1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kayıtsız” kayıpların dramı… - 3 –
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kayıtsız” kayıpların dramı… - 3 –

A+A-

 “Kayıp” İbrahim Latif’in kardeşleri Nazife Abbasoğlu ve Mehmedali İnce anlatıyor… “Annemiz Cemaliye, oğlunu bekleye bekleye göçüp gitti… Annem yatırdı, sonra kalkardı, “Acaba oğlum geldi da duymadım?” derdi… Hep beklerdi…”

 

 “Kayıp” İbrahim Latif’in kardeşleri Nazife Abbasoğlu ve Mehmedali İnce anlatıyor… “Annemiz Cemaliye, oğlunu bekleye bekleye göçüp gitti… Annem yatırdı, sonra kalkardı, “Acaba oğlum geldi da duymadım?” derdi… Hep beklerdi…”

İbrahim Latif’in kardeşleri Nazife Abbasoğlu ve Mehmedali İnce ile sevgili eşi Göksen İnce’yle röportajımız şöyle:

 

SORU: Kaç yaşındasınız?
NAZİFE ABBASOĞLU (İbrahim Latif’in kızkardeşi):
65…

SORU: Yorgozlusunuz (Diorioz-Tepebaşı)… Annenizin adı neydi?
NAZİFE ABBASOĞLU: Cemaliye…
Babamın da Latif…

SORU: İkisi da Yorgozlu’ydu, yoksa?
NAZİFE ABBASOĞLU:
İkisi da Yorgozlu, evet…

SORU: Yorgoz eskiden değişik, çok daha önemli bir yerdi… Biraz anlatabilir misiniz bize Yorgoz’u…
NAZİFE ABBASOĞLU:
Güzel bir yerdi. Duyduğumuz kadarıyla zamanında Beliğ Paşa tüm Kıbrıs’ı, adayı gezmiş yani ve en güzel yer olarak bizim yerimizi, Yorgoz’u seçmiş. Ve geldi, oraya yerleşti. Uzun bir süre da orada kaldı. 63’ten sonra, yani şimdi Beliğ Paşa’nın konağı yok artık… Kalıntıları var… Çünkü uzun süre geçti.

SORU: Sanırım mobilyacı Salim’in da konağı Yorgoz’daydı…
NAZİFE ABBASOĞLU:
Salim’in konağını hatırlamam, belki bu Beliğ Paşa’nın konağının yanında bir yerdi. Çok hatırlamam yani…
Biz belediyeydik 63’ten önce. Ama 63’te göçmen olduk ya, 74’ten sonra belediyeyi kaldırdılar, şimdi Lapta belediyesine bağlıyık.

SORU: Siz kaç kardeşsiniz?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Biz üç kardeşik. Her kardeşin arasında on yaş var, onu da söyleyim! İlk abim, İbrahim Latif… Sonra ben, sonra Mehmedali…

SORU: Niçin o kadar ara verdilerdi çocuklar arasında?
NAZİFE ABBASOĞLU:
E vallahi annem biraz işkolik bir kadın olduğu için… Babamla beraber çiftçilik yaparlardı. Yani zor bir iş olduğu için çocuk yapmayı tercih etmezdi.

SORU: Yani eker biçerlerdi yoksa hayvancılık da yaparlardı?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Yok, eker biçerlerdi… Babam alış-veriş yapardı, cambazlık yapardı, hayvan alır satardı.

SORU: Ne eker biçerlerdi?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Arpa, buğday, vigo, bakla, burçak… Eskiden burçak da varıdı… Bunlarla uğraşırlardı.

SORU: Siz 74’te kaç yaşındaydınız?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Ben 52 doğumluyum, 74’te 21-22 yaşlarındaydım…

SORU: İbrahim Latif nasıl biriydi?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Abim nasıl biriydi?... Abim, insanları çok seven bir insanıdı – yani insanlara değer veren… Kardeşine, ailesine… Nasıl anlatayım? Biz hem kardeştik, hem kardeşimidi, hem abimidi, hem annemidi, hem babamıdı… Yani kısacası, herşeyimizidi…
Ben Ortaköy’de otururdum, abim Göçmenköy’de otururdu. Ortaköy’den geçerken muhakkak benden geçmeden eve gitmezdi… Benden geçmeden gidersaydı, dönüşte geçerdi. Yani bizim ilişkimiz abiminan, çok yakındık.
Ailesine çok düşkündü. Daha doğrusu insanları çok severdi… Hayvanları severdi… Hobileri arasında hayvan beslemek vardı… Göçmenköy’de oturduğu halde, göçmen evlerinde oturduğu halde, güvercin beslerdi, özel güvercinleri vardı, kuzu, keçi, oğlakları vardı… Yani birer tane muhakkak, çocuklar sevsin diye… Ailesini çok severdi, insanları çok severdi, karıncayı incitmeyen bir insandı… Yani kısacası, dört dörtlük bir insandı… Ömrü kısa oldu…

ss-034.jpg

SORU: Niçin asker olmak istediydi? Kendi istediydi, yoksa?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Kendi istedi çünkü iş bulmadı. İş bulmadığı için asker olmayı seçti. Ondan da memnundu, yani işinden da memnundu…
Abim 63’ten sonra hep Lefkoşa’da kaldı, okulu bitirdikten sonra hep Lefkoşa’da kaldı… Türkiye’de okurdu, 71’de geri geldiydi bitirinca…
Birkaç defa gezmeye gittiydik Yorgoz’a… Yorgoz Rumlar’daydı o zaman.

