1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Mağusa’dan bir grup polis, toplam 10 Kıbrıslıtürk’ü kaçırıp öldürdü…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Mağusa’dan bir grup polis, toplam 10 Kıbrıslıtürk’ü kaçırıp öldürdü…”

A+A-

POLİTİS gazetesi “Kıbrıs: Cezalandırılmamış Suçlar Dosyası”nı yayınlamayı sürdürüyor: “Bir gecede 10 Kıbrıslıtürk’ü öldürdüler…”

Lefkoşa, 6 Ağustos 2018 (T.A.K): Politis gazetesinin bir süreden bu yana yayımlamakta olduğu “Kıbrıs: Cezalandırılmamış Suçlar Dosyası” devam ediyor.

Gazete “Bir Gecede 10 Kıbrıslı Türk’ü Öldürdürler- Mağusa’da 11 Mayıs 1964’teki Soykırımı Polisler Yaptı- Polis Genel Müdürlüğü Ertuğrul Veli’nin Cesedini Ortadan Kaldırdı” başlıklarıyla ilk sayfadan yer verdiği haberinde, Kıbrıslırum polisinin 6 Kıbrıslıtürk’ün 11 Mayıs 1964 tarihinde Mağusa’da hangi şartlar altında öldürüldüğünü araştırmak için açtığı 3 dava dosyasında da, aynı şüphelilerin isimlerinin tekrarlanmakta olduğunu yazdı.

Bahsedilen gün, Mağusa’dan bir grup polisin, toplam 10 Kıbrıslıtürk’ü kaçırıp öldürdüğünü yazan gazete, Dikelya İngiliz Üssü’nde çalışan dokuzunun Paralimni gölüne götürüldüklerini ve burada soğukkanlı bir şekilde vurulduklarını ifade etti.

Gazete, Mağusa’daki Barclay’s bankasının müdür yardımcısı olan 10’uncu kişinin ise, Kappari bölgesindeki bir tarlada infaz edildiğini ve cesedinin de daha sonra, Rum Polisi’nin faaliyetleriyle, Konno’daki bir kuyuya taşındığını ifade etti.

Gazete iç sayfadan geniş yer verdiği haberinde “Polisler Çetesi- Bir Gecede 10 Kıbrıslıtürkü Kaçırıp Öldürdüler- Bir Tanıklık Rum Polisinin, Bir Polis Aracıyla Kaçırılan  Ertuğrul Veli’nin Cesedinin Gizlenmesi İçin Hareket Ettiğinden Söz Ediyor- Polis Dikelya Üsleri Çalışanı 10 Kıbrıslı Türk’ün Paralimni Gölüne Götürüldüklerini ve Burada Bir Grup Polis Tarafından Öldürüldüklerini Tespit Ediyor” başlıklarını kullandı.

Gazete, Kıbrıslırum polisinin, 6 Kıbrıslıtürk’ün ölümünün araştırılması için açtığı 3 dosyada da aynı şüphelilerin isimlerinin geçtiğini yineleyerek, altı Kıbrıslıtürk’ten beşinin Dikelya İngiliz Üslerinde yardımcı personel olarak çalışmakta olduklarını belirtti.

Bunlardan 3’ünün çalıştıkları yerlerden, diğer 2’sinin de bindikleri otobüsten kaçırıldıklarını kaydeden gazete, 6’ncı kişinin ise Mağusa’daki Barclays Bankası'nın müdür yardımcısı olduğunu ve onun da çalıştığı yerden kaçırıldığını ifade etti.

Bahsedilen gün, daha sonra öldürülmek üzere çalıştıkları yerden kaçırılan İngiliz Üsleri çalışanı Kıbrıslıtürkler’in aslında yedi kişi olduğunu da kaydeden gazete, polisin açtığı dosyanın 3 kişinin ölümünün araştırılmasıyla ilgili olduğunu (Hüdaverdi Yusuf Osman, Ahmet Mustafa, Hasan Ziya) belirtti.

Gazete, polisin elde ettiği tanıklıklarla, 11 Mayıs 1964 akşamı, bir grup silahlı Kıbrıslırum’un üslerin merkez deposuna girdiği ve burada üslerdeki iki Kıbrıslırum çalışanın yardımıyla yukarıda adı geçen 3 kişiyle birlikte, 4 kişiyi daha (Kemal Mehmet Emin, Hamit Mustafa Kulak, Canbulat Ali ve Ziya Yusuf) tutukladıklarının ortaya çıktığını anlattı.

Tutuklanmalarının ardından, 7 Kıbrıslıtürk’ün Derinya polis karakoluna, oradan da Paralimni gölüne götürüldüklerini yazan gazete, bu kişilerin burada öldürüldüklerini ve oraya gömüldüklerini belirtti.

Cinayetin izlerinin ortadan kaldırılması için, cesetlerin buradan taşınarak, Protara’ya bağlı Konno’daki bir kuyuya gömüldüklerini ifade eden gazete, ölümleriyle ilgili polis araştırması başlatılan 3 kişinin kemiklerinin, 2006 yılının Haziran ayında tespit edildiğini kaydetti.

İş dönüşünde bindikleri otobüsün önünün, Mağusa’nın biraz dışında kesilmesiyle, üslerde çalışan iki başka Kıbrıslıtürk çalışanın da Derinya polis karakoluna sevk edildiklerini yazan gazete, bu kişilerin Hüseyin Ahmet ile Mustafa Hasan olduklarını; otobüste üslerde çalışan 2 İngiliz bulunduğunu fakat bunların Kıbrıslırum polisi tarafından serbest bırakıldığını ifade etti.

Gazete, polisin araştırmaları çerçevesinde, ifadelerini almak için bu 2 İngilizi aradığının görülmediğini de belirtti.

Gazete, polisin elde ettiği tanıklığa göre, bu 2 Kıbrıslıtürk’ün Derinya Polis Karakolu'ndan Paralimni Gölü’ne götürüldüklerini ve burada öldürülerek gömüldüklerini kaydetti.

Gazete cesetlerin daha sonra taşınarak, Protara’daki bir kuyuya gömüldüğünü ve kemiklerinin de 2006 yılının Haziran ayında tespit edildiğini yazdı.

Hüseyin Ahmet’in yakınlarının, ölüm koşullarının araştırılmasında eksiklik olduğu gerekçesiyle 2009 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Rum Yönetimi aleyhinde başvuruda bulunduklarını, öte yandan aynı yıl hem Kıbrıslırum Başsavcısı, hem de Kıbrıslırum İçişleri Bakanı’na mektup göndererek araştırmaların gidişatı hakkında bilgi istediklerini kaydeden gazete, AİHM’e yapılan başvurunun, araştırmalar gelişme halinde olduğundan erken olduğu gerekçesiyle, AİHM tarafından reddedildiğini belirtti.

2006 yılının Haziran ayında Konno’daki kuyuda Barclays bankasının müdür yardımcısı olan ve o dönem 40 yaşında olan Ertuğrul Veli’nin kalıntılarının da bulunduğunu yazan gazete, eski bir polis olan görgü tanığının, polise yaptığı sözlü itirafta, isimlerini hatırlamadığını iddia ettiği 2–3 kişiyle birlikte (polisler ve vatandaşlar) Ertuğrul Veli’nin kaçırılmasına katıldığını itiraf ettiğini kaydetti.

Aynı kişinin, Ertuğrul Veli’nin muhtemelen Kapari bölgesinde, Paralimni’deki bir tarlaya götürüldüğünü, burada öldürüldüğü ve cesedinin de orada bırakıldığı yönünde ifade verdiğini yazan gazete, daha sonra Lefkoşa’daki Polis müdürlüğünden birinin Paralimni’den bir kişiye telefon ettiğini ve bunların da cesedi saklamayı üstlendiklerini yazdı.

Polisin cinayet verilerinin ortadan kaldırılmasına müdahil olmasının, Kıbrıslırum Polisi tarafından daha fazla araştırılmadığını yazan gazete, polisin sorgu memurlarının, Ertuğrul Veli’nin son saatleri konusunda (araştırmalarını Lefkoşa’ya taşımamalarını kolaylaştıran) ikinci bir versiyon “elde ettiklerini” kaydetti.

Diğer bir sözlü tanıklığa göre, Ertuğrul Veli’nin Derinya polis karakoluna ölü olarak götürüldüğünü ve burada Üslerde çalışan ve kaçırılmış diğer Kıbrıslıtürkler’in de bulunduğunu yazan gazete, aynı kaynağın, Ertuğrul Veli’nin  bunun akabinde diğer dokuz kişiyle birlikte gömülmek için Paralimni Gölü’ne mi götürüldüğünü, yoksa doğrudan Konno’ya mı götürüldüğünü söyleyecek pozisyonda olmadığını aktardı.

Gazete polisin, kaçırma olayına yardım ettiği konusunda ifadelerde adı geçen Ertuğrul Veli’nin meslektaşını aradığının görülmediğini de ekledi.

Gazete, “10 Kıbrıslıtürk’ün Cinayetlerindeki Baş Kahramanlar Aynı- Bir Polis, Kardeşi, Polis Olan Yakın Arkadaşı ve Beş Kıbrıslı Rum- 10 Kurbandan Sekizi Çalıştıkları Yerden Kıbrıslırum Meslektaşlarının Yardımıyla Kaçırıldı” alt başlıklı haberinde de, polisin araştırdığı üç davada, altı Kıbrıslıtürk’ü kaçıranların olduğu gruplarda, aynı kişilerin yer aldıklarının ortaya çıktığını yazdı.

Gazete daha da somut olarak, altı Kıbrıslıtürk’ün ölümüyle ilgili üç davanın araştırılması için açılan üç dosyada da “elde edilen sözlü tanıklıklardan, Kıbrıslıtürkler’in kaçırılması ve daha sonra öldürülmesine, Mağusa’dan eski bir polisin grubunun karıştığının görüldüğünü” aktardı.

Ertuğrul Veli’yi kaçıran ve o dönem Mağusa’da görev yapan polisin başında bulunduğu grupta, polisin kardeşi, Dipkarpaz’dan bir kişi ve bir polisin daha yer aldığını ifade eden gazete, son kişinin, Ertuğrul Veli’nin kaçırıldığı polis aracının şoförü olduğunu ve polise sözlü itiraf ifadesinde bulunan kişinin de bu olduğunu belirtti.

Gazete polisin sorgu memurlarının, eski polis memurunun ifadesiyle ilgili olarak Başsavcıya sundukları bilgilendirme notunda “kendisinin arabada kaldığını ve geriye kalanların bankaya girip, ismi Veli olan bir Kıbrıslıtürk’ü arabaya getirdiklerinin” ifade edildiğini aktardı.

Gazete bahse konu kişinin “11 Mayıs 1964 akşamı, kendisinin, adını hatırlamadığı diğer kişilerle birlikte, Pulia, Kapota ve Pandelidis cinayetlerinin öcünü almak için, Kıbrıslıtürkler’in bulunması amacıyla Mağusa’nın çeşitli noktalarına gittiklerini söylediğini” de yazdı.

Gazete, aynı kişinin, Hüseyin Ahmet ile Mustafa Hasan’ın Mağusa’nın hemen dışında otobüsten kaçırılmalarına da katıldığını da ekledi.

Gazete, “Esas Şüpheli Üç Kez Sorgulandı- ‘Yanlış Kişi’ ” ara başlıklı haberinde ise, Dikelya İngiliz Üsleri depolarından kaçırılan yedi Kıbrıslıtürk’ten 3’ünün ölümüyle ilgili polis araştırmasının daha da derine gittiğini yazdı.

Eski polis memuru ve hayatını kaybeden kardeşinin dışında, şüphelilerin listesinde dört kişi daha bulunduğunu kaydeden gazete, araştırmaların başlamasıyla bunlardan birinin hayatta olduğunu, bunun ise geçirdiği rahatsızlık sonucu felçli olduğunu ve kendisiyle iletişim kurulmasının zorluğuna rağmen, sorgusunda olaya karıştığını reddettiğini ve bir şey bilmediğini söylediğini iletti.

Gazete polisin hayatını kaybeden şüphelilerden, Paralimni gölündeki kurbanların cesetlerini gizlemeyi üstlenen ekskavatörün sahibinin kimliğini teyit ettiğini, 7 Kıbrıslıtürk’ün kaçırılmasına katılan Üs çalışanı iki Kıbrıslırum’dan birinin ise, 2010 yılının akabinde polisin araştırmaları başladığı zaman, hayatını kaybettiği, diğerinin ise Afrika’da yaşadığını ifade etti.

Altı Kıbrıslıtürk’ün ölümüyle ilgili üç davaya ilişkin olarak ise, Mağusa’daki eski polis memurunun esas şüpheli olarak sorgulandığını yazan gazete, bahse konu kişinin sorgulanmaya çağrıldığı üç seferde de aynı tutumu sergileyerek “polisin birçok sorusuna yanıt vermeyi reddederek, polisin yanlış kişiyi sorguladığını söylediğini” ekledi.

Üç meseleden ikisinde yer aldığı sözü edilen bu kişinin kardeşinin ise, yalnızca Ertuğrul Veli’nin ölümüyle ilgili ifade vermeye çağrıldığını ve konuya herhangi bir şekilde karıştığını reddettiğini belirten gazete, üç cinayetten ikisine karıştığını sözlü olarak itiraf eden başka bir eski polisin ise (polisin 2013 yılındaki bilgilendirme notuna göre) daha sonra yazılı ifadeye çağrılmasının beklendiğini ekledi.

Gazete, Kıbrıslırum Baş Savcısı Kostas Kliridis’e, 1963–64 döneminde Kıbrıslıtürkler aleyhinde gerçekleştirilen cinayetlerle ilgili olarak, son aşamasında bulunan araştırmaların akıbetini sorduğunu ancak bu talebine yanıt alamadığını da ekledi.

(POLİTİS – Mihalis Theodoru – 6.8.2018)

 


  “Kayıplar” konusunda konuşan Fotiu: “Zaman en büyük düşmanımız…”

 

Fotiu’nun ofisinin yardımlarıyla 1974’te Piskobu Kıbrıslıtürk mezarlığına defnedilen Osman Ahmet’in mezarı belirlendi…

 

Lefkoşa, 6 Ağustos 2018 (T.A.K): Rum Başkanlığı’nın İnsani Konularından Sorumlu Komiseri Fotis Fotiu’nun, Kayıp Şahıslar Komitesi çalışmalarının karşı karşıya kaldığı zorluklara atıfta bulunduğu belirtildi.

Fileleftheros gazetesi, “Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Programı Tehlikede- Kazılardan Ortaya Çıkan Kemiklerin Sayısında Dramatik Düşüş- Fotiu: Zaman En Büyük Düşmanımız” başlıklı haberinde, Fotiu’nun gazeteye açıklamalarına yer verdi.

Buna göre, her gün gösterilen çabalara rağmen, ne yazık ki 44 yılın akabinde, insani bir mesele olan kayıplar konusunun hala açık olduğunu ifade eden Fotiu, Komite’nin programının başlamasından bu yana 12 yıl geçmesine rağmen, yaklaşık 850 Kıbrıslırum ve Yunan’ın hala kayıp olduğunu ifade etti.

Gazete son yıllarda gerçekleştirilen kazılardan ortaya çıkan rakamları ortaya koyan ve durumun neden trajik olduğunu açıklayan Fotiu’nun, durumun böyle devam etmesi halinde, çok zor bir durumda kalacaklarını söylediğini iletti.

Kalıntı tespit edilmesinde yaşanan dramatik düşüşün kendilerini endişelendirdiğini ifade eden Fotiu, rakamların bu trajik durumu ispatladığını; 2015 yılında 156 kalıntı veya kalıntı parçası, 2016’da 114, 2017’de 49, 2018 yılının ilk altı ayında ise yalnızca 8 kalıntı veya kalıntı parçası tespit edildiğini ifade etti.

Açıklamasında, konu hakkında Türkiye’yle ilgili iddialarını yineleyen Fotiu, bu çabada en büyük düşmanlarının zaman olduğunu ekledi.

Gazete “Arodez’den Osman Ahmet” ara başlıklı haberinde ise, Baf’a bağlı Arodez’den Kıbrıslıtürk Osman Ahmet’in ailesinin, Kıbrıs Cumhuriyeti İnsani İşler Komiseri Fotis Fotiu’ya başvurarak, akrabalarının Kıbrıslırum kesimindeki gömü yerinin tespit edilmesi için yardım istediklerini yazdı.

Evli ve dört çocuk babası olan Osman Ahmet’in, 1974 yılının Temmuz ayında, Ağrotur İngiliz Üsleri yakınlarında gerçekleşen çatışmada hayatını kaybettiğini yazan gazete, bunun, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk kayıplarla ilgili vakaları içerisinde yer almadığını ifade etti.

Gazete, Fotiu’nun ofisinin, aileyle işbirliği içerisinde, olası gömü yerini Limasol’a bağlı  Piskobu’da (Yalova) Kıbrıslıtürk mezarlığında tespit ettiğini; geçtiğimiz Mayıs ayında alanın kazıldığını ve DNA testi için kemik örneği alındığını ifade etti.

Nöroloji ve Genetik Enstitüsü’nün, alınan numunelerin Osman Ahmet’e ait olduğunu tespit ettiğini ifade eden gazete, ailenin kimlik tespiti konusunda bilgilendirilmesinin akabinde, birkaç gün önce Fotiu’nun ofisinden DNA için kullanılan numuneleri aldıklarını ve bunu Osman Ahmet’in Piskobu (Yalova) Kıbrıslıtürk mezarlığındaki geriye kalan kalıntılarının bulunduğu mezara gömdüklerini ekledi.

ff-040.jpg

Foto: Artemis Pullos

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 6.8.2018)

Bu yazı toplam 1077 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar