!
Türkiye, bundan faydalanamaz mı?
Faydalanmak istemez mi?
-*-*-
Kıbrıs sorunu çözülürse, Türkiye adına savunma ve güvenlik alanında harcanan siyasi ve ekonomik kaynaklar azalmaz mı?
-*-*-
Barış ve çözümden yana bir Türkiye, bölgesel ve uluslararası diplomatik itibarını artırmaz mı?
-*-*-
Haaaa, Türkiye, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini, güvenliğini mi düşünüyor?
Bize hep öyle söyleniyor ya!
Peki çözümle, bu gerçekleşmez mi?
-*-*-
Kıbrıs sorunu, Avrupa Birliği'nin (AB) kendi içinde de ciddi bir dış politika problemidir…
-*-*-
Avrupa Birliği – Türkiye ilişkilerinin özellikle “askeri anlamda stratejik değeri” çok büyüktür!
-*-*-
Ve Kıbrıs sorunu, AB – Türkiye ilişkilerini durdurmuyor olabilir ama cılızlaştırır…
-*-*-
Çözümle birlikte, AB'nin Doğu Akdeniz'deki etkinliği artar… Türkiye - AB ilişkileri normalleşmesine katkı sağlanır…
-*-*-
Türkiye’nin de AB tarafına çekilmesi ile birlikte, AB'nin enerji güvenliği güçlenir…
-*-*-
Çözüm olmazsa; Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarının aranması, işletilmesi ve taşınması konusunda her zaman kriz çıkar ki bu, sanırım “çözümün en önemli motivasyonu olabilecek” bir konudur!
-*-*-
Şu anda Kıbrıs – Türkiye – Yunanistan – İsrail – Mısır – AB, hatta Rusya – Amerika – Fransa – İtalya – İngiltere gibi isimlerin Ada üzerinde ya da çevresinde “gerginliği” az ya da çok hissedilmektedir!
-*-*-
Çözümle birlikte bölgenin sürekli bir askeri gerilim alanı olması engellenir!
-*-*-
İşin içinde sadece AB yoktur…
Elbette NATO vardır…
-*-*-
İyi niyetle çalıştığından emin olduğum Antonio Guterres’in ödüllendirilmesi bile benim için önemlidir!
-*-*-
Daha yazayım mı?
Ercan ve Mağusa başta olmak üzere; Kıbrıs'ın limanları, havaalanları ve deniz ulaşım ağları daha geniş bir bölgesel ticaret sistemine entegre olursa, bizim için kötü mü olur?
-*-*-
“Türkler kazandı, Rumlar kaybetti” veya “Rumlar kazandı, Türkler kaybetti” anlayışından uzaklaşalım…
Çözelim, bitsin!
-*-*-
C’mon Guterres!

Hoş geldin gardaş! (BM Fotoğrafı/Mark Garten)






