Affetmeyiniz bunların hiçbirini
Hep derlerdi ya; “Siz yapmazsanız, Türkiye gelir yapar…”
Bu yaklaşım, insanımızı "iş bilmez" ilan eden o üstenci bakışın özetiydi.
Hani biz tembeliz ya (!)
Oysa biz proje yapsak, "Türkiye destek olur" derlerdi hep.
Şimdi ise ihaleye bile izin vermiyorlar.
Buradaki şirketler, “Biz yaparız; hele hele böylesi muafiyetle, böylesi ikramla, ‘al memleket senin’ cömertliğiyle biz çok daha iyisini yaparız” diyorlar.
Ama hayır! Asla! Olmaz!
Su da elektrik de internet de; ne varsa hepsi Türkiye’ye bağlanacak.
Bunu sorgularsanız eğer; soysuzsunuz, hainsiniz, düşmansınız... Bu etiketler her an üzerinize yapıştırılmak üzere hazır bekletiliyor.
***
Kimse daha hızlı internete veya yüksek kapasiteli fiber altyapıya karşı değil. Mesele; bu hizmetin hangi yöntemle, hangi bedelle ve kimin iradesiyle geldiğidir.
“Niye ihaleye çıkmıyorsunuz?” sorusuna verilen yanıt, ya derin bir sessizlik ya da iğrenç bir pişkinlik oluyor.
İhaleye çıkmıyor ve sadece gelen talimatı uyguluyorlar. Buna karşı çıkıldığı zaman da o bildik çirkef milliyetçi söylemle, “Siz Türkiye’den ne gelse karşısınız” diyorlar.
Kendileri adeta birer emir kulu!
Memleketin dört bir yanında mafyayla ilişkileri, rüşvetler, sahte diplomaları, yalanları ve yandaşlıkları konuşuluyor.
Ama kendilerini nasıl savunuyorlar?
Atıl bir su deposuna el koyarak halkına ücretsiz su dağıtan ve bu yüzden yargılanan bir belediye başkanını örnek göstererek...
Aptalız ya!
Kendileri açıkgöz, herkes saf...
***
Meclis’te sabahlara kadar süren o direnç; Ankara’dan gelen ağır psikolojik baskıya ve yerel iradeyi yok sayan "emir kulu" zihniyetine karşı bir duruştur. Bu direnişi küçümseyenler olsa da aslında büyük bir utanç dünyaya anlatıldı. Peşinden eylemler, grevler ve bildiriler geldi.
Kimsenin konfor alanını ve statüsünü tehlikeye atmadığı bir eylemsizlik ortamında, sadece sosyal medyada söylenip dudak bükmekle sonuç alınmaz. Bu direnişin, önemli bir tehdit ve baskı altında gerçekleştiğini görmek gerekiyor. Bunu küçümsemek değil, çoğaltmak gerekir.
***
Sözleşme önce Türkiye’de onaylanıyor, imzalanıyor. Buradaki irade adeta aptal yerine konuyor; bu tavır "alt yönetim" tarifinden bile beter.
İnternet altyapısını 2051 yılına kadar tümüyle, gözü kapalı ve ihalesiz devretmek, toplumun 25 senesine ipotek koymaktır.
Bu kirli ortaklığın buna hakkı var mı?
Son seçimde halkın yüzde 63’ü bu yapıya sırtını dönmüş. Ara seçimde yine öyle... Kendi kurultaylarını bile yapamamışlar.
Her görüşten partiler, meslek odaları, birlikler ve toplumun neredeyse tamamı karşı çıkarken... Bu irade yoksunu ortaklık hepimizin verisini, bilgisini ve altyapısını “anahtar teslim” vermek istiyor.
Ülkenin fiber altyapısını; şeffaflık, rekabet ve denetlenebilirlik ilkelerini çiğneyerek; bilimden, hukuktan ve kamusal yarardan uzak bir şekilde yabancı sermayeye devretmek kör kütük bir teslimiyettir.
Affetmeyiniz bunların hiçbirini!