SORU: 63’ten sonra Yorgozlular nereye yerleştiydi?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Yorgozlular değişik bölgelere yerleşti. Kimisi Hisarköy’de (Kambilli) kaldı, kimisi Lefkoşa’ya geldi. Hisarköy ve Lefkoşa’ya dağıldı yani…

SORU: 63’te bir şey mi olduydu ki karma köy Yorgoz’dan Kıbrıslıtürkler kaçtıydı?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Hiçbir şey olmadıydı… Hiçbir şey olmadı ama korktukları için kaçtılar. Bir şey olacak diye korktular ve Hisarköy’e yerleştiler.

SORU: Mesela Ayirini (Akdeniz) kaçmadı… O da karma köydü…
NAZİFE ABBASOĞLU:
Ayirini kaçmadı. Hisarköy (Kambilli) kaçmadı…

SORU: Ayirini karmaydı… Bazı Kıbrıslıtürkler öldürüldü Ayirini’de ve “kayıp”tırlar ama aynı zamanda bazı Kıbrıslırumlar da Kıbrıslıtürkler tarafından öldürülüp “kayıp” edildi, tecavüz da ettilerdi bazı Kıbrıslıtürkler, yaşlı, yatalak bazı Kıbrıslırum kadınlara…
NAZİFE ABBASOĞLU:
Ondan korktukları için kaçtılardı…
GÖKSEN İNCE (İbrahim Latif’in eşi): Sevgül sana söyledim mi, bak… Benim eşim iş bulmayınca, Rum tarafına işlemeye gitti. İnşaatlarda işledi. Yukarıdan çamur dolu kovayı ayağına düşürdüler. Başına düşsün istediler da kendi fark ettiği için geri çekildi ve ayağına düştü. Ayağının başparmağı kırıldıydı… Geldi eve, ondan sonra geçmedi diğer tarafa çalışmaya. Ve o zaman karar verdi asker olmaya. Yani sebep buydu… Çok istediğinden değil, başka seçeneği yoktu. Kendi tarih bölümünü bitirdiydi ve elinde yazısıyla geldiydi, profesörü kendisini asistan yapmak ister diye… Ali Süha, o zaman Maarif Dairesi Müdürü’ydü… Kaale almadı bu yazıyı. Yazı bende durur… Yani askerliği öyle isteyerek, gönüllü olmadı… İşsizlikten yani…

SORU: 74’te nasıl öğrendiydiniz ki “kayıp”tır?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Yengem söyledi… Gelmedi… Belli bir süre geçtikten sonra hiçbir haber alamadık…

SORU: En son ne zaman gördüydünüz kendini, hatırlarsınız?
NAZİFE ABBASOĞLU:
19 Temmuz muydu? Bu hadiseler çıkmazdan bir gün önce…
Bir gün önce gördüydüm… Çünkü muhakkak her gün görüşürdük. Yani görüşmediğimiz bir gün yoğudu…
GÖKSEN İNCE: Harekattan bir gün önce eve geldi… Kayınvalidem da geldi… Bir gün önce kayınvalidemle görüştü, bizimle görüştü… Öyle gitti… Harekatta rahmetlik babam Mehmet Paralik gitmiş Ziver Bey’in oraya… Babama demiş ki eşim, “Baba” demiş, “ne olur Göksen’i al da gel, hem çocukları da görüşelim…”
Silahlar atılır, babam geldi adam, dedim “Nere gideceyik baba iki tane çocuğunan?”
Çünkü Alay’ı bastı artık Rumlar… Ortaköy’deki Alay’a geldiler… Nere gideceyik?
Dedim “Yok baba, gidemeyik…”
Ertesi gün sabah 11’de da taaruza gitti, düşünebilin? Ve geri gelmedi…
Orada hata yaptım… Alıp çocukları gitseydim…
NAZİFE ABBASOĞLU: Bilemezdin, nereden bilebilirdin böyle olacağını… Bilsen… Hepsimiz giderdik, değil ama? Gitmesine müdahale ederdik… Bilsen, ne bilin?

Yani abim bizim için çok büyük bir kayıptır… Tüm aile için…

SORU: Anneniz bekler miydi kendini?
NAZİFE ABBASOĞLU:
Hep… Annem bekleye bekleye öldü… Kapı çalındığı zaman “Aman oğlum geldi herhalde” derdi… Gece yatırdı, kalkardı mesela, “Aman acaba oğlum mu geldi da ben duymadım?” derdi… En sonunda “Bir mezarını olsun göreyim da ondan sonra öleyim” derdi… “Yerini olsun bileyim, ondan sonra öleyim” derdi… Annemin abimi anmadığı saat yoğudu… Onunla yaşardı zaten…

 

DEVAM EDECEK

 

 

Bu yazı toplam 1280 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar