1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Onca yarayı kanatma !
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Onca yarayı kanatma !

A+A-

 

Krizlere çözüm üretme konusundaki kabızlığına, “kararsız kasım”lığına, bu düzeni değiştirmek yerine iflah olmaz “restorasyon” çabalarına, ekonomik yol haritasında arada kalmalarına rağmen hükümetteki CTP'nin toplumsal faydacı farkları önemlidir.
Sol kültürün şavkını hatırlatmak gerekir.
Bir kere Kıbrıs meselesinde nettir, gevelemez, “Birleşik Kıbrıs”ı ister.
Öyle ayrı devlet falan değil!
Irkçı, ayrımcı, ötekileştirici davranmaz.

***

Bu kadar da değildir.
Başbakan Ömer Kalyoncu'nun veda fotoğrafını anımsayınız!
Onlarca müdür vardı yanında...
Tek biri dahi "yeni müşavirlik hakkı" elde etmiş, “siyasi rant”la şişirilmiş değildi.

***

Bir akşam, iki bakan bir de başbakan yemeğe gitmiştik.
Yemek bitti, hesap kavgası başladı.
“50 ben verdim”, “100 ben bıraktım”, “bana bırak”, “hayatta olmaz” falan…
Restorancı güldü, “ahmaktır bunlar” dedi; “eskiden olsa faturayı başbakanlığa gönderin, derlerdi, mesele biterdi.”

***

Hükümetteki CTP, haklısınız, onca eksiği vardır ama kamu kaynaklarını gözetir.
Ve Meclis'te delice yasa üretir.
“Laf” diyorsanız, Meclis arşivini açar, istatistiklere bakarsınız.
İyi idareden toplumsal cinsiyet eşitliğine bilincin yükseldiği, gıdadan iş güvenliğine denetimlerin başladığı ortadadır… Tarih kitaplarının yeniden yazıldığı, iki toplumlu temasların yoğunlaştığı mevsimler bilinir...
Ya da batırılmış belediyelere bakarsanız, hangi dönemde batmış, ne zaman çıkmış, görürsünüz.
Yalansa da “yalan” dersiniz, ayıbı yoktur.
Ama çok daha önemlisi şudur, "yurttaşlık" açık pazarda satılan mala dönüşmez, tarımsal araziler "seçim yatırımı" olmaz, “teyzenin oğlu, başkanın kızı” mevkiler üleşilmez…
Türkiye’den gelen paketler sorgulanır, gailesi çekilir, direnilir.
Ve demokrasinin boğazı sıkılmaz, insanlar konuşur olabildiğince.
CTP’yi en fazla da CTP’liler eleştirir yine..
Ama özgürlüklerin yüzü asılmaz.

***

Bu yazı CTP'ye güzelleme değil, çünkü ‘ilerici’ iddiasındaki partiler çok daha idealist ve radikal olmalı, hayatı değiştirmelidir.
Bu yapının temeli çürük, toplumsal mayası kokmuş olsa da…
Peki 'güzelleme' değilse nedir yaptığım?
UBP'ye, DP'ye serzenişle örülü bir sesleniş!
Bu toplumun yaraları vardır, kaşıdıkça kanar, yurttaşlık gibi, partizanlık gibi, boynumuza kambur yığınla müşavirlik gibi, hastalıklı milliyetçilik gibi, fikir özgürlüğünün engellenmesi gibi, sahillerin peşkeşi gibi, kurumlarımızın satılması gibi, yönetim irademizin eritilmesi gibi, kimliğimizin üzerini çizilmesi gibi…
Yeniden kaşımayınız... Kanatmayınız...
Ne size yarar, ne topluma, ne de kimseye...

Bu yazı toplam 1475 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar