1. YAZARLAR

  2. Erdinç Gündüz

  3. Pazar fıkraları
Erdinç Gündüz

Erdinç Gündüz

Yazarın Tüm Yazıları >

Pazar fıkraları

A+A-


Hareketli bir hafta geçirdik yine.   Yunanistan’ın çiçeği burnunda Başbakanı’nın Kıbrıs ziyareti, Anastasidis’in Türk gazetecilerle toplantısı, Kuzey Kıbrıs’ta henüz resmen başlamayan ama tüm hızıyla devam eden Cumhurbaşkanı Seçimi için adayların propaganda turları ve açıklamaları, Maliye Bakanı’nın Sendikalarla yaptığı ve fiyaskoyla sonuçlanan toplantı v.s. v.s. v.s. derken, bir haftanın daha sonuna geldik. Yarın ve yarından sonraki günlerin neye gebe olduğunu bilemiyoruz. Ama bugün Pazar. “Birazcık da siyasi konulardan uzak bir yazı” dedim kendi kendime. Birkaç anlamlı fıkra aramaya koyuldum. Koyuldum ama sonunda baktım ki fıkralarla da siyasetin tam ortasındayım yine.

***

Adamın biri sabah saat 10'a doğru bir elinde, içinde inek pisliği olan bir kovayla girmiş kahvehaneye. “Bana bir çay” demiş., Kahveci çayı getirmiş..  Adam, çayından bir yudum aldıktan sonra,  pislik dolu kovayı  başlamış kahvehanenin her tarafına serpmeye. Sonra da çekmiş gitmiş..
Ertesi sabah aynı saatlerde, elinde pislik dolu tenekeyle yine gelmiş.. 
"Bana bir çay.." deyince kahveci,  “Hop hop....Bir dakika bakalım... Dünden beri senin pisliğini temizlemeye çalışıyoruz.. Neden öyle yaptın ki?.."  diye sormuş. Adam, sakin sakin, "Merak edilecek bir şey yok.." demiş. "Üst düzey yöneticilik için hazırlanıyorum.. Sistem böyle.. Gel, çayını iç, etrafa bok at, millet senin yaptığını temizlemeye çalışırken tüm gün ortadan kaybol..!"

***

Milletvekillerinden biri bir köy ziyareti sırasında, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görünce sahibine sormuş:
“Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
“Efendim..O zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete geçiyor”
“Çok akıllıca”... demiş milletvekili.
“Peki. Eşek olduğu yerde durur da başını sağa sola sallarsa, nasıl anlarsın durduğunu ?”
“Anlayamam ama buralarda öyle sizin kadar akıllı eşek yok ki efendim...” diye cevabını vermiş köylü.
 

***

Şeytan, bir Kıbrıslı Türk ve bir Kıbrıslı Rum’la görüşmeyi ve sorularını cevaplamayı kabul etmiş.
İlk soruyu Kıbrıslı Rum sormuş. “Türk askerleri Kıbrıs’tan ne zaman gidecek ?”...
Şeytan, “50 yıl sonra” demiş...Kıbrıslı Rum ağlamaya  başlamış. “Ben göremeyeceğimmm...Ben göremeyeceğimmmm... Ben göremeyeceğim.....”
Soru sorma sırası Kıbrıslı Türk’e gelmiş.  “KKTC ne zaman tanınacak ?”...
Şeytan “50 yıl sonra” demiş. Bu sefer Kıbrıslı Türk ağlamaya başlamış. “Ben göremeyeceğimmmm....Ben göremeyeceğimmmm...Ben göremeyeceğim.....”
Son soru aynı anda ikisinden birden gelmiş. “Kıbrıs sorunu ne zaman çözülecek ?”
Şeytan, bu soru üzerine hüngüre hüngüre ağlamaya başlamaz mı ? ....
“Ben göremeyeceğim....Ben göremeyeceğimmmm... Ben göremeyeceğimmmmm.”

Bu yazı toplam 1787 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar