1. YAZARLAR

  2. Dr Filiz Besim

  3. SEÇİM Mİ?..
Dr Filiz Besim

Dr Filiz Besim

Yazarın Tüm Yazıları >

SEÇİM Mİ?..

A+A-

 

Erken gelen, fırtına gibi geçen bir seçim dönemini daha bitirdik. Seçmenin seçimlere ya çok geç konsantre olduğu ya da hiç konsantre olmadığı bir seçim dönemiydi.

Seçim programlarında genellikle temiz siyasetin işlendiği, ancak seçmenin konu ile ilgili çok da ikna edilemediği bir dönem.

Kıbrıs konusunun gündem olmadığı, iç politikadaki adaletsizliğin, kirlenmişliğin, işlemeyen sistemin konuşulduğu programlar…

Çöken sağlık ve eğitim, kirlenen yok olan çevre ve canavarlaşan trafik...

Konuşulmasa da çokça hissedilen kimlik ve köken politikaları...

Fırtına gibi geçen bu seçimi siyaset kurumu sınıfta kalarak bitirdi. Seçim sonuçları tek kelime ile kaosu getirdi. Siyaset kurumu sınıfta kaldı…

Bakın “Bütünlemeye değil, sınıfta kaldık” diyorum… Çünkü çıkan sonuç öyle bir sonuç ki, öyle üzerinde biraz daha çalışılarak, biraz daha kafa yorularak  geçilebilecek bir sınav değil maalesef...

Seçimin sonuçları parlamentoyu da, hükümeti de tek kelimeyle kilitledi. Aslında bu sonuçlar yıllar içinde hep kendini göstere göstere geldi üzerimize...

 

UBP VE CTP…

Bu adanın kuzey yarısında iki büyük siyasi parti vardır. Bir tanesi 1974’den sonra kurulmuş olsa da kökleri, düşünce tarzı ve Türk Milliyetçiliğinden beslenen yapısıyla, kendilerini direniş örgütümüz Türk Mukavemet Teşkilatı’nın devamı gibi gören ve bu vasıfla 1974’den sonra adanın kuzeyinde kurulan devletin de mutlak sahibi gibi davranan Ulusal Birlik Partisi’dir.

Bu parti maalesef savaş sonrası ganimet politikalarının, tanınmamışlığın ve Türkiye’ye bağımlılığın getirdiği hastalıklı yapıyı da içine alarak popülizm ve kirlenmişliğin merkezi haline gelmekten kendini kurtaramamıştır. Keşke UBP tüm bu olumsuzluklara rağmen ‘’ortanın sağındayım’’ dediği ideolojisiyle kendi içinde  temizlenip çağdaşlaşmayı başarabilseydi. Eğer bunu başarabilseydi,  işte o zaman yakın geçmişimizle de toplum olarak çok daha gerçekçi bir zeminde yüzleşebilecektik.

Diğer büyük partimiz Cumhuriyetçi Türk Partisi, sol geleneğinden gelen köklü ve disiplinli yapısıyla temiz siyaset yapmaya çalışsa da,  o da maalesef yıllar içinde çağdaşlaşma ve kurumsallaşma adına yenilenememiştir. 1970’lerden kalan örgüt yapısıyla ‘’vefa’’ anlamında biz Kıbrıslıtürklere romantizmi duyumsatsa da, o kurumsallaşamamış siyasi parti kimliği, istenilen hedeflere ulaşmasında ciddi engeller oluşturmaktadır.

Bu iki ana partinin yanı sıra tarih sürecinde kötü yönetimlerden kurtulabilmek adına  birçok siyasi parti kurulmuş ve dağılmıştır. Sorun bana göre yeni parti kurmakla çözülmez. Kurulan yeni partiler uzaydan birilerini getirmediğine göre ille ki eskilerin bir şekilde devamıdır.

Aynı şekilde, yönetilecek olan toplum da bu partilerin çevresinde şekillenen aynı hastalıklardan nasibini almış topluluklardır.

 

HANGİ ERKEN SEÇİM?!..

Öyle ise tespitleri doğru yapıp hastalığın teşhisini iyi koymamız gerekir. Devletimizin kurumsallaşamadığını, günü birlik popülist politikalarla idare edildiğini mi savunuyoruz? Öyleyse öncelikle devleti yönetecek olan siyasi partilerimizi kurumsallaştırmamız gerekir.

Nasıl mı?... E-Devletten önce E-Parti… Yenilenen örgüt yapılarıyla sadece seçim dönemlerinde değil, her zaman halkın nabzını tutan siyasi parti yapısı. Toplumu beyin takımıyla dünya gerçeklerine göre sürekli eğiten ve dönüştüren siyasi parti.

Naçizane görüşüm ve gözlemimle; siyasi partilerimizde köklü yapısal değişimler yapılmadığı sürece, siyaset toplum için çözüm değil kaos üretmeye devam edecektir diyorum.

Ha, erken seçim mi? Oyların satın alındığı, listelerin havada uçuştuğu, siyasetçi ile sokaktaki yurttaş arasında empati olmadığı bu ortamda ne fark eder ki?

2006’da vefat eden anneannemin seçmen kartı halen gelebiliyorsa, birçok insanın ev adresine o adreste oturmayan insanların seçmen kartları getiriliyorsa ve biz şu 2018’de, yüksek teknoloji çağında halen seçmen sayımızı net bilemiyorsak, nüfusumuzu kontrol edemiyorsak,  hangi erken seçimden bahsedebiliriz ey dostlar?

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2326 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar