1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Mehmet Atakan Foça; “Politikayla ilgili sahte haberlerin çoğu bilinçli yayılıyor”
Mehmet Atakan Foça;  “Politikayla ilgili sahte haberlerin çoğu bilinçli yayılıyor”

Mehmet Atakan Foça; “Politikayla ilgili sahte haberlerin çoğu bilinçli yayılıyor”

Genç gazeteci Mehmet Atakan Foça henüz 25 yaşındayken https://teyit.org sitesini kurarak Türkiye’de bir ilke imza attı.

A+A-

Simge Çerkezoğlu

Genç gazeteci Mehmet Atakan Foça henüz 25 yaşındayken https://teyit.org sitesini kurarak Türkiye’de bir ilke imza attı. Şüpheli haberleri doğrulatmak için kurulan bu platform iki yılda önemli bir ivme yakaladı. Sahte haber ifadesi her ne kadar bizim için yeni sayılsa da, dünya basını 1800’lü yıllardan bu yana bu konuyla uğraşıyor. Işık Kitabevi fuarı çerçevesinde Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin konuğu olarak adaya gelen Foça, bu konuya açıklık getiriyor. Sahte haberleri ifşa konusunda sadece gazetecilere değil, okurlara da büyük görev düştüğüne vurgu yapıyor.    

“HOPA DAVASI BENİM İÇİN DÖNÜM NOKTASI OLDU”

Atakan Foça, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi mezunu. Henüz 27 yaşında… İlk olarak gazeteciliği meslek olarak seçmesindeki etkenleri anlatıyor.

“Henüz on yedi yaşında, lise son sınıfa giderken gazetecilik yapmaya başladım. Okumayı ve yazmayı çok seviyordum, yaptığım en iyi şey buydu. İnsanlara bilgi aktarma fikri çok ilgimi çekiyordu. Bunu gerçekleştirmek için en iyi araç da gazetecilikten, habercilikten geçiyordu. İlk başta 2009 yılında Çanakkale’de yerel bir gazetede yazmaya başladım. Daha sonra Yeni Harman dergisine haberler, röportajlar göndermeye başladım. Bunları Bianet ve BBC Türkçe’de yaptığım stajlar takip etti. Dijital medyaya böylece daha fazla ilgi duymaya başladım. Ankara’da eylemleri takip ediyor, haberler geçiyordum. Twitter’da davaları takip ederek, insanlarla paylaşıyordum. İnsanlar beni aslında 2011 yılında görülen Hopa davası ile tanıdı. Yirmiden fazla öğrenci altı ay Hopa davası nedeniyle tutuklu kalmıştı. Ben de onların davalarını yakından izliyordum. O zaman haber siteleri de bu konuları fazla takip etmiyordu. Ben davaya girip, dinleyip, davadan tweet atıyordum. Karar duruşması on bir saat sürdü. Sonunda öğrenciler tahliye oldu. O günkü davadan önce Twitter’da 500 takipçim vardı. Çıktığımda ise 2500 takipçim oldu. Benim için dönüm noktası oldu. Yaptığımın bu denli önemli olduğunu düşünmemiştim. Anladım ki toplumun böyle bir şeye ihtiyacı var. Zaman içinde dijital medya için haber yapma, yazma üzerine daha fazla çalışmaya başladım.”

“TÜRKİYE’DE HER İKİ KİŞİDEN BİRİ HER HAFTA SAHTE BİR HABERLE KARŞILAŞIYOR”

Gazetecilik mesleğine bu şekilde başlayan Atakan, https://teyit.org sitesini kurmasıyla çok daha bilinmeye, önemli haberlere imza atmaya ve uluslararası platformlarda da anılmaya başladı.

“Tüm bunlar olurken aklımda hep bir şey yapma fikri vardı ama ne yapacağıma tam olarak karar veremiyordum. İlk başta twitter’da gördüğüm yanlış bilgileri doğrulamaya, paylaşmaya başladım. Daha sonra Türkiye’de sıklıkla terör saldırıları olmaya başladı. Kriz anlarında sahte haberler her zaman artmaya başlar. Artık bu işi tek başıma bu şekilde amatör olarak yapamayacağımı anladım. Profesyonel olarak bu işe başladım. Bu platformu kurma fikri aklıma düştü. Henüz çok gençtim. Altı ay kadar nasıl olur diye düşündüm. Sonunda 2016 yılının Ekim ayında siteyi açtım. Elbette arada geçen iki yılda da bu konuda pek çok yeni bilgi edindim. Hala öğrenmeye devam ederek, çalışmaya devam ediyoruz. Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de her iki kişiden biri her hafta sahte bir haberle karşılaşıyor. Bu bize sorunun derinliğini gösteriyor. Biz bununla mücadele etmeye çalışıyoruz. Günde bir veya iki haber doğruluyoruz. Bu da bize her gün bir şekilde bir yalan haberin Türkiye medyasına düştüğünü gösteriyor.”

“OKURLAR AYDA ORTALAMA BİN ŞÜPHELİ HABERİ BİZE GÖNDERİYOR”

 https://teyit.org sitesinin çalışma düzeniyle ilgili de bilgi veren gazeteci Atakan Foça, gelen şüpheli haberlerin değerlendirilmesini, sıklıkla karşılaştığı içerikleri şöyle açıklıyor;

“Daha çok okurlardan aldığımız bilgiler doğrultusunda çalışıyoruz. Günde ortalama otuz haber alıyoruz. Bir ayda bu sayı bine tekabül ediyor. Okurlar sosyal medyada şüpheli gördükleri haberleri bizimle paylaşıyor. Bazen şüpheli olmayan haberler de geliyor. Bazen sahte olduğunu çok hızlı tespit ettiğimiz haberler de geliyor. Elbette her gelen habere bakamıyoruz ama internette en fazla hangisi yaygınsa ona göre değerlendiriyoruz. Sahte olabilecek bir haberi, şayet bir haber sitesi yapmışsa, o zaten hemen bizim yaygınlık kriterimize uygun oluyor. Haberi haber sitesi yapmışsa elbette yaygınlaşması çok kolay olacaktır demek oluyor. Önce yaygın olanlara bakıyoruz. Bir kısmı zaten doğrulanamayacak haberler de oluyor. Onları da eliyoruz. Bazı sahte haberler yaygın olmuyor. Biz de düzeltip yaygın hale getirmemek için onları görmezden gelebiliyoruz, beklemeye alıyoruz. Gelen şüpheli haber ihbarlarının yarısı politik haberler oluyor. Ama yalan haberlerin çoğu politik diyemeyiz tabii. Bize gönderen insanların ilgi alanlarının daha çok politika olduğunu söyleyebiliriz belki. Elbette bizim internette göremediğimiz başka alanlarda da yalan haber yapılıyor. Belki de sağlık konusunda daha fazla yalan, sahte haber yazılıyor olabilir. İçerik olarak en sık yapılan sahte haberden bu nedenle emin olamıyoruz. Bu durum biraz da bizim yankı fanusları içine sıkışmış olmamızdan kaynaklanıyor. Bunu aşmanın en iyi yolu daha fazla okuyucunun bize farklı alanlarda şüpheli gördükleri içerikleri paylaşmalarından geçiyor. Tabii kullanıcıları da çok farklı yelpazeden seçebilmek lazım ki her yerden şüpheli haberler gelsin. Şu an için şüpheli haberlerin çoğu politik oluyor diyebilirim.”

“FARKLI PEK ÇOK KAYNAĞI TAKİP EDİP DOĞRU BİLGİYİ SÜZÜYORUZ”

Site okuyuculara şüpheli buldukları haberleri doğrulama konusunda önerilerde bulunurken, Atakan da bize kendilerinin doğrulama için neler yaptıklarını tarif ediyor. Bu işin çok da kolay olmadığı ortaya çıkıyor.

“Gönderilen içeriğe göre değişmekle birlikte fotoğrafın eski olup olmadığı, videonun montaj olup olmadığını kontrol etmekle başlıyoruz. Tabii bazı teknik araçlardan da faydalanıyoruz. İnternette görsel araması yapmak ya da hava durumunu tespit edip o fotoğrafın çekildiği tarihte havanın öyle olup olmadığını tespit etmek gibi… Bazen çekilen bir videonun yerini tespit etmek için haritalardan arama yapıyoruz. Lokasyonu tespit etmeye çalışıyoruz. Pek çok yöntem var. En basiti internette arama yapmak. Bu zaten herkesin yapabileceği bir şey. Herkes şaştığı bir haberi bu şekilde, en temel yöntemle sorgulayabilir, araştırabilir. Bunu sadece gazeteciler değil, okurlar da yapabilir. Elbette bunun için zaman gerekiyor, araştırmayı derinleştirmek gerekiyor. Okurun her kaynağa güvenmemesi, farklı kaynaklardan okuma yapması gerekiyor. Biz bir anlamda bunu yapıyoruz. Farklı pek çok kaynağı takip edip doğru bilgiyi süzüyoruz.”

“YALAN, SAHTE HABERDE DAİMA DÜRTÜKLEYİCİ BİR ŞEY OLUYOR”

Sahte haberleri kimler neden üretiyor, insan merak etmeden edemiyor. Dünyada yazılı basında üretilen ilk sahte haberin 1867 yılında New York Sun isimli bir gazete tarafından, altı günlük bir haber dizisi olarak yapıldığı ve tirajını yediye katladığı biliniyor. Bu bilgi Atakan tarafından da doğrulanıyor.

“Sahte haber konusunda böyle bir kabul var. Elbette çok daha eskiye dayandığını da düşünüyorum. Hayatta dedikodu varsa, sahte haberler de mutlaka olmuştur. Henüz neden sahte haber yapıldığına ilişkin bir fikrimiz yok. Sahte bilgiyi yayan hesabın arkasında kimin olduğunu tespit etmek çok zor. Bazıları siyasal parti mensupları tarafından yapılıyor. Sempati kazanmak, ya da diğer partileri karalamak için yapılabiliyor. Bunu tespit etmek imkânsız gibi. Tabii bilinçli yayan aktörler olduğu gibi, farkında olmadan yanlış bilgiler yayanlar da var. Okuduğu bir makaleyi paylaşan, onun üzerine yorum yapan, yaptığı yorumun makale ile ilgisi olmayan insanlar da oluyor. Böyle yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan, hatalı paylaşımlar, bunların yayılması da söz konusu olabiliyor. Sahte haber çok farklı boyutlarda çalışıyor. Kriz zamanlarında insanlar bunu bilinçsiz olarak yapıyor ama bunun dışında bazıları da bu sahte, yalan haberleri bilinçli olarak yayıyor. Diğer insanlar da buna inanma eğilimi gösteriyor. Yalan haberlerde daima dürtükleyici bir şey oluyor. Dolayısıyla ne kadarı bilinçli yayılıyor, ne kadarı bilinçsiz onu kestirmek zor. Bu konuda akademik çalışmaya dava çok ihtiyaç var ama benim gördüğüm kadarıyla politikayla alakalı sahte haberlerin çoğu bilinçli yayılıyor. Sağlık, spor konusunda yayılanlar ise daha çok bilgisizlikten kaynaklanıyor. Tabii bu televizyonda da oluyor. Afrin Harekâtı sırasında askerlerimiz nasıl teröristleri avlıyor diye video yayınlanıyor. Oysa videonun bilgisayar oyunu olduğu tespit ediliyor. Televizyon çok daha riskli çünkü internetten çok daha fazla insana ulaşma imkânı var. Dolayısıyla televizyona çıkan bir görüntünün pek çok kez teyit edilmesi gerekiyor. Elbette biz tüm gün televizyon izleyemeyiz ama bu mecralarda olan insanların daha özenli olması gerekiyor.”

“FACEBOOK’LA YALAN HABERLERİ ÖNLEMEK İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPIYORUZ”

Siteyi ziyaret ettiğiniz zaman en dikkat çekici detay reklâmın hiç olmayışı… Reklâmsız ekonomik olarak nasıl ayakta durduklarını da bizimle paylaşıyor.

“Reklâm almıyoruz. En başından beri reklâm almayacağız, tık tuzağı yapmayacağız, insanları kandırmadan gerçek neyse onu söyleyeceğiz dedik. Gelir modelimizi reklâma bağlamak istemiyoruz. Çünkü uzun vadede gerçekleri aktarmada yanıltıcı olacak diye düşünüyoruz. Reklâm almak demek sürekli tık çekmeye çalışmak demek. Tık çekmeye çalışmak demek de insanları kandırmak anlamına geliyor. Bir de insanlar sanıyor ki reklâm veren markanın boyunduruğu altında oluyorsunuz. Bu elbette her zaman böyle değil ama öyle bir algı var. Tüm bu nedenlerle reklâm almayacağız dedik. Bu şekilde devam ediyoruz. Facebook geçen yıl Ocak ayında bir program başlattı. Bu programla platformunda bulunan yalan haberleri önlemek için bizim gibi doğrulama organizasyonları ile işbirliği yapıyor. Yirmi ülkede bu uygulanıyor. Türkiye’de de biz Mayıs ayında bu programın ekibi olduk. Hem Facebook algoritmasının seçtiği, hem de sizin bu yalan haberdir diye Facebook’a rapor ettiğiniz, şikâyet ettiğiniz içerikler bizim önümüze geliyor. Biz de üzerine analiz yazdıklarımızı, tespit ettiklerimizi yanlış olarak işaretliyoruz. Yanlış olarak işaretlenen sayfaların erişimi otomatik düşüyor. Bir sayfa üçten fazla yalan haber paylaştıysa onun bütün gönderilerine erişim düşüyor. Bunu paylaşmaya çalışan olursa da bizim ilgili analizimizin linki çıkıyor. Bu şekilde Facebook bize yalan haberde yüzde seksen azalma olduğunu söyledi.  Şu anda gelirimizin çoğunu bu işbirliğinden kazanıyoruz. Bunun yanında farklı projeler de yaptık. Avrupa Birliği Komisyonu’ndan, İngiltere Büyükelçiliği’nden destek aldık. Küçük bir kullanıcı desteğimiz de söz konusu. Hedefimiz okuyucularımızın desteğini artırmak, diğer oranları ise küçültmek.”          

  

              

 

               

 

 

Bu haber toplam 1294 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 385 Sayısı

Adres Kıbrıs 385 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler